Marin Münevver Hala, Çiğdem’in yanına geldiğinde gözleri ışıl ışıldı. Çiğdem giydiği kırmızı işlemeli bindallısı ona çok yakışmış, güzelliğini ortaya çıkarmıştı. “Maşallah benim güzel kızıma… Çok güzel olmuşsun,” dedi sesi titreyerek. “Bahtın da yüzün gibi güzel olsun,” diye eklerken gözleri doldu. Ardından hiç çekinmeden, tüm içtenliğiyle Çiğdem’e sarıldı. O anı mutlulukla ama içimde garip bir buruklukla izledim. Öyle saf, öyle sahici bir sevgiydi ki… İçten gelen, hesapsız… Ve her şeyden öte, sahiplenici. Münevver Hala gibi töreyle, adetle büyümüş bir kadın bile, kendi kanından olmayan bir kızı zorla bir adama vermemişti. Sevdiği adamın elini tutmasına izin vermişti. Kalbinin sesini dinlemesine engel olmamıştı. Ama benim babam... Baba demeye bile dilim varmıyor aslında. İçimde öyle

