5-Tanışma

1565 Words
Yolda giderken ağzımı açıp tek kelime etmedim. Başka zaman olsa bakanlık ajanlarıyla uğraşır, sorularımla onları çıldırtmaktan müthiş zevk alırdım. Şimdi nereye olduğu belirsiz bir yere giderken, kimse nerede olduğumu bilmiyorken eğlenmek için de olsa bakanlık ajanlarına sataşmak gelmiyordu içimden. Siyah camlar yüzünden dışarıyı görebilme ihtimalim yoktu ama taminimce 4 saattir yoldaydık. Güneş çoktan doğmuştur. Hala gitiğimize göre de yolumuz epeyce uzundu. Benim evde olmadığımı görünce abim ve annem ne düşünürler acaba? Öncelikle beni dükkanda ararlar orada olmadığımı görünce soruşturmaya başlarlardı. Kim bilir yokluğum için asıl bir kılıf uyduracaklardı. Sonunda Vito durup kapılarını açtığında alıştığım karanlıktan aydınlığa çıkınca gözlerimi yumdum. Içimden korku duygusu alınmış gibiydi ve bu beni korkutuyordu. Karşıma çıkan her türlü zorluğun üstesinden geleceğimi çok iyi biliyorum ama korkmadan hareket etmek tehlikeliydi. Altından kalkamayacağım tek yük ve güçlük ölümdü. Gözlerimi acıya acıya açtığımda karşımda kısa boylu sarışın bir kadın duruyodu. Topuklu ayakkabıları bile kadını uzun göstermiyordu. “Gelincik Pekmezci. Ben bu tesisin yardımcılarından biri olan Nesrin. Herhangi bir ihtiyacında bana gelebilirsin.” Tatlı gülümsemesiyle bana yolu gösterdi. Girdiğimiz yer bakanlık binası ya da akademi gibi bir yer değildi. Tesis demişti Nesrin ama daha çok villayı andıryordu. Daha doğrusu villa tarzında ama devasa büyüklükteki bir malikhane gibiydi. Büyük kapılardan içeri girdiğimizde buranın eskiden bir çiftlik evi olduğunu düşündürdü bana. Dört bir yanı çevriliydi malikhanenin. Orta alan boştu ve yemyeşil çimenlerle kaplıydı. Çiftlik evinde bağımsız bir yapı inşa edilmişti bahçeye. Orası da yemekhane, café tarzında bir yer olmalıydı. Etrafına masalar kurulduğu içn böyle düşünmem normaldi. Malikhane mi desem çiftlik mi desem bilemedğim yerin ana bölümü olarak görünen yere getirdi beni Nesrin. Bir masanın olduğu odaya girdik ve masanın üstünde kıyafetleri gördüm. "Bunları giyip çağırılmayı bekle. Adın söylediğinde koridorun sağındaki ilk odaya gir." Nesrin, yanımda getirdiğim küçük çantayı elimden aldı. "Az eşya getirmekle iyi yapmışsın. Burada senin ihtiyacın olabilecek her şeyi temin edeceğiz. Programa 50 kız ve 50 erkek olmak üzere toplamda 100 öğrenci katılıyor. Her öğrenciye bir sıra numarası verildi. Bu numara derslerdeki başarılarınızdan, akademik anlamda göstermiş olduğunuz puanlardan geliyor ve ortalamaları alınıyor. Size verilen numara ise 100." Nesrin sonucu olduğumu söylerken çekinmişiti benim aksime. Sonuncu olmaya pek alışkınım zaten. Derslerde çok başarılı olmadığımı biliyorum. Sınav kağıtlarına gömülmeyi değil sahada çatışmayı istiyorum çünkü. Sonuncu olmamın sebebi olarak bakanlığı görmüyordum. Benden hoşlanmadıkları ve sürekli bakanlığı kötü göstermiş olmam sebeplerden biri olabilirdi ama ben de başarılı bir öğrenci olmadığımı bilecek kadar kendime karşı dürüstüm. "Başlangıç için hiç fena değil." Deyip kendinmi yalandan avutmam Nesrin'i gülümsetti. "Her öğrenciden içeri girdiğinde kendini tanıtması istenecek. İlgilerini çekmeye çalış." Nesrin giyinmem için odadan ayrıldı. *** Bakan Abuzer Çıkmaz'ın bizzat oluşturduğu 'Geleceğin Ajanları' programına aldığı öğrencileri bizzat görüp, yakından tanımak için orada bulunuyordu. Öğrencilere eğitim verecek olan 4 ajan da koltuklardaki yerlerini aldı. Onlar da öğrencilerin kim olduğunu da bilmiyordu, sürpriz olacaktı. Programı Abuzer Bey ve ekibi kurmuştu. Öğrencileri onlardan başka kimse bilmiyordu. Öğrencileri dinleyecek olan beş kişi için sahneye tekli koltuklar ve aralarına sehpalar yerleştirildi. Sahnenin karşısında tekli, masalı sandalyeler yer alıyordu ve hepsine numara verilmişti. Her öğrenci kendi numarasının olduğu sandalyeye oturacaktı. Abuzer, eğitmen ajanların tam ortasında oturuyordu ve bir numaralı öğrencinin adını mikrofona doğru söyledi. "1 numara, Levent Bilal Başoğlu." Levent, adı söylendiğinde odadan ayrılıp salona geçti. Karşısında duran 5 kişiye kendini tanıtmaya başladı. "Korkut Erdur Ajan Akademisi öğrencisiyim ve okul birincisiyim. Gelişen teknolojiyi takip ederek yeni cihazlar üretmek, yeni sistemler geliştirmek en büyük arzum. Programı da birincilikle bitireceğimden şüpheniz olmasın. Hedefim ise saha ajanı olmak." Kendinden oldukça emin ve her birinin gözlerinin içine bakarak konuştu. Her öğrenci bir öncekinden sonra getiriliyor ve giyinmesi için odaya alınıyordu. Levent odadan ayrılır ayrılmaz sıradaki öğrenci için odaya kıyafet getiriliyordu. Ve bu sıra sonuna kadar böyle devam etti. Her öğrenci içeri girdiğinde kendini tanıttı. 99 öğrenci salondaki yerini aldığında Abuzer, listedeki son ismi seslendi. "Gelincik Pekmezci." Söylenen isim salonda ufak bakışmalara sebep oldu. Sosyal medyadan, haberlerden Gelincik'in başına buyruk, belalı bir öğrenci olduğu herkesçe biliniyordu. Başarılı olmadığını da tahmin ediyorlardı. Öyleyse 'Geleceğin Ajanları' programında ne işi vardı? 'Gelincik' ismini duyup şaşırmanın yanı sıra sinirlenen bir kişi daha vardı öğrenciler arasında. Levent, yerinden tepişip hayatını mahveden kızın içeri girmesini bekledi. Onu canlı canlı ilk defa görecek olmak yetmezmiş gibi bir de aynı programda çalışacak olma düşüncesi bile sinirlerini zıplatıyordu. Kapı ardına kadar açıldı ve Gelincik içeri girdiğinde tüm gözler ona döndü. Arkasından gelecek başka kimse olmadığı için kapıyı kapatma gereği duymadı. Ya da kapıyı kapatmayacak kadar şımarıktı. Ona bakanlara aldırmadan bir iki adım attı ancak sahne çok uzak gelmişti. "Kim olduğumu herkes biliyor. Oraya kadar gelmesem?" Kendini anlatmayı beceremeyecekti Gelincik. Şu an burada olmak bile istemiyordu. "Yine de kendini tanıt. Bekliyoruz." Abuzer, Gelincik'in kendine has konuşmalarının önüne geçmek istedi. Diğer öğrencilerin içinde ona tolerans tanıdığı düşünülmemeliydi. Onu kontrol altında tutabilmek için programa dahil etme kararı almıştı yoksa başarılı olduğunu düşünmüyordu. Ki başarılı olsaydı dahi Sevil Acıtan'ın akademisinden bir öğrenci almayacaktı programa. Gelincik ayağını sürüye sürüye sahne önüne kadar geldi. "Gelincik Pekmezci, Sevil Acıtan'ın öğrencisiyim. Haberlerde sürekli görünen o Gelincik benim." Deyip yerine geçecekti ki Abuzer onu durdurdu. "Ne olmak istiyorsun Gelincik, başarıların neler?" Bunca başarılı öğrencinin arasında onu rencide etmek istemişti. Gelincik’I kontrol altına alabilen bakan olarak anılmak istediği için onu programa dahil etmişti. Bir de gelecekteki konumu için. İçinden geçenleri söylemeye kalksa şunları söylerdi; Bakanlığı nasıl kandırdığını, başbakanı nasıl istifaya zorladığını, haninleri yakaladığını anlatırdı ama üşeniyordu. Uğraşacak mecali yoktu kimseyle. "Saha ajanı olmak istiyordum. Başarılarım... Onları saymakla bitmez. Zamanınızı harcamayayım." Gelincik'te dalga geçiyordu. "Final simülasyonunu hacklemek gibi mi yani?" Levent daha fazla dayanamamış ve bakanın sözünü keserek soru sormuştu. Gelincik dönüp ona baktı. 1 numarada yer alan birisi 100. sıradaki kişiye neden bulaşırdı ki? Zaten fazlasıyla başarlıydı. Ancak bu soru Gelincik'in aklına yine Mine’yi getirtti. Hiç aklından çıkmıyordu ki zaten. "Similasyonu ben hacklemedim. Ama ben istediğim için hacklendi." "Yaptıklarından pişman mısın?" Levent öğrenmek istiyordu ve Gelincik onu anlamıyordu. "(Nıck) Aklım hala yapamadıklarımda." Gelincik, ona karşı nefretle bakan kişiye inatla karşılık veriyordu. Bu da diğerlerinin gülmesine sebep olmuştu. Hiç tanımadığı insanların kendisinde nefret etmesine alışmak istemiyordu. Ona ne yapmış olabilirdi ki? "Tamam yerine geçebilirsin." Bu atışmanın daha fazla uzamaması için Abuzer konuşmaya müdahale etti. Gelincik, görüş alanından çıkana kadar Levent'e olan bakışlarını hiç kaçırmadı. Levent'te aynı şekilde. Gelincik, onu ilk defa gördüğüne emindi. En arka sıradaki 100 numaranın olduğu sanldalyeye geçtiğinde Abuzer ayağa kalktı. "Öğrencilerimiz tamamlandığına ve tanıştığımıza göre şimdi yerlerinize yerleşebilirsiniz. Yarım saat sonra herkesi hazırlanma odasında bekliyorum." Abuzer ve eğitmenler sahne arkasından çıkarken öğrenciler de yardımcıların yönlendirmesiyle üst katta bulunan odalarına yerleşmeye başladı. Kızlar ve erkekler ayrı odalarda 5'er kişi kalacaklardı sıra numaralarına göre. Gelincik gelen sıralamada 100. kızlar arasındaki sıralamada ise 50. idi. Bu da onu koridorun en sonundaki odada kalmasına ebep oluyordu. Yataklar beşgen şeklinde odanın ortası boş kalacak şekilde yerleştirilmişti. Odanın hava alması için küçücük bir pencere dışında başka bir havalandırma yoktu. Her odanın kendine ait tuvalet ve banyosu mevcuttu. Ve sırlamaya göre odaların konforları değişiyordu. Kapı dibindeki yatağının üstünde çantası duruyordu. Diğer kızlar birbiriyle konuşmaya başlayıp eşyalarını yerleştirirken Gelincik çantasına dokunmadan odadan ayrıldı. Buraya dost kazanmak için gelmemişti. Onu bu konuda ne kadar uyarmış olsalar da. Gelmek bile istememişti ama zorla getirilmişti. Uzun koridorun diğer ucunda da erkekler kalıyordu. Aralarında küçük bir boşluk vardı. Kare antrede, salonda ona ters ters bakan, abuk subuk sorular soran delikanlıyla karşılaştı. Arkadaşlarını bekliyordu o da. Gelincik ona adını sormaya tenezzül etmeden merdivenleri indi. Ondan nefret edenlerle çok karşılaşmıştı. Hepsine derdini anlatmaya kalksa bile anlamayacaklardı. O yüzden onunla uğraşmak istemedi. Levent'te ona bakıp bir şey söylemedi. Programa katılacağını duyduğunda, öncesinde kaçırdığı büyük fırsatın üzüntüsünü yaşarken kendisini toparlamasını sağlamıştı. Gelincik'i görene kadar... Şahsen bir tanışıklıkları olmasa da Gelincik hayatının fırsatının ellerinin arasından kayıp gitmesine sebep olmuştu. Arkasından bakarken omzuna vuran el ile irkildi. Arkadaşı gelmişti sonunda. "Hazırlanman ne kadar uzun sürdü. Aşağıya inmeden etrafa bakınalım mı?" "Olur Levent." Aşağıya inen Gelincik'i uzaktan görmüştü. "Onunla karşılaşmamak için aşağıya erkenden inmek istemiyorsun." Arkadaşını çok iyi tanıyordu. "Bir kaşık suda boğasım var onu Hediye." Siniri tam geçiyordu ki ondan söz açılınca yine tepesine çıkıyordu. "Yapma ama konuştuk bunları. Ayrıca kız o zaman sana seslenmişti, özür dilemişti ve hatasını telafi etmek istediğini söylemişti. Ortaya çıkmak istemeyen sendin." Hediye yanında geçip giden öğrenciler duymasın diye fısıltıyla konuşuyordu. Levent'in final similasyonunu yapan ve ajan dünyasındaki meşhur oyunların mucidi olduğunu ikisinden başka kimseler bilmiyordu. Gelincik, barış turnuvasında final similasyonunu hacklediğinde Levent'in de hayalleriyle oynadığını bilmiyordu. Ajan dünyasının ileri bilişim şirketinden teklif almıştı çalışmak için. Final etabında ki similasyon onun şirketle çalışması için kapı açacaktı ta ki Gelincik için işine girinceye dek. Şirket yetkilileri bir öğrencinin kolaylıkla hackleyebileceği bir similasyon yaptığı için Levent ile çalışmaktan vazgeçti. Eğer Gelincik her şeyi mahvetmeseydi oyunları, ajanlar için üretilen similasyonların hepsini Levent hazırlayabilirdi. Hatta yurt dışındaki ajan akademileriyle bile çalışabilirdi ama Gelincik... Düşününce bile öfkeleniyordu. "Bakanlıkla yaptığım anlaşma gizliydi. Kendimi deşifre etseydim anlaşmadaki üzerime düşen sorumlulukları yerine getirmem gerekirdi. O kadar param yok. Esat'ı ifşa etmek için benim similasyonumu kullanması şarttı sanki?" "Başka çaresi kalmamış demek ki." Hediye, Gelincik'i de anlamaya çalışıyordu ama bu Levent'i daha da kızdırıyordu. Levent, ona kızgın bakışlar atsa da niyetinin kötü olmadığını biliyordu. Hediye'nin çok fazla iyi niyetli olduğunu bildiğinden ona da bir şey söyleyemiyordu. "Yürü hadi." Arkadaşının kolundan çekiştirerek peşinden yürüttü. Oldukları bölümü gezdikten sonra hazırlanma odasına geldiklerinde Gelincik, en sonda surat asarak oturuyordu. Levent onun bu isteksiz, sanki buraya zorla getirilmiş hallerini gördükçe ona olan siniri daha da artıyordu. Abuzer Bey'in yaptığı teklifi reddedebilme imkanı olmasına rağmen kabul ettiyse isteksiz görünmesi niyeydi? Gelincik'in tam bir şımarık olduğundan emindi artık. Adı söylendiğinde gösterilen koltuğa oturdu ve ne olacağını görmek için bekledi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD