Akşam yemeğini odamda tek başıma yemiştim. Annem aklıma gelince gözyaşlarımı tutamayıp içim rahtalayana kadar ağlamıştım. Annem çok iyi bir kadın, çok iyi bir anneydi. O varken baba sevgisine hiç ihtiyaç duymamıştım. O benim her şeyimdi.
Sakinleşip biraz hava almak için balkona çıktım. Bir süre gökyüzüne bakıp keşke anneme haber verebilseydim diye düşündüm. Kim bilir beni nasıl merak etmiştir. Ben düşüncelere dalmış gökyüzüne bakarken
"Bizim ülkemiz soğuktur. İçeriye girmeni tavsiye ederim diyen Kral ile irkildim. Elbisem kapalıydı ama dışarısı gerçekten soğuktu. Derin bir nefes alıp odaya döndüm. Kral bana bakıp derin bir nefes aldı. Yüzümde makyaj kalıntıları olduğuna emindim. Odanın banyo bölümüne yürüyüp rengarenk olan yüzüme baktım. Derin bir nefes alıp yüzümü temizleyip kuruladıktan sonra odaya döndüm.
Kral üzerinde ki kaba eşyalarını çıkarmış saten bir altla yatak başlığına yaslanmıştı. Bakışları beni bulunca
"Annene haber bıraktım onu merak etme. Bir sene sonra ona döneceğini biliyor" dedi. Bu durumu şaşkınlıkla karşılamıştım.
"Kimle haber yolladın?" diye sordum.
"Arkadaşın Diana ile" diyince şaşırdım.
"Anlıyorum" diyince
"Elbiseni çıkar ve gel" dedi.
Hemen şimdi benimle sevişecek miydi? Biraz tereddüt etsem de elbiseyi çıkardım. İçimde ki içlik askılı ve dize kadar iki kumaştan oluşuyordu. Elbiseyi kenara koyunca yatağa çıktım. Bende Başlığa yaslandım.
"Hareketlerin den bakire olduğunu anlıyorum. Bu gece güzelce dinlenmeni, yarın gece benim olmanı istiyorum" dedi. Bakire olduğu mu nasıl anlamıştı?
"Tamam" dedim uzatmayarak. Oda soğuk olduğu için örtüyü üzerime çektim. Bizde kolay üşümezdik elbette ama burası da fazla soğuktu. Örtünün bir kısmını onun tarafa yönlendirirken
"Ben üşümem üstüm açık uyuyacağım. Sen kendini güzelce sar" dedi nazikçe.
Üşümemesine şaşmamalıydı. Neyse ki aynı örtü altında uyumak zorunda kalmayacaktık. Elime dokununca elim soğuktan buz kesmişti sanki. Bu adamla nasıl sevişecektim? Sanki ateşle buz sevişiyor gibi eriyip gitmezdik umarım.
Gece kolay uyuyamamıştım. Kral da benim gibi hissetmiş olmalı ki oda uyuyamamıştı. Yada vampirler uyumuyor muydu? Vampirler hakkında fazla bilgim olmadığı için bir fikir yürütmek zordu. Sabah olunca yanlız uyanmıştım. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra elbisemi giyinip kapıyı açıp dışarıda bekleyen savaşçılara baktım.
"Kahvaltınız birazdan gelecek, siz içeride bekleyin" diyen kadınla sert bir soluk bırakıp içeriye döndüm. Ben hep bu odada hapis mi kalacaktım? Bu akşam bu konuyu kral ile konuşacaktım.
Akşama kadar can sıkıntısı ile boğuşmuştum. Kimse yoktu ve her yer karanlıktı. Gündüz kavramı burda yok gibiydi. Gündüz bile hava yeni kararıyormuş gibi yarı kapalı oluyordu. Akşam ise tam karanlık oluyordu. Işık zaten yoktu insani yanım için bu durum biraz sıkıntılı olsa da kurt tarafımın görüşü netti. Sadece insan olsaydım bunalıma girerdim.
Öyle böyle geceye doğru kralın kokusu burnuma dolmaya başladı. Odanın kapısı açılırken ben pencere kenarındaydım. Odaya girince banyoya yöneldi. (Eski usul bir hamam banyo karışımı bir yer hayal ediyorum) kısa süre sonra odaya dönünce önüme geldi. Bakışlarım dışarıyı izlerken
"Bu gece için hazır mısın?" diye sordu. Sert bir soluk bırakıp
"Bi-bilmiyorum" dedim samimiyetle. Elleri omuzlarımı bulunca soğuk eliyle ürperdim. Gözlerime şefkatle bakıp
"Sana bunları yaşatmayı bende istemezdim ama mecburum. Oğlumun hayatı buna bağlı" diyerek derin bir nefes aldı. Arkama geçip fermuarımı indirirken
"Elimden geldiğince sana nazik davranacağım" dedi. Sert soluklarım odayı doldururken elbise çoktan yeri boylamıştı. Koskoca bir kral ile birlikte olmak üzereydim. Bu hem korkmamı, hemde heyecan duymamı sağlıyordu. Soğuk dudakları omuzuma değince yine ürperdim. Bu hisse alışabilecek miydim emin değildim.
Omuzuma minik öpücükler bırakıp beni kendine döndürünce gözlerimiz birleşti. Bir süre gözlerime bakıp elimi tutup beni yatağın yanına götürdü. Soğuğun etkisiyle tüylerim diken diken olmuş açıkta kalan yerlerim hafif morarmaya başladı. Örtüyü açıp beni yatağa girmem için yönlendirince bunu memnuniyetle kabul ettim.
Ben yatağın içine girince üzerimi örttü. Kalbim stresle hızlanırken Kral soyunmaya başladı. İç çamaşırını çıkarırken gözlerimi kapatmıştım. İşi bitince örtüyü açıp, kapalı bacaklarımı aralayıp arasına girdi. Tenlerimiz değince o soğuk bense sıcaktım. Bu durum ikimizin de derin nefes almasını sağlarken üst içliğimi başımdan çıkardı.
Dudakları tekrar omuzuma inerek, yol boyu devam ederek boynuma geçti. Soğuk dudakları sıcak tenimi nazikçe emerken bedenim tuhaf tepkiler vermeye başladı. Sanki alt tarafım karıncalanıyor gibiydi. Boynumdan öpücüklerle göğüs çatalıma inip bir öpücük kondurduktan sonra, göğsümün ucunu ağzına aldı. Nefesimi içime çekip ne yapmam gerektiğini düşündü.
Soğuk eli okşayarak yanlarımı kavrayınca derin bir nefes aldım. Ellerini popomun altına götürüp popo yanaklarımı sıkıp bırakmaya başladı. Diğer göğsüme geçerken kumaş üzerinden kadınlığımı okşamaya başladı. Nefeslerim sıklaşmaya başlayınca hareketleri hızlandı. Göğsümü bırakıp alt çamaşırımı çıkarınca çırılçıplak kalmıştım onun gibi.
Soğuk nefesi boğazıma vururken bacaklarımı biraz daha araladı.
"Kendini kasmazsan ağrın olmaz" dedi. Daha önce herkes gibi bende ilk gece hikayeleri duymuştum ama yaşamak farklıydı. Başımı olumlu anlamda sallayıp ellerimi geniş omuzlarına koydum. Soğuk erkekliğini sıcak kadınlığıma sürtmeye başlayınca altında kıpırdandım. Erkekliğini biraz içime itince homurdanır gibi sesler çıkardı.
Kendini geriye çekip bir anda girince acıyla omuzlarını sıkıp ufak bir çığlık attım.
"Sakin ol birazdan geçecek" dese de buna inanmam şu an mümkün değildi.
"Acıyor" dedim sitem ederek.
"Birazdan geçecek" dedi cümlesini tekrar ederek. Derin nefesler alıp alışmaya çalıştım. Bir süre sonra kadınlığım alışmış gibi olunca
"Hareket et" dedim. Gözleri siyahtan kırmızıya dönerken biraz şaşırdım. İçimde yavaş yavaş hareket etmeye başlayınca hafif acı zevk karışımı inlemeye başladım. Hareketleri yavaş ve acıtmamaya çalışıyor gibiydi. Benim zevk dolu inlemelerim artınca hareketleri hızlandı.
"Seni geçici işaretimle işaretleyeceğim" diyince sessiz kaldım. Sessizliğimi olumlu anlamda karşılayınca vampir dişleri çıkıp hareketleri sertleşti. Ben sesli şekilde inlerken o işaret yerimi bulup beni işaretledi. İşaret fazla canımı yakmadığı için fazla umursamadım. Vuruşları iyice sertleşince kasılmaya başladım. Bir kaç saniye sonra gevşemeye başlayınca boşaldığımı anladım.
Benden kısa süre sonra kral içime boşaltıp kendini yana attı. Ben soluklanırken üzerime örtüyü atıp beni iyice kapattı. Bu hareketi hoşuma giderken doğru bir karar aldığımı düşündüm. Ya benden izin istemeyip zorla yapsaydı? Kurt ve vampirler arasında olan düşmanlık gözünü kör etmemişti nihayetinde. Bu iyi bir şeydi ama ben her şeyimi ona vermiştim. Yoğun duygular içinde kaybolurken umarım hayal kırıklığına uğramam diye kendimi telkin etmeye çalıştım..
Dragon: 2 metre, siyah gözlü(bazen kırmızı) siyah saçlı, beyaz tenli.
Perla: 170 boy, 60 kilo, kahverengi gözlü, koyu kumral bir kız.