​54. BÖLÜM: HAYALİN SICAKLIĞI

722 Words
​Sabahın ilk ışıklarıyla Kerem’in kapısından ayrılıp kendi dairesine geçen Selin, içinde tarif edemediği bir dinginlik taşıyordu. Kerem’le olan o "fıskiye" şakalaşması, o eski çocuksu neşe zihninde bir yerlerde yankılanmaya devam ediyordu. Ancak kapıyı arkasından kapattığı an, evin havasının değiştiğini fark etti. Havada alışık olduğu o buz gibi hayalet kokusu yoktu; aksine, evin içi taze sümbüllerin ve Murat’ın hayattayken kullandığı o odunsu, baharatlı parfümün kokusuyla dolmuştu. ​“Murat?” diye fısıldadı Selin. ​Cevap gelmedi ama salonun ortasındaki eski pikaptan, en sevdikleri o yavaş caz tınıları yükselmeye başladı. Selin şaşkınlıkla salona doğru yürüdü. Perdeler çekilmiş, gün ışığı sadece tüllerin arasından sızarak odayı puslu, romantik bir havaya bürümüştü. Orta sehpada, Murat’ın en sevdiği o şarap kadehlerinden biri duruyordu; içinde şarap yoktu ama kadehin etrafında bir enerji dalgalanması hissediliyordu. ​“Hoş geldin Selin,” dedi Murat. Sesi bu kez bir fırtına gibi değil, bir kadife gibi yumuşaktı. Selin’in hemen arkasında, omuzlarına çok yakın bir yerde duruyordu. “Bugün ne Kerem var, ne ihanet, ne de ölüm. Bugün sadece biz varız.” ​Selin, gözlerini kapattı. Murat’ın hayali ellerinin omuzlarına konduğunu hissetti. Bu kez dokunuşu ürpertici bir soğukluk değil, Selin’in kanını kaynatan bir elektrik akımı gibiydi. Murat’ın kollarının onu sarmaladığını, başını boynuna gömdüğünü hayal ettiğinde, bedeni bu arzuya anında cevap verdi. İhanetin o kirli tortusu, Murat’ın bu yumuşak ve sahiplenici tavrıyla birer birer dökülüyordu. ​“Bana yaklaş,” diye fısıldadı Selin. ​Murat, Selin’i yavaşça yatak odasına doğru yönlendirdi. Selin, sanki havada süzülüyormuş gibi bir hisle yatağa uzandı. Murat onun yanına, çarşafların üzerine çöktü. Selin, yatağın diğer tarafındaki ağırlığı hissedebiliyordu. Murat’ın parmakları (veya o yoğun enerji) Selin’in yüzünde gezindi; alnından, burnunun ucundan ve dudaklarından geçti. Selin bu dokunuşların altında titrerken, Murat’ın hayali vücudunun kendi vücudunun üzerine kapandığını hissetti. ​“Seni çok özledim,” dedi Murat, sesi arzuyla boğuklaşmıştı. “Senin tenini, kokunu, bana ait oluşunu...” ​Selin, Murat’ın hayali kollarının arasında kendini hiç olmadığı kadar güvende ve kadınsı hissetti. Murat’ın elleri geceliğinin ipek kumaşı üzerinde ağır ağır geziniyor, Selin’in vücudundaki her kıvrımı yeniden keşfediyordu. Bu bir hayaletle değil, Selin’in zihninde canlandırdığı en gerçek, en tutkulu Murat’la yaşanıyordu. Murat’ın dudakları Selin’inkilerle buluştuğunda, Selin fiziksel bir temasın ötesinde, ruhunun emildiğini, Murat’ın varlığının kendi varlığıyla bütünleştiğini hissetti. ​O gün saatlerce yatakta sarmaş dolaş kaldılar. Selin konuştu, Murat dinledi; Murat fısıldadı, Selin ağladı. Ama bu gözyaşları kederden değil, aylardır biriken o hasretin boşalmasından geliyordu. Murat, Selin’in saçlarını okşarken ona hayattayken söyleyemediği tüm o güzel sözleri fısıldadı. Ceyda meselesi artık çok uzaktaydı; bu yatağın içinde sadece iki aşığın bitmek bilmeyen tutkusu vardı. ​“Beni hiç bırakma Murat,” dedi Selin, Murat’ın göğsü olduğunu hayal ettiği o boşluğa başını yaslayarak. “Ölümün bile bu kadar sıcak olabileceğini bilmezdim.” ​Murat, Selin’in alnına hayali bir öpücük kondurdu. “Ben seninleyim Selin. Senin nefes aldığın her an, ben senin gölgende, senin tenindeyim. Artık buzlar eridi, artık sadece bu ateş var.” ​Öğleden sonra olduğunda, güneş odanın içine daha dik bir açıyla düşerken, Selin Murat’ın kucağında uyuyakalmıştı. Rüyasında Murat’ın kanlı canlı ona sarıldığını, bahçede beraber koştuklarını gördü. Uyandığında ise oda hala o sümbül kokusuyla doluydu. Murat, pencerenin önünde, sırtı ona dönük bir şekilde duruyordu. ​Selin yataktan kalktı, sabahlığını üzerine geçirmeden çıplak ayaklarla onun yanına gitti. Murat’ın hayali beline sarıldı. “Teşekkür ederim,” dedi Selin. “Bana kim olduğumu, neden seni bu kadar çok sevdiğimi hatırlattığın için.” ​Murat ona döndü. Yüzü huzurluydu. “Seni sevmek benim tek gerçeğimdi Selin. Hatalarım oldu, evet. Ama bu ruh sadece senin için bu dünyada asılı kaldı.” ​Selin o gün, Murat’ın bir hayalet olmasının artık bir engel değil, bir ayrıcalık olduğunu anladı. Kimsenin dokunamadığı bir aşka sahipti; kimsenin göremediği bir ateşle yanıyordu. Kerem’in karşı dairedeki varlığı, dış dünyadaki o gürültülü hayat artık ona çok uzak görünüyordu. O, kendi dairesinde, kendi krallığında, hayalet sevgilisiyle sonsuz bir vuslata ermişti. ​Akşam olurken, pikaptaki müzik dindi. Evin içindeki o yoğun parfüm kokusu hafifçe dağıldı ama Selin’in tenindeki o karıncalanma, Murat’ın dokunuşlarının izi hala taze duruyordu. Selin, aynaya baktığında karşısında parlayan, aşkla yoğrulmuş bir kadın gördü. İhanet bitmişti. Öfke dinmişti. Artık sadece bu tuhaf, karanlık ve şehvet dolu sadakat kalmıştı. ​Kapı tıklandı; Kerem akşam yemeği için bir şeyler getirdiğini söylüyordu. Selin gülümsedi. Murat’a dönüp göz kırptı. ​“Geliyorum abi,” dedi Selin. Ama içinden ekledi: “Seni şaşırtmaya devam edeceğim. Çünkü ben artık tek başıma değilim.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD