Tanıtım

446 Words
- GELECEK BÖLÜMDEN - Bacaklarımı ayırdı, dizlerimi yatağa bastırdı. Başını arasına indirdi. Nefesi önce iç çamaşırıma çarptı, sonra diliyle kenarı yana itti. Kadınlığım tamamen açığa çıktı. İlk temas sertti; dili klitorisime öyle bir bastırdı ki, kalçam havaya kalktı. İnledim, ellerim çarşafları yumrukladı. Boran durmadı. Diliyle sertçe yaladı, emdi, bastırdı. Klitorisimin üstünde daireler çizdi, sonra aşağı indi, dudaklarımı ayırıp içine daldı. Islak, sıcak, aç bir dil. Her hareketi sertti, acı verecek kadar. Dişleri hafifçe geçti, sonra dili tekrar emdi. Kalçalarım titredi, inlemelerim yükseldi. “Daha yeni başlıyoruz,” dedi, başını kaldırıp bana baktı. “Birazdan içini deleceğim, Kızıl. Öyle bir gireceğim ki, adımı her santiminde hissedeceksin.” Tekrar indi. Bu sefer daha sert. Dili klitorisime öyle bir bastırdı ki, gözlerim karardı. Emdi, yaladı, ısırdı, sonra tekrar emdi. Tükürüğüyle her yerim sırılsıklam olmuştu. Bacaklarım titriyor, kalçalarım ona doğru kalkıyordu. Boran elleriyle bacaklarımı daha çok açtı, başını iyice gömdü. “Bak nasıl sızlıyor,” dedi, sesi boğuk. “İçin yanıyor, değil mi? Birazdan o yangını söndüreceğim. Öyle bir sokacağım ki, bağıramayacaksın bile.” Dili tekrar klitorisime indi, bu kez öyle sert emdi ki, bir çığlık koptu boğazımdan. Dişleri hafifçe geçti, sonra diliyle tekrar bastırdı. Vücudum kasılmış, nefesim kesilmişti. Tükürüğü bacaklarımın içine akıyor, her hareketi daha kaygan yapıyordu. İnlemelerim odada yankılanıyordu. Başını bir an kaldırıp. “Şimdi daha sert olacak.” Tekrar indi. Diliyle klitorisimi öyle bir sıktı ki, gözlerim kapandı. Yaladı, emdi, bastırdı, ısırdı. Her hareketi daha sert, daha aç. İçimde bir fırtına kopuyordu. Bacaklarım titriyor, kalçalarım ona doğru kalkıyor, ellerim saçlarını yumrukluyordu. && Ben Defne… Yirmi yaşında bir kızdım. Ya da belki de artık “kız” değil, kimliğini kaybetmiş bir gölgeydim. İki ay önce hayatım ellerimden çalındı. Bir gece, hiç beklemediğim bir anda kaçırıldım. Birileri beni sattı. Ve ben kendimi, herkesin korkuyla fısıldadığı, adı bile kan gibi ağır gelen Boran Karasoy’un malikanesinde buldum. Burası bir ev değil, bir hapishane. Duvarları görkemli, kapıları ağır, koridorları ise dipsiz karanlıkla dolu. Burada adımların sesi bile korkuyla yankılanıyor. Genç kızlar buraya getiriliyor, bazıları onun yatağını süslüyor… Onlar da mahkûm, onlar da benim gibi satılmış. Ama ben? Ben gölgelerde saklanan, adı bile anılmayan bir hizmetçiyim. Sadece varım, görünmezim. Ama Boran Karasoy… Onu gördüğümde bütün hücrelerim titreyecek kadar güçlüydü. Acımasız, karizmatik, kurnaz… Gözleri buz gibi soğuk, sesi gök gürültüsünden bile ağırdı. İlk görüşümde ruhum donmuştu. O bakış… Sanki beni tamamen ele geçirmişti. Ve bir gün oldu. O gün, gölgelerden sıyrıldım. Boran’ın gözleri üzerime düştü. Kalbim paramparça oluyordu sanki. O ağır adımlarla yanıma geldiğinde nefes alamadım. Çelik gibi sesi kulaklarımda yankılandı: “Bundan sonra bana aitsin.” Sözleri bıçak gibi kalbime saplandı. O an anlamıştım. Kaçamayacaktım. Bu adam, yalnızca malikanenin sahibi değildi. Benim de sahibimdi. Ve o an, hayatımın geri kalanı sonsuza kadar değişti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD