- 2 YIL ÖNCE - Akşamüstü ışıkları malikanenin uzun koridorlarını soluk bir turuncuya boyamıştı. Zühre, ana girişten içeri girdiği gibi hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi. Topuk sesleri koridorda yankılanırken, arkasından gelen ağır ve sınırlı ayak seslerini fark etti. Dönmeye fırsat bulamadan Kılıç yanına varmıştı bile. Bir anda kolu sertçe kavrandı. Kılıç, Zühre’yi kendine doğru çekti. Zühre irkilerek durdu. “Kılıç, bırak! Ne yaptığını sanıyorsun sen?” Kılıç’ın gözleri öfkeyle parlıyordu. Dişlerini sıkarak konuştu. “Gel buraya.” En yakın kapıyı tek hamlede açtı, Zühre’yi içeri doğru itti. Zühre dengesini kaybederek odaya savruldu; kolu duvara çarptı. Acıyla yüzünü buruşturdu ama sesini yükseltmekten çekinmedi. “Kafayı mı yedin lan sen? Bu yaptığını Boran’a anlatacağım, orospu ç

