Kızların bıraktığı parfüm kokuları yavaş yavaş dağılırken, salonun ortasındaki dağınıklık Selin’in umurunda bile değildi. O sadece, az önce Kerem’i kıskançlıktan delirtmek üzere olan Murat’ın odayı kaplayan yoğun enerjisine odaklanmıştı. Kerem kapıdan çıkar çıkmaz Murat, Selin’in tam arkasında belirdi. Görünmüyordu ama Selin, ensesindeki tüylerin ürpermesinden onun ne kadar yakın olduğunu biliyordu.
"Yine yalnızız," dedi Murat. Sesi Selin’in zihninde değil, sanki tam kulağının dibinde bir fısıltı gibi titremişti.
Selin yavaşça arkasına döndü. Murat’ın o kederli ama tutku dolu gözlerine baktı. "Yalnızız Murat. Ama ben artık sadece sesini duymakla, hayalini görmekle yetinemiyorum. Bu sabah Kerem neredeyse üzerime düşecekken senin odayı nasıl dondurduğunu hissettim. Madem bu kadar gücün var, neden bana dokunamıyorsun?"
Murat’ın yüzünde acı dolu bir gülümseme belirdi. "Sana dokunursam Selin, canın yanabilir. Ben bir buz kütlesinden daha soğuğum. Benim dünyamda sıcaklık yok."
Tehlikeli Bir Deney
Selin geri adım atmadı. "Varsın yansın. Ben bu soğukluğu duymak istiyorum."
Selin, elini yavaşça Murat’ın göğsüne doğru uzattı. Normalde parmakları boşluktan geçer giderdi ama bu sefer Murat da bütün iradesini, Selin’e duyduğu o hırslı aşkı tek bir noktada topladı. Selin’in parmak uçları, Murat’ın hayali gömleğinin üzerinde bir yere değdiğinde, odayı aniden bir statik elektrik kapladı.
Mutfaktaki bir bardak kendiliğinden çatladı. Selin’in parmak uçlarında mor bir kıvılcım çaktı. "Ah!" diyerek elini çekti ama yüzünde bir zafer ifadesi vardı. "Hissettim Murat... Buz gibiydi, bir elektrik çarpması gibiydi ama oradaydın."
Murat şaşkınlıkla kendi ellerine baktı. "Bunu nasıl yaptın? Ben... ben sadece senin yanında bir gölgeyim sanıyordum."
Sarmaş Dolaş Bir İmkansızlık
Selin, Murat’ın kollarının arasına daldı. Bu sefer geçip gitmesine izin vermedi. Gözlerini kapattı ve Murat’ın varlığını tüm ruhuyla çağırdı. O an, salonun ısısı aniden 10 derece birden düştü. Selin’in nefesi havada buharlaştı. Murat, Selin’i sıkıca sardığında, Selin’in çıplak omuzlarında buzdan parmak izleri belirmeye başladı.
Murat, Selin’in boynuna gömüldü. Normal bir insanın sıcak nefesi yerine, Selin’in tenine değen şey dondurucu bir rüzgardı ama Selin bu acı veren serinlikten tuhaf bir haz alıyordu. Murat’ın hayali dudakları Selin’in köprücük kemiğinde gezerken, Selin’in vücudu titriyordu.
"Beni hissediyor musun?" diye sordu Murat, sesi artık bir haykırış gibi yankılanıyordu.
"Hissediyorum... Canım yanıyor ama bu dünyadaki her şeyden daha gerçek," diye fısıldadı Selin.
Duvarların Ardındaki Göz
Onlar bu metafizik vuslatın içinde kaybolmuşken, yan dairede Kerem elinde bir bardak suyla duruyordu. Kendi dairesinin duvarına elini koyduğunda bir şey fark etti. Duvar buz gibiydi. Yazın sıcağında, Selin’in dairesiyle ortak olan o duvar adeta bir derin dondurucu gibi soğuyordu.
Kerem kulağını duvara yasladı. Selin’in hıçkırıklarını, o derin nefes alışlarını ve bir başkasına "Seni hissediyorum" deyişini duydu. Kerem’in elleri titremeye başladı. Bu artık sadece bir yas süreci ya da psikolojik bir sorun değildi. Orada, o odada, fizik kanunlarına aykırı bir şeyler oluyordu.
Kerem fısıldadı: "Selin... Sen neyle oynuyorsun böyle?"
Vuslatın Bedeli
Murat ve Selin, salonun ortasında sarmaş dolaş yere çöktüklerinde, Selin’in kollarında ve boynunda hafif morluklar, soğuk yanıkları oluşmuştu. Murat, büyük bir pişmanlıkla geri çekildi. "Sana zarar veriyorum Selin. Bu fizikselleşme çabası seni tüketecek."
Selin, moraran koluna bakıp gülümsedi. "Bu morluklar benim madalyam Murat. Kimsenin görmediği, kimsenin inanmadığı bu aşkın dünyadaki tek kanıtı. Canım yansın, yeter ki sen gitme."
Murat, Selin’in yüzünü hayali elleriyle kavradı. "Gitmeyeceğim. Ama artık Kerem de, baban da bu soğukluğu fark etmeye başladı. Oyunun rengi değişiyor Selin. Hazır mısın?"
Selin, Murat’ın o simsiyah gözlerine baktı. "Ben seninle her şeye hazırım. Gerekirse bu evden, bu şehirden, hatta bu hayattan beraber çıkarız."