& Defne’nin Gözünden & Kumarhanenin ana salonu gece yarısına yaklaşırken daha da karanlık, daha da gürültülü, daha da canlı hâle geliyordu. Işıklar kırmızı-mor bir sisin içinde dönüyor, müziğin basları göğsümde ağır ağır çarpıyordu. Masaların üzerinde fişler dağılmış, bardaklar boşalıp yeniden doluyor, kahkahalarla küfürler birbirine karışıyordu. Ama bütün o gürültü, bütün o kalabalık… bana uzak bir uğultudan ibaretti. Ben hâlâ o çalışma odasındaydım. Boran’ın kucağında… Dudaklarım hâlâ onun tadıyla yanarken, o cümlenin yankısı kulağımda dönüp duruyordu: “Ben… sana zarar verebilirim.” Ne demekti bu? Neden böyle söylemişti? Topukluların içinde ayaklarım sızlıyor ama hissetmiyordum. Şampanya kadehinin ince sapı parmaklarıma acı veriyordu ama umurunda değildi. Gözlerim rulet çarkının

