MANOLYA 20 Şubat 2025/ Perşembe Bir saniye. İki saniye. Üç saniye. Dört saniye. Seri mermi sesleri azalmaya başladı. On beş saniye. On altı saniye. On yedi saniye. Patlayan silah sesleri artık tek tüktü. Yirmi sekiz saniye. Yirmi dokuz saniye. Otuz saniye. Tam otuz saniye sonra, çatışma tamamiyle kesildi. Geride keskin barut kokusu, duman ve soğuk bir sessizlik bıraktı. Ama o sessizlik, dip dibe olduğum, üzerime uzanan adamla aramızdaki bir çığlık gibiydi. Yüzümü tarayan gözleri sanki bağırıyordu. Anlamadığım bir dilde bana bir şeyler haykırıyordu… Gözleri dipsiz bir kuyuydu. Öyle derindi ki… sanki beni orada boğulmaya, kaybolmaya davet ediyordu. Beni, gönüllü bir mahkumiyete sürüklüyordu. Ve sanki yüzbaşı… gözlerimde, benim onda gördüğüme benzer bir anlam arıyordu. Öylece yüzümü

