Ada Uysal ,
Masaya Tuğçe diye bir kız geldi. Masada herkes bir anda gerildi. Açıkçası bende pek hoşlanmamıştım. Elbisesi çok kısaydı ve Kuzeyin yanında oturuyordu. Sohbet edilirken Kuzey birden,
" Tuğçee oturacaksan rahat dur." dedi şaşırmıştım aralarında bir şey olduğu belliydi gerginlik vardı ama çözemedim.
Dikdörtgen masada Ömerle gönül karşımızda bizde kuzeyle Yan yana şeklinde oturuyorduk Tuğçe denilen kadınsa gelip masanın başına kuzeyle Ömerin ortasına oturmuştu bende onu daha çok süzebilmek için arkama doğru yaslandım merak ediyordum o kadar kısa elbise oturunca kim bilir neresine kadar çıkmıştı eminim kuzey her şeyi görüyordur diye kıskanarak masanın altına doğru baktım birde ne göreyim kuzeyle o kadının ellerini gördüm ama bir çırpıda bıraktılar anlamadım benim gördüğümü mü görmüştü acaba kan beynime sıçradı sanki ne yapacağımı bilemedim hemen lavaboya diye kalktım.
Kendimi lavaboya zor attım neydi biraz önceki gördüğüm şey ? Çeşmeyi açıp ellerimi yıkadım ve soğuk soğuk enseme koydum o sırada aynada kendime bakıyordum o kadınsa ben neyim? Güya yaşımdan büyük görünmeye çalışarak böyle giyinip süslenmiştim ama asla onun gibi değildim. Ben böyle düşünürken aynadan gene o kadını gördüm acaba hayal mi gerçek mi derken arkamı döndüm ve oradaydı bana doğru yaklaşıp,
" Sana çok üzülüyorum ayça mıydı adın? "
" Hayır ada! " dedim sertçe
" Hah doğru ada.. sana çok üzülüyorum..."
" Niyeymiş o? "
" Çok küçüksün toysun yarabandı gibi kullanılıyorsunda ondan." dedi. Her söylediği söz içime işliyordu ne demekti bu
" Ne saçmalıyorsun sen?"
" Tatlım bak kuzeyle biz sevgiliydik ama aynı iş yerindeki eski sevgilimi kıskanıp ayrıldı benden hemende seninle sevgili olmuş ilk fırsattada her zaman geldiğimiz cafeye getirip benim gözüme sokmaya çalışıyor seni" dedi. Kafamda şimşekler çakıyordu ne olduğunu anlamaya çalışırken o devam etti.
" Bak ben sizi lunaparktada görmüştüm beni oraya ortak bir arkadaşımız götürmüştü muhtemelen gene o ayarladı beni kıskandırmak için şimdide buraya getirmiş."
" Yalan söylüyorsun!! Neden sana inanayım?" dedim ama her kelimesine inanmamak elde değildi sanki kafamdaki boşluklar doluyordu her zaman kendimi ona karşı eksik hissediyordum ilk buluşmamızdada ikinci buluşmamızda da onun olduğu yere getirmiş beni bunların hepsi tesadüf olabilir miydi?
" Yalan öyle mi git sor bakalım fotokopi odası kırmızı iç çamaşırı ona ne hatırlatıyormuş" dediğinde artık bende film koptu kendimi ağlamamak için zor tutuyordum konuşacak durumda değildim hızlıca yanından gidip çantamı ve kabanımı masadan alıp kendimi dışarı attım soğuk hava birden yüzüme çarpmıştı ama iyi gelmişti o sırada istemsizce gözümden yaşlar akıyordu hemen hızlı hızlı yürümeye başladım derken tam yanımda bir araba durdu ve adımı duydum
" Adaa adaaa"
Dönüp baktığımda Oğuzu gördüm camı açmış bana sesleniyordu
" Noldu sana ? Hadi bin arabaya "
diyerek kapıyı açtı içeriden bende hiç düşünmeden bindim çünkü birazdan arkamdan kuzey gelecekti biliyordum ya da belkide eski sevgilisini kıskandırması işe yaramıştırda aşk tazelemeye başlamışlardır bile...
Oğuz bizim aile dostumuz olan Ali amcanın oğluydu Ali amcada babamın polis olduğu zamanlardaki dostuymuş hep birbirinin arkasını kollarlarmış babam emekliliğe ayrıldığında Ali amca çok üzülmüş ama dostlukları baki kalmış ayda yılda birde olsa biz onlara onlar bize gelirler yıllardır oğuzda benden 1 yaş büyük kardeş gibi büyüdük hiç birbirimize farklı gözle bakmadık aksine birbirimize sevdiğimiz ya da sevgilimiz olduğunda anlatır akıl alırdık sırdaştık ama dediğim gibi çok sık görüşmezdikte.
Arabaya binince ,
" Ne oldu ada sana söylesene? Biri bir şey mi yaptı?"
Ben o sırada ağlıyordum konuşamıyordum.
Uzun uzun anlatacak kadar gücümde yoktu sadece
" Sevgilimin beni aldattığını öğrendim tamam mı daha fazla bir şey sorma lütfen." diyebildim.
" Hadi yaa vaayy şerefsizz. Sen ne ara sevgili yaptın da bunları yaşadın? "
" Nolur oğuz konuşmak istemiyorum."
dedim ve birden yan tarafımda kuzeyi gördüm motorla kornaya basıyordu bana bakıp. Oğuzda bunu gördü ve
" Bu manyakta kim böyle yaa." dedi
" Oğuz bu o sakın durma lütfen." dedim
" Vay şerefsiz birde peşine mi düşmüş." dedi O sırada kuzey hızla önümüze geçip yolumuzu kesti aniden Oğuz fren yaptı kemerlerimiz bağlı olmasaydı eminim kafamızı filan vurabilirdik.
Oğuz sinirle,
" Ne yapıyor lan buu şerefsizzzzzz." diyerek arabadan indi hemen arkasından bende indim tam Oğuz inip kuzeye doğru yürüyüp
" Sen napıyorsun " derken Kuzey Oğuza yumruk attı bende araya girmeye çalıştım
" Napıyorsun sseenn kuzeyy!!!"
" Ne mi yapıyorum? Sevgilimin yanımdan hiçbir şey söylemeden kalkıp arabasına bindiği lavuğu dövüyorum var mı adaa!!!"
" Keyfimden kalkıp gittim demiii sen niye benim peşimden geliyorsun ki gitsene eski sevgilinin peşinden!!"
" Ne sevgilisi yaa kafayı yiceemmm ne diyorsun seenn? "
biz hararetli şekilde konuşurken Oğuzdan ses duydum
" Aloo baba..."
hayır hayır babası olmaz o zaman benim başım belaya girer hemen Oğuza koştum sessizce
" Kapat hayır arama lütfen Oğuz" diyordum
Sağ olsun beni dinledi
" Baba beni mi aradın diyecektim haa tamam yanlış gördüm herhalde hadi görüşürüz." deyip kapattı.
" Niye engel oldun ada bana yumruk attı görmüyor musun?"
" Tamam halledicem nolur babana söyleme"
derken o sırada kuzey geldi
" Bırak yaa babasına şikayet etsin korkak anca babana annene söylersin sen zaten."
" Kuzeeyyy kes sesini babası polis söylerse neler olur tahmin bile edemezsin." dedim
Babamında eski polis olduğunu biliyordu dolaylı yoldan babamın kulağına gideceğini anlamıştı ve sustu. Bende devam ettim
" Şimdi çekiyorsun o motorunu yoldan herkes yoluna gidiyor daha fazla zorlaştırma." dedim
" O zaman sen benimle geliyorsun!!"
" Oldu başka? Hadi sakinleşince konuşuruz yoksa o hakkınıda kaybedersin " dedim
burnundan soluyordu sinirli olduğu çok belliydi
" Tamam ada öyle olsun bakalım hepsinin hesabını sorucam." dedi ve motoru yoldan çekti ve bastığı gibi gözden kayboldu ilk kez onu bu kadar hız yaparken görmüştüm hem korktum hemde nefret ediyordum. Sonra Oğuza döndüm
" Oğuz hadi bi doktora gidelim bak burnun kanıyor "
" Ne doktoru ada yaa resmen yolladın o şerefsizi ne güzel hesabını kesecektim hem senide aldatmış niye korudun ki şerefsizi"
" Oğuz o kadar kolay mı onun benim sevgilim olduğu ortaya çıktığında benim düşeceğim durumu düşünmüyor musun hiç? Ben onu korumadım kendimi korudum."
" Yaşıda vardı baya galiba öküz gibi bir şeydi ada senin ne işin olur böyle tiplerle? Bir daha görüşme sakın bak ne yapacağı belli olmaz bunun yoksa kendim gider söylerim babana."
" Saçmalama Oğuz lütfen bak sandığın gibi değil aslında memur işinde gücünde biri o böyle motorlu serseri gibi gelip sana vurması etmesi filan inan ki asla böyle değil normalde. " kendi kendime çabalıyordum aslında içimde derinlerde bir yerlerde onu dinleyip yalanda olsa her şeye inanmak istiyordum ama bu aptallık olurdu her şey ortadaydı daha ne diyebilirdi ki...
Bir şekilde Oğuzu ikna ettim burnuna pansuman yaptırdık babasına bir yalan uyduracaktı sonrada beni eve bırakıp gitti bende yolun başında inip eve doğru yürüyordum ki tam kuzeyin apartmanının önünden geçerken bir anda tutup beni içeri çekti tam bağıracakken ağzımı kapattı
" Hişttt benim ada nolur konuşmama izin ver" dedi kuzey...
" Napıyorsun sen kuzey ya biri görse!"
" Ben baktım kimse yoktu bak iki dk bana çıkalım rahat konuşmak için sonra hemen gidersin söz"
" Ne dinlicem seni bırak beni bak yoksa bağırırım!!"
" Adaa bak nolur ne olduğunu bile bilmiyorum hala azıcık hatrım varsa iki dakika konuşalım lütfen"
" Oooffff tamammm ama sadece iki dakika"
dedikten sonra asansöre bindik hiç konuşmadan yukarı çıkıp kapıyı açtı
" Ayakkabıyla gir bir şey olmaz uğraşma şimdi " dedi. ayağımda çizmeler vardı zaten zor giyip çıkartıyordum o yüzden onu dinleyip öylece içeri girdim beni salona doğru yönlendirdi ve eliyle koltuğa işaret edip
" Geçsene ada" dedi bende geçip oturdum
" Eee anlat ne anlatacaksan iki dakikan var." dedim
" Ben değil sen anlatacaksın ada ne olduğunu sen biliyorsun " dedi
" Ne yani sen Tuğçeyle sevgili olduğunuzu bilmiyor muydun?" dedim alayla
" Ne sevgilisi yaa ne saçmalıyorsun sen? Şunu en baştan anlatır mısın ada lütfen eksiksiz!!" dedi
Bende anlatmaya başladım önce onların masa altında ellerini gördüğümü söylediğimde
" Adaa sana yemin ederim ahlaksız kadın oturdu yanıma ve elini bacağımda gezdiriyordu bende sadece elini tutup bacağımdan çektirdim o kadar başka bir şey olmadı" dedi inanmak isteyen yanım hemen inanacak sanki her şeye ama çok saçma ne yani taciz mi etti orada kadın kocaman adama sonra ben devam ettim
" Neyse ne ben gördüğümü anlatıyorum kuzey bölmeden dinleyeceksen dinle yoksa gidiyorum ben." diyerek ayağa kalktım
" Tamam tamam sen anlat sonra ben sana anlatıcam" dedi bende lavaboya gittiğimde neler olduğunu anlattım tek tek sonrada o fotokopi odası ve kırmızı iç çamaşırı olayını söyledim
" Sen ona söyle o anlar dedi." dedim imalı bir şekilde.
" Kafayı yiceemmm yaa neden ben allahım" dedi isyan ederek sonra devam etti
" Bak bu kadın ben buraya geldiğimden beri benim peşimde ama inan hiç yüz vermedim o da hırs mı yaptı naptı bilmiyorum asla vazgeçmedi hatta seni öğrenince bile neler yapmış ruh hastası " dedi inanmaya o kadar ihtiyacım var ki ama nedense kadının dedikleri daha mantıklı geliyordu. Bir kadın bu kadar kafaya takarda bir erkek bu kadar kaçar mıydı hiç aklım almıyordu.
" Peki diyelim öyle fotokopi odası ve iç çamaşırı meselesi ne? " dedim duyacaklarımdan korkarak.
" Onu bende anlamadım bir keresinde bu manyak ben oradayken arkamdan gelmişti sonra kağıtları yere düşürdü mü kendimi attı bilmiyorum önümde eğilip onları toplarken kırmızı iç çamaşırını görmüştüm ama hemen kafamı çevirdim ve çıkıp gitmiştim inan ki bundan başka bir şey olmadı." dedi aaahhhh her şey çok saçma ama inanmakta istiyorum ne yapacağımı şaşırmıştım.
" Her şeyede bir cevabın var kuzey peki beni onun gözüne sokmana ne diyeceksin? Hem lunaparkta hemde bugün cafeye beni onun gözüne sokmak için götürmüşsün dediğimde olan biteni anlattı lunaparkta tesadüfen görmüş bugünde o cafeye ilk kez gidiyormuş ama Tuğçe nin orda nasıl denk geldiğini bilmiyormuş falan filan...
Sinirle tekrar kapıya yürüdüm
" Ben gidiyorum yeter bu kadar !" dedim o da önüme geçerek
" Hayır ada lütfen " dedi kafamı kaldırdım göz göze geldik omuzlarımdan tutmuş bana bakıyordu 2-3 saniye böyle durunca bir an dudaklarıma dudaklarını bastırdı kendimi kaybedersem olmaz diye düşündüm içimin kıpırtısına karşı koyabilmiştim hemen geri çekilip tokat attım.
" Napıyorsun sen kuzey!! Bu basit bir kavga değil bu şekilde beni kandıramazsın!! "
" Özür dilerim ada,ada'm bak nasıl ispat ederim bilmiyorum ama inan ben yalan söylemiyorum ben seni seviyorum sadece sen varsın o iblisi ne yapayım ben ha? " dedi
Bende cevap verdim
" O iblis dediğin kadının söylediği gibi davranma o zaman beni hem eve getirip konuşacağız diyorsun hemde dudaklarıma yapışıyorsun! Ne bekliyorsun yelkenleri suya indirip burda ne yapacağımızı düşünüyorsun ha söyle!"
" Ne saçmalıyorsun ada ben sana kayıtsız kalamıyorum sadece hepsi bu sen neler düşünüyorsun öyle? Hiç mi tanımadın beni?"
" Evet tanıyamamışım kuzey nolur bana zaman ver ben iyi değilim şimdi gidiyorum." deyip yanından dış kapıya doğru yürüdüm ama o salonda öyle kaldı asansörle aşağı indim ama ağlamak bağırıp çağırmak istiyordum nasıl bir gündü bugün artık bitmeliydi...