İstenmeyen Misafirler

685 Words
​Evin içindeki hava, dış dünyadaki o gri ve gürültülü İstanbul’dan tamamen kopmuştu. Selin için zaman artık saatlerle değil, Murat’ın yanındaki huzurla ölçülüyordu. Evin her köşesi, iki ayın tozundan arınmış, Murat’ın varlığıyla yeniden canlanmıştı. Selin, mutfakta iki kişilik kahvaltı hazırlarken şarkı mırıldanıyordu. Tabağın birine omlet koydu, diğerine ise sadece Murat’ın sevdiği o süzme peynirden bıraktı. ​"Murat, yine gazete okumaya daldın," diye seslendi salona doğru. "Kahvaltın soğuyor, hadi gel artık!" ​Murat, mutfak kapısının eşiğinde belirdi. Üzerindeki o gri hırkasıyla, kapıya yaslanmış bir halde Selin’i izliyordu. "Bana yemek hazırlamanı hala garipsiyorum Selin," dedi, sesinde o tanıdık, hafif alaycı tınıyla. "Biliyorsun, artık acıkmıyorum. Sadece senin o telaşını izlemek hoşuma gidiyor." ​Selin elindeki çatalı masaya bırakıp ona döndü. Kaşlarını hafifçe çatarak, o meşhur fırtınalı hallerinden birine büründü. "Olsun! Bu evde bir düzen var Murat. Sen hayalet oldun diye ben bu düzeni bozamam. Ayrıca, senin gururun varsa benim de inadım var. O peynir o tabakta bitecek!" ​Murat güldü. Selin’e doğru yürüdü, tam yanına gelip durduğunda odadaki hava bir an için serinledi. Selin bu serinliği artık ürpererek değil, bir sevgi nişanesi olarak karşılıyordu. Tam o sırada, apartman boşluğunda yankılanan sert bir zil sesi evin sessizliğini bıçak gibi kesti. ​Selin yerinden sıçradı. Murat’ın bakışları anında ciddileşti. "Geldiler," dedi Murat, sesi artık daha derinden ve mesafeli geliyordu. "Gerçek dünyanın gardiyanları kapında, Selin." ​Selin, kapıya doğru yürürken yüzündeki o mutlu ifadeyi silip yerine donuk bir maske takmaya çalıştı. Kapı dürbününden baktığında Melis ve diğer kız arkadaşı Pelin’i gördü. Ellerinde çiçekler ve "geçmiş olsun" temalı paketlerle kapıda bekliyorlardı. ​Selin kapıyı araladı. "Hoş geldiniz," dedi, sesi olabildiğince düz bir tonda. ​"Canım! Haber aldık, eve dönmüşsün. Seni yalnız bırakmak istemedik," diyerek içeri daldı Melis. Pelin de arkasından gelip Selin’e sıkıca sarıldı. Ama Selin, sarılırken gözlerini hemen arkalarındaki Murat’a dikmişti. Murat, salonun köşesinde kollarını kavuşturmuş, bu davetsiz misafirlere hiç de misafirperver olmayan bir bakış fırlatıyordu. ​"Evi... ne kadar güzel toparlamışsın," dedi Pelin, mutfağa doğru yürürken. Tam o an masadaki iki kişilik servisi gördü. "Aa, biri mi vardı Selin? Annen mi burada yoksa?" ​Selin soğukkanlılıkla mutfağa yürüdü, Murat da peşinden geldi. Murat, Pelin’in tam arkasında durup onun boynuna doğru soğuk bir nefes üfledi. Pelin ürpererek yakasını düzeltti. "Ay, bu ev ne kadar soğuk böyle? Kaloriferler yanmıyor mu?" ​Selin, Murat’a "Yapma şunu" der gibi bir bakış attıktan sonra kızlara döndü. "Kimse yok. Murat’la kahvaltı yapıyorduk." ​Mutfaktaki hava bir anda ağırlaştı. Melis ve Pelin birbirlerine dehşet dolu bir bakış fırlattılar. Melis, titreyen elini Selin’in koluna koydu. "Selin... tatlım... Murat... biliyorsun o burada değil. Yani... fiziksel olarak." ​Selin, Melis’in elini yavaşça üzerinden itti. "Fiziksel ya da değil Melis. O tam karşında, buzdolabının önünde duruyor ve senin şu an ne kadar saçma göründüğünü söylüyor." ​Pelin’in yüzü kireç gibi oldu. "Selin, korkutuyorsun bizi. İki ay geçti... Biz senin için endişeleniyoruz. Bak, masada iki tabak var ama biri bomboş duruyor. Kimse yok orada!" ​Murat, Selin’in kulağına fısıldadı: "Bak, arkadaşların bile beni bir 'hiç' yerine koyuyor. Onlara gerçeği göster Selin. Benim burada olduğumu kabul etmeyeni bu evde tutma." ​Selin’in gözleri parladı. Pelin’e doğru bir adım attı. "Pelin, az önce 'ev ne kadar soğuk' dedin ya... O soğukluk ne biliyor musun? Murat şu an tam arkanda ve senin gitmeni istiyor. Çünkü bizim huzurumuzu bozuyorsunuz." ​"Selin, yeter!" diye bağırdı Melis, gözyaşlarını tutamayarak. "Doktorunu arayacağım. Bu normal değil. Sen hayal görüyorsun!" ​Selin kahkaha attı. Ama bu neşeli bir kahkaha değil, hırçın bir fırtınanın öncüsüydü. "Hayal mi? Murat, göster onlara!" ​O an, mutfak masasındaki Murat’ın önünde duran içi dolu kahve fincanı, görünmez bir güçle sarsıldı ve yavaşça masanın kenarına doğru kaymaya başladı. Kızlar çığlık atarak geri çekilirken, fincan tam kenara geldiğinde durdu. ​"Gördünüz mü?" dedi Selin, gururla. "O burada. Ve şimdi... lütfen evimden gidin. Bizim daha konuşacak çok şeyimiz var." ​Kızlar, eşyalarını bile almadan, arkalarına bakmadan evden kaçarken; Selin kapıyı arkalarından sertçe kapattı ve kilidi çevirdi. Arkasını döndüğünde Murat ona gülümsüyordu. ​"Gördün mü hayalet sevgilim?" dedi Selin, nefes nefese. "Seni onlara ispatladım." ​Murat ona yaklaştı, yüzünü yüzüne yaklaştırdı. "Buna gerek yoktu fırtınalı kızım. Ama itiraf etmeliyim... O fincanı kaydırırken senin o 'dediğim dedik' tavrını izlemek çok keyifliydi."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD