BÖLÜM 50: KALMAK

641 Words
Selin sabah uyandığında ilk yaptığı şey saate bakmak oldu. Geceyi bölünmeden geçirmişti ama buna rağmen yorgundu. Sanki uykunun içinden değil de, uzun bir düşünceden çıkmış gibiydi. Yanını döndü. Yatağın diğer tarafı boştu. Kerem yine salonda uyumuştu. Bir süre tavana baktı. Perdeler kapalıydı. Odanın içi loştu. Kalkmak istemedi ama yatakta kalmak da iyi gelmiyordu. Ayağa kalktı. Terliklerini giydi. Banyoya gitti. Yüzünü yıkadı. Soğuk suyu özellikle seçti. Kendine gelmek istiyordu. Aynaya baktı. Gözleri biraz kızarıktı. Yüzü uykusuz görünüyordu ama korkmuş gibi değildi. Daha çok kararlıydı. Ya da öyle olmak istiyordu. “Bugün net olacağım,” dedi sessizce. “Kafamın içini susturacağım.” Mutfağa geçti. Kerem koltukta uyuyakalmıştı. Üzerine ince bir battaniye örtülmüştü ama yarısı kaymıştı. Selin battaniyeyi düzeltmedi. Sadece baktı. Kerem uyandı. Gözlerini ovuşturdu. “Günaydın,” dedi, sesi uykuluydu. “Günaydın.” Kerem doğruldu. “Salonda kalmışım.” “Fark ettim.” Kerem mutfağa yöneldi. “Kahve yapıyorum.” Selin başını salladı. Sandalyeye oturdu. Masanın üstünde dün alınan market poşetlerinden kalanlar vardı. Birkaç paket açılmıştı. Selin onları toplamadı. Dokunmadı. Kahve kokusu mutfağa yayıldı. Selin bu kokunun eskiden ne kadar tanıdık geldiğini düşündü. Sonra düşünmemeye çalıştı. Kerem kahveleri getirdi. Birini Selin’in önüne bıraktı. Oturdu. “Bugün nasılsın?” diye sordu. Selin kahveye baktı. Bir süre cevap vermedi. Sonra başını kaldırdı. “Karışık,” dedi. “Ama kaçmak istemiyorum.” Kerem kaşlarını çattı. “Kaçmak derken?” Selin derin bir nefes aldı. “Gitmek, saklanmak, görmezden gelmek… Bunları.” Kerem bir şey demedi. Dinledi. “Burada kalmak istiyorum,” dedi Selin. “Ama bu kolay değil. Bunu bilmeni istiyorum.” Kerem başını salladı. “Zor olacağını biliyorum,” dedi. “Kolay olsa zaten bu kadar düşünmezdin.” Bu cevap Selin’i biraz rahatlattı. Omuzları gevşedi. Kahveden bir yudum aldı. Bu sefer tadını aldı. “Bugün dışarı çıkalım mı?” diye sordu Kerem. “Birlikte ama… plansız.” Selin düşündü. “Olur,” dedi. “Ama acelemiz olmasın.” “Zaten acelemiz yok.” Hazırlanıp çıktılar. Hava serindi ama kapalı değildi. Sokakta insanlar vardı. Selin kalabalığın içinde yürürken kendini daha dengede hissettiğini fark etti. Bir kırtasiyenin önünde durdular. Selin içeri baktı. Defterler, kalemler, raflar… “Girelim mi?” dedi Kerem. “Bilmem,” dedi Selin. “Alacak bir şeyim yok.” “Bakmak serbest.” İçeri girdiler. Selin rafların arasında dolaştı. Defterleri eline aldı. Sayfalarını çevirdi. Boş sayfalar vardı. Bu boşluk hoşuna gitti. Bir defteri aldı. Kapağı sade, rengi açıktı. “Bunu alacağım,” dedi. “Ne yazacaksın?” diye sordu Kerem. Selin omuz silkti. “Bilmiyorum. Belki hiçbir şey.” Kasadan çıktıklarında Selin defteri çantasına koydu. Bir şey taşımak iyi gelmişti. Somut bir şey. Bir kafeye oturdular. Bu sefer Selin siparişi kendisi verdi. Ne istediğini net söyledi. Bu da ona iyi hissettirdi. Kahveler geldi. Selin masanın üstüne baktı. Kerem’in eli masadaydı. Yakındı ama Selin dokunmadı. Henüz. “Burada kalmam seni zorlayacak,” dedi Selin aniden. Kerem başını kaldırdı. “Beni değil,” dedi. “Seni zorlayacak.” Selin hafifçe gülümsedi. “Evet.” Bir süre konuşmadılar. Sessizlik bu kez ağır değildi. Normaldi. Eve döndüklerinde Selin odasına geçti. Defteri çıkardı. Masanın üstüne koydu. Açtı. İlk sayfa boştu. Kalemi eline aldı. Bir şey yazmadı. Kalemi bıraktı. Aynaya baktı. Yansımasına yaklaştı. “Buradayım,” dedi kendine. “Kaçmıyorum.” O an içinde hafif bir baskı hissetti. Çok net değildi. Bir kelime yoktu. Bir ses de yoktu. Ama tanıdıktı. Kalmak her zaman cesaret değildir, gibi bir his. Selin gözlerini kapadı. “Bu benim kararım,” dedi. “Senin değil.” Cevap gelmedi. Akşam yemeğini birlikte yaptılar. Basit bir yemekti. Konuşma azdı ama gergin değildi. Selin tabağını bitirdi. Bu da küçük bir başarı gibiydi. Gece olduğunda Selin yatağa uzandı. Kerem salondaydı ama ışık açıktı. Selin bunu bilerek yaptı. Karanlık istemedi. Gözlerini kapattı. Buradayım, diye düşündü. Kalıyorum. Bu düşünce korkutucu değildi. Ama rahatlatıcı da değildi. Murat gelmedi. Ama Selin şunu biliyordu: Kalmak, kaçmaktan daha zordu. Ve bu zorluk, daha yeni başlıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD