Kapadokya otobüsünde bir grup Koreli ile yerlerimizi aldık. Kemal ile ben cam kenarında Utku koridor tarafında hemen yanımızdaydı. Kemal yol boyunca tavandaki klima boşluklarına elini sokup, hostes düğmesine basıp durdu. Bir süre sonra hostes bizim sıraya bakmayı bıraktı. Yolculuk gece başlamıştı ve sabah bitecekti. Herkesin uyumaya programlı olduğu otobüste biz Utku ile fısıltılar eşliğinde sohbet ediyorduk. Öndeki yaşlı amca Utku’nun kucağına doğru koltuğunu yatırdığı için uzun boylu olan Utku bacaklarını sürekli oynatarak yerini rahatlatmaya çalışıyordu. Her türlü yolculuk çilesine alışkın tarafımız bunlardan şikâyet etmezdi. Kucağımda Kemal kıpır kıpırdı ve arada sesinin tonunu ayarlayamayıp çığlık atıyordu. Utku’nun dediği gibi de sürekli soru soruyordu. Şu ne bu ne oranın ışığı neden

