Çorbacının önünde durmuş ve saçlarımı yolma derecesine gelmiş şekilde Fatihi ikna etmeye çalışıyorduk... Saat gecenin ikisini geçmişti ve Fatih önünde bulunduğumuz çorbacıdan çorba içmeden hiç bir yere gitmeyeceğini söylüyordu.. Çorbacının önündeki kaldırıma bağdaş kurarak oturan Fatihe dökmediğimiz dil kalmamıştı Sedayla... Ama Nuh diyor peygamber demiyordu...Hangi çatlak kapalı çorbacıyı açtırıp, çorba içmek isterdi ki...Tabikii Fatihhh... "Yaa Fatih gözünü seveyim, başka bir yerde yokmu çorbacı..Kapalı işte hadi bin şu arabayada başka yere gidelim..." "Hayır efendim bu çorbacıda içicez, ben anlamam damat bey sahibini buldurup açtırsın...Yoksa sabaha kadar buradayız..." Kerem sabır dilenircesine saçlarını çekiştirirken, bende Sedaya bakıyordum bişeyler yapması için.. Sadece dördüm

