& Defne’nin Gözünden & Kumarhaneye indim. Kapıdan içeri adımımı atar atmaz o tanıdık ses kulaklarımı doldurdu: fişlerin tıkırtısı, kartların karışması, zarların masada yuvarlanışı… Hava sigara dumanı ve pahalı parfümlerle ağırlaşmıştı. Loş ışıklar, her masayı ayrı bir sahne gibi gösteriyor; her biri kendi hikâyesini anlatıyordu. Zühre’nin yürüyüşünü taklit ederek ilerledim: sırtım dik, bakışlarım keskin, topuk seslerim kararlı. Boran’ın bahsettiği ortamın tamamı gözümün önündeydi ama masadakileri tanımıyordum. Tam o anda Ahsen yanımda belirdi. Elinde tablet, yüzünde zarif bir kumarhane çalışanı gülümsemesi vardı. “Zühre Hanım, hoş geldiniz,” dedi yumuşak bir sesle. “Her şey yolunda mı?” “Şimdilik,” dedim, gözlerim salonu tararken. “Bana masalardaki önemli isimleri gösterir misin?” Ah

