10. Bölüm

884 Words
1 hafta sonra Kralın gidişiyle yeniden yalnız kalmıştım. Can sıkıntısı beni bulurken oyalanmak için bir şeyler aramaya başlamıştım. Bu vampirlerin hiç mi bir aktivitesi, sporu bir şeyi yoktu. Sadece kan emerek hayat geçer miydi? Bizim yaşantımız onlara göre çok renkli ve hareketliydi. Ruhlarının kararması hep bu karanlık ülkedendi bence. Kapım çalınınca o tarafa döndüm. Kapı açılınca Elizabeth bana güzel gülüşünü sunarak odaya girdim. Hemen arkasından iki hizmetkar girince kaşlarım çatıldı. Hizmetkarlar elinde olan elbise ve kıyafetleri yatağın üzerine bırakınca Elizabeth onlara çıkmalarını söyledi. Yatağın yanına yaklaşıp kıyafetlere baktım. "Senin için yeni ciciler getirdim" dedi. Gerçekten güzel şeyler getirmişti. İçlikleri özellikle kırmızı yada siyah üzerine kırmızı işlemeli seçmişti. İyi de bunları neden getirmişti? "Bunlara ihtiyacım yoktu" dedim. "Bunlara ihtiyacın var canım. Erkeğini elde tutmak için bunlara ihtiyacın var. Koskoca Kralın peşinde kimse yok mu zannediyorsun? Buraya geliş nedenini biliyorum ama ben olsam yakışıklı ve güçlü Kralı elimde tutardım" dedi. Derin bir nefes alıp bakışları mı kaçırdım. Ben ömür boyu burda kalabilir miydim? Burda kalmak çok fazla fedakarlık demekti ve ben kalmak istediğimi hiç zannetmiyordum. Bu dünya benim dünyamdan çok farklıydı, alışmaya çalışsam da başaramıyordum. "Hemen duygusala bağlama. Kendi dünyana da gidip gelebilirsin arada" dedi elini omuzuma koymadan hemen önce. Bakışlarımı ona cevirip "Kralın eşine ne oldu? Doğum esnasında öldüğünü söyledi Kral ama ölümsüz bir ırkın ölmesi mümkün mü?" Elizabeth derin bir nefes alıp benden uzaklaştı. "Bunu abimle konuşman daha iyi olur sanırım. Evet ölümsüzüz ama yok edilmez değiliz. Bizi yok etmek kolay bir iş değildir ama imkansıza yakın olsada imkansız da değildir." Bu açıklamaya kafam karışmıştı. Ölmek yok olmak aynı şey değil miydi? " " Onu bunu boşver seni bu gece için süsleyelim" dedi. Kaşlarım çatılmış yüzüne baktım. "Yapma Elizabeth" dedim. Bu kızın seks hayatı ne kadar renkliyse artık, benimkini de rengarenk yapmak için uğraşıyordu. Yatağa yaklaşıp çırtlak bir kırmızı renk bir elbise eline alıp üzerime tuttu. "Ah kusursuz tenine her renk uyumlu bence. Birde bana bak beyazım, fazla beyaz" "Öyle deme sende çok güzelsin" "Biliyorum" diyerek sırıttı. Göz devirmekten kendimi alamamıştım bu hareketi karşısında. Ben iyi hissetmesi için uğraşırken onun bunlara ihtiyacı yokmuş. Elbiseyi yatağın üzerine koyup birde içlik bakmaya başladı. Onu da canlı bir kırmızı seçince kaşlarım son derece çatıldı. Bana dönerken "Yok olmaz her şey kırmızı kırmızı" "Daha iyi ya işte abim kırmızı görünce tahrik olur" dedi sanki ihtiyacı varmış gibi. Adam zaten beni görünce aklına seks geliyordu. Artık kıtlıktan mı, yokluktan mı yoksa ateşinden mi bilemem ama bazen her gece benimle sevişiyordu. Bebek için gün aşırı seks yeterliyken biz gün aşırı değil, aşırı sevişmeye başlamıştık. Hadi ben neyse gencim kaldırırım ama Kral yaşlıydı, yada değildi ne bileyim. "Abini tanıyor gibisin" dedim saçma bir cümle kullanarak. Elizabeth hoş bir kahkaha atarak "Abimi değil, vampirlerin sevdiği renkleri biliyorum ve en sevdikleri kırmızı emin ol" "Tamam tamam" dedim kısa keserek. İki kırmızıyı yana ayırdıktan sonra kapıya yürüdü. "Elbise ve çamaşırları güzelce yerine yerleştirin" dedi hizmetkarlara. Hizmetkarlar içeriye girerken o benim koluma girip benimle yürümeye başladı. "Burda ki iş uzun sürer seninle biraz dolaşalım olur mu?" "Olur" dedim. Birlikte bahçeye çıktık. Bir süre zaman geçirdikten sonra Elizabeth gitti bende odama döndüm. Bir süre sonra hizmetkarlar yanıma gelip yatağın üzerinde ki kıyafetleri giydirmek için emir aldıklarını söylediler. İtiraz edince zor durumda kalacaklarını söylediler. Ee bende çalışan insanları zor durumda bırakır mıyım? Bırakmam tabi. Tek amacım hizmetkarlar azar işitmesin, yoksa Krala güzel görünmek için bir amacım yok yani. Sonuç olarak içten ve dıştan kırmızı giydim. Elbisenin baldıra kadar olan yırtmacını elbiseyi giydikten sonra fark etmiştim. Sadece eteğinde yırtmaç yoktu dekoltesi de epeydi. Makyajıma kırmızı ruj da eklenince bu gece Kralın altından sağlam çıkamayacağımı anladım. Acaba çıkarsam mı diye düşünsem de sonradan kralın altında ezilmenin daha güzel bir fikir olduğuna karar verdim. Ez beni Kralım, üstünlük kur bende ez beni. Aklıma dolan Kralın görüntüsü ile baştan çıkmış hissederken kendime kızdım. Ne ara bu kadar azgın bir kadın olmuştum? Kralı tanıdıktan sonra diyen aklıma hak verip benim için getirilen akşam yemeğini yedim. Rujum bozulunca tekrar sürdüm falan. Şimdi tek sorun Kralı beklemekti. Yatağın başlığına yaslanıp sıcaktan biraz mayıştım. Bu adam neredeydi? İşi neden uzun sürmüştü? Kızları emiyor olmasın bu adam? Hızla uzandığım yerden kalkıp odanın balkonuna çıktım. Biraz etrafa bakıp derin nefesler aldım. İçerisi fazla sıcak olmuştu sanki. "Bu elbise ile üşütebilirsin" dedi boğuk sesiyle. Ona dönünce beni incelediğini gördüm. "Sadece biraz hava almak istemiştim majesteleri" "Bunaldın mı?" diye sordu. "Biraz" dedim. "İstersen koşmaya çıkabiliriz?" diye sorarken ciddi olup olmadığına baktım. "Elbiseye yazık olur" dedim. Elini bana uzattı. Yanına yaklaşıp elini tutunca beni içeriye çekti. Kapıyı kapatınca ilk işi nefesini enseme vermek olmuştu. "Bence de yazık olur" diyerek elini yırtmacı olan tarafa getirip çıplak bacağımı okşadı. "Bu elbiseyi Elizabeth mi getirdi?" diye sorunca "Evet o getirdi" dedim "Sanırım onu ödüllendireceğim" dedi. "Ödüllendirmelisin" diye karşılık verdim. "Kırmızı senin rengin" "Yani sevdin mi?" "Sevdim hemde düşündüğünden fazla" Sen birde içtekini gör. Diye mırıldandım. "Ne var içinde?" diye sorunca beni duyduğu için utanmıştım. "Bir şey yok. Yani var. Yok, var" en iyisi susmak diye düşünüp sustum. Yoksa neler saçmalayacağımı bilemiyorum. Kalın sesiyle gülümseyince içim bir hoş olmuştu. Çekimine kapılma Perla, çekimine kapılma Perla yoksa ömür boyu burda karanlıkta geçirirsin. "İçini görmek için sabırsızlanıyorum" diyerek beni kendine çevirdi. Bakışlarım göğsünü bulunca eliyle çenemi kaldırıp gözlerime baktı. Nefesi yüzüme vururken yaptığı ilk şey dudaklarıma kapanmak olmuştu. Dudakları mı sulu sulu emerken ruju her yere dağıttığına emindim. Derin bir iç çekip ona karşılık vermeye başladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD