Selin, mutfakta annesiyle yaptığı o "Can" sohbetinden sonra odasına çekilirken, koridorda Murat’ın hırpalanmış silüetiyle karşılaştı. Murat, sanki gerçekten bir dayak yemiş gibi omuzları çökmüş, gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi öfkeyle bakıyordu. Selin’in yanından geçerken hissettiği o hafif esinti, Murat’ın çaresiz haykırışlarının fiziksel dünyadaki tek karşılığıydı.
"Bir kadınla başa çıkamıyorsun Murat, değil mi?" dedi Selin, sesini sadece Murat’ın duyabileceği bir frekansta fısıldayarak. "Hayattayken de beceremezdin, şimdi hayalet olduğunda bile sınıfta kaldın."
"Selin, o adam kim!" diye kükredi Murat. "Bana bak, yüzüme bak! Can kim? O gece kulübünde mi tanıştın o züppeyle? O elbiseyi onun için mi giydin?"
Selin, sanki odada sadece kendisi varmış gibi komodinin üzerindeki nemlendirici kremini aldı ve ellerine yavaşça masaj yaparak sürmeye başladı. Murat’ın her geçen saniye daha da delirmesi, Selin için en lüks spa masajından daha rahatlatıcıydı.
"Can’ın en sevdiğim özelliği ne biliyor musun Murat?" dedi Selin, kremin kokusunu içine çekerek. "Senin aksine, o sadece konuşmuyor. Dinliyor. Beni gerçekten duyuyor. Senin gibi kendi yalanlarının içinde boğulmuyor."
"Ben öldüm Selin! Ben öldüm, anlıyor musun?" Murat, Selin’in tam önüne geçip kollarını iki yana açtı. "Karşında duruyorum ama bana dokunamıyorsun! O herif sana dokunacak, seni öpecek... Buna nasıl izin verirsin?"
Selin ayağa kalktı ve Murat’ın tam içinden geçerek aynanın karşısına geçti. Murat, Selin’in bedeninin kendi saydam içinden geçişiyle bir anlık bir titreme yaşadı; bu, ruhun buz kesmesi gibi bir histi. Selin aynadaki yansımasına bakıp gülümsedi. "Dokunmak mı? Can’ın dokunuşu o kadar güven verici ki Murat... Sanki hiç kırılmamışım gibi hissettiriyor."
Aslında Can diye biri yoktu; Selin sadece pizzacının numarasını "Can" diye kaydetmiş, gece boyu kendi kendine attığı mesajları Murat’a izletmişti. Ama Murat’ın o devasa egosu, bir kadının bu kadar kısa sürede "yeni birine" odaklanabileceğini kabul edemiyor, bu yüzden de yalanı gerçeğin kendisinden daha çok sahipleniyordu.
"Sen beni delirtmek istiyorsun," dedi Murat, sesi artık bir ağlama sesine dönüşmüştü. "Sen beni bu evde mahkum edip, gözümün önünde başka bir hayat kuracaksın. Bu adalet mi Selin?"
"Adalet mi arıyorsun Murat?" Selin yavaşça arkasına döndü, gözleri ilk kez Murat’ın gözlerine kilitlendi. Bakışları o kadar sertti ki, Murat bir an için Selin’in onu gerçekten "gördüğünü" ve "onunla konuştuğunu" annesine ihbar edeceğinden korktu. "Sen Ceyda ile o otele girdiğinde adalet neredeydi? Sen nişan törenimizden önce başka bir kadının teninde terlerken adalet neredeydi? Ben o gece evde senin için mumlar yakmış beklerken, sen benim en yakın arkadaşımla hayatımı yakıyordun. Şimdi adalet, senin bu sessiz köşende oturup beni bir başkasıyla izlemendir."
Murat sustu. Verecek hiçbir cevabı yoktu. Bir kadın, bir erkeği affetmediğinde, ona dünyayı cehennem yapmanın bin bir yolunu bilirdi. Selin de bu yollardan en zalim olanını seçmişti: Onu yok sayarak varlığını işkenceye dönüştürmek.
O sırada Selin’in telefonu titredi. Gelen mesaj gerçekten pizzacıdandı: "Siparişiniz yola çıktı." Selin mesajı okuyormuş gibi yapıp kıkırdadı. "Can arıyor... Hayır, mesaj atmış. 'Seni özledim, akşam için sabırsızlanıyorum' diyor."
Murat odanın duvarlarını yumruklamaya başladı. Tabii ki yumrukları duvara çarpmıyor, sadece havadaki molekülleri titretiyordu. "Yapma! Cevap verme o mesaja! Selin, yalvarırım!"
Selin telefonu göğsüne bastırdı ve derin bir nefes aldı. "Ah Murat... Bir kadınla başa çıkamayacağını öldüğünde anlaman ne acı. Şimdi izin ver de akşamki randevum için hazırlanmaya başlayayım. Can, dakik erkekleri severim dediğimden beri saniyesi saniyesine kapımda oluyor."
Selin banyoya doğru yürürken, Murat olduğu yere yığıldı. Saydam omuzları sarsılıyordu. Selin’in bu buz gibi iradesi ve kurguladığı bu hayali rakip, Murat’ın ruhunu her türlü ateşten daha çok yakıyordu. Bir kadın hayalet bile olsan seni parmağında oynatabilirdi; Selin bunun en canlı (ve Murat için en ölü) kanıtıydı.
Gönül Hanım içeriden seslendi: "Kızım, Can mı aradı? Sesin çok neşeli geliyor!"
Selin neşeyle cevap verdi: "Evet anne! Çok heyecanlıyım, bu akşam her şey çok farklı olacak!"
Murat, koridorun karanlığında, Selin’in neşeli adımlarının sesini dinlerken gerçek azabın ne olduğunu anladı. Bir kadının fendi, gerçekten de ölümü bile yenebiliyordu.