Güneş, Selin’in odasına her zamankinden daha ağır ve gri bir ışıkla süzüldü. Gece boyu süren o sirkeli temizliğin keskin kokusu, odanın havasını ağırlaştırmış, atmosferi bir morg sessizliğine bürümüştü. Selin, yatağında doğrulduğunda ilk işi odanın köşesine bakmak oldu. Murat oradaydı. Gece boyu üzerine çöken o hüzünlü ve çaresiz ifadeyle, saydam bedenini duvara yaslamış, Selin’in uyanmasını beklemişti. Hayaletlerin uyumaya ihtiyacı yoktu ama Murat, Selin’in öfkesi altında ezilmekten o kadar yorulmuştu ki, sanki her an dağılacak bir duman bulutu gibi görünüyordu. "Günaydın Murat," dedi Selin, sesi bir bıçak kadar keskin ve pürüzsüzdü. "Umarım gecen huzurlu geçmiştir. Çünkü bugünün senin için pek de öyle olmayacağını hissediyorum." Murat bir şey söylemek için dudaklarını kıpırdattı ama

