Köşkteki Büyük Sofra

503 Words
​Haldun Bey’in köşkü, bu akşam her zamankinden daha aydınlıktı. Selin’in amcaları, yengeleri ve ailenin yakın dostları, uzun yemek masasının etrafında toplanmıştı. Kerem ise ailenin yeni "gözdesi" olarak Haldun Bey’in hemen sağ çaprazına oturtulmuştu. ​Selin, üzerinde asil ama sade bir elbiseyle masada otururken, Murat salonun tavanına yakın bir yerde, kristal avizenin kristallerini hafifçe titreterek masayı izliyordu. ​"Gönül Hanım, bu enginar kalbi her zamanki gibi bir sanat eseri," dedi yenge Neriman, peçetesini nazikçe dudaklarına değdirerek. ​Gönül Hanım, yüzünde o aristokrat gülümsemesiyle cevap verdi: "Afiyet olsun Neriman. Selin de çok sever biliyorsun, onun için özellikle hazırlattım. Selin, bak tabağını bitirmemişsin kızım?" ​Selin zoraki bir gülümsemeyle çatalını oynattı. Murat, Selin'in kulağına eğildi: "Selin, yengen enginara sanat eseri dediği an ben koptum. Bu evde her şey mi bu kadar steril olmak zorunda?" ​Fısıltılar ve İmalar ​Masanın diğer ucunda, Selin’in kuzenleri Melis ve Arda fısıldaşıyordu. Melis, Kerem’i süzerek, "Baksana, Kerem ne kadar yakışmış masaya. Selin sonunda kendine gelmiş gibi görünüyor," dedi, sesini alçaltarak. Ama Murat’ın kulakları her şeyi duyuyordu. ​Murat bir anda Melis’in önündeki şarap kadehine ufak bir dokunuş yaptı. Kadeh, Melis’in beyaz elbisesine bir damla sıçratarak titredi. "Kendine gelmiş mi? Ben buradayım küçük hanım!" diye mırıldandı Murat. ​Haldun Bey, boğazını temizleyerek ayağa kalktı. Masadaki tüm gürültü bir anda kesildi. "Dostlar, ailem... Hepinizin bildiği gibi son bir yıl bizim için, özellikle de kızım Selin için çok zordu. Ama hayat, akması gereken bir nehir gibidir. Engelleri aşar ve yolunu bulur. Bugün burada, Selin’in o güçlü duruşunu ve aramıza, hayata tam anlamıyla dönüşünü kutlamak için toplandık." ​Gönül Hanım, duygulu gözlerle Selin’e baktı. "Evet, kızım... Senin yeniden gülümsediğini görmek, bizim için en büyük hediye." Kerem’in Beklenmedik Çıkışı ​Kerem, ortamın getirdiği cesaretle Haldun Bey’e döndü. "Haldun Bey, Selin gibi biriyle komşu olduğum için çok şanslıyım. Onun bu dik duruşuna hayranım. Ben de onun bu 'yeni yolculuğunda' her zaman yanında olmaya adayım." ​Masada bir alkış koptu. Kerem’in bu "adaylık" ilanı, aile tarafından onaylanmış bir "vize" gibiydi. ​Murat masanın ortasına indi, tam Kerem’in önüne dikildi. "Adaymış! Seçim sandığı mıyız biz aslanım? Selin, bu herif resmen aile meclisinden onay alıyor!" ​Selin, masanın altından ellerini sıktı. Murat'ın öfkesi odadaki havayı ağırlaştırmaya, şöminedeki ateşin bir anda parlayıp sönmesine neden olmaya başlamıştı. ​"Baba, anne..." dedi Selin, ayağa kalkarak. "Bu akşam çok güzel. Ama şunu bilmenizi isterim; ben hiçbir yere 'dönmedim'. Ben hep buradaydım. Ve kalbimdeki boşluk bir 'eksiklik' değil, bir 'emanet'. Murat benim geçmişim değil, benim her günüm. Kerem’e de nezaketi için teşekkür ederim ama ben bir 'yolculuğa' çıkmıyorum, zaten bir yolun üzerindeyim." ​Odada buz gibi bir sessizlik oldu. Gönül Hanım’ın yüzündeki gülümseme dondu. Haldun Bey, kızının bu net duruşu karşısında sadece başını sallamakla yetindi. ​Murat, Selin’in tam arkasına geçti, ellerini onun omuzlarına (havada) koydu. "İşte benim fırtınalı kızım... Bu masadaki tüm gümüş takımlardan daha parlaksın şu an." ​Kerem mahcup bir şekilde içkisinden bir yudum aldı. Selin, Murat’ın varlığını yanında hissederek derin bir nefes aldı. Ailesi ona "unut" dememişti ama o, "asla unutmayacağım" mesajını o koca köşke bir bayrak gibi dikmişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD