~BÖLÜM 5~

1303 Words
Sabahın köründe kalkıpta, yinede işe geç kalan tek vatandaş benim heralde...Şirketin kapısından girip asansöre doğru ilerlediğimde, Kerem beyin sekreterinin ismimi seslenmesiyle durmak zorunda kalmıştım... " Melek hanım" "Efendim" diyerek yanıma gelmesini bekledim...Bu kızın kıyafetimi yoktu, yoksa kendini basit göstermek hoşunamı gidiyordu bilemiycem... " Odanıza kadar size eşlik edicem, Kerem beyin emri" "Ahh çok naziksiniz, teşekkür ederim" dediğimde yüzümü buruşturmamak için büyük bir çaba sarfediyordum... Asansörle yönetici katına çıkarken, şaşkın bir şekilde kıza döndüm...Yönetici katında ne işimiz vardı bizim... " Mimarlık personeli 20. Katta değil miydi.." "Evet ama siz yönetici katında çalışıcaksınız Melek hanım" dediğinde kollarımı göğsümde birleştirerek tüm vucüdumu ona döndürdüm... " Anlamadım, nedenmiş o" "Kerem bey öyle emretti, sizin için bitişiğindeki odayı boşalttırdı" dediğinde, şaşırmış suratıma şimdide sinir olmuş yüz mimikleri eklenmişti...Pardonda ne münasebet... " O nedenmiş" derken 21. Kata gelmiştik ve asansörden indik... Kolidorda Kerem beyin odasının yanındaki odaya doğru ilerlerken, odanın kapısına gelince kapıyı açtı ve geçmem için beni yönlendirdi...Odaya girerken, hala bana cevap vermesini bekliyordum... " Kerem beye sorarsınız efendim" Hay ben sizin Kerem beyinize yaaa... Orta boy odaya göz gezdirirken, Kerem bey ve şu anki odayı ikiye bölen bir duvar değil, siyah bir cam olduğunu farkettim...Onun dışında oda gayet şık şekilde döşenmiş bir ofis odasıydı... " Bu cam neyin nesi" derken aynı zamanda çantamı masanın üzerine koymuştum...Kız kapıyı kapatıp tamamen içeriye girdiğinde, çalışma masasının önündeki sandalyeye oturup konuşmaya başladı... " O cam siyah olduğunda, iki tarafta birbirini göremez otomatik bir sistemi var... Ama patron isterse tüm gün camın rengini açıp sizi görebilir..." dedi tırnaklarını kontrol ederken... Ne bu arkadaş açık ceza evi gibi...Biran önce ayrılmak istediğimi söylesem iyi olacaktı...Hiç değilse annem duymadan... " Neyse ben yerime geçeyim artık, bir isteğiniz olursa aramanız yeterli" deyip odadan çıkarken, kıvırtmayıda ihmal etmedi...Demekki erkeklere özel bir davranış değildi... Odada yanlız kaldığımda, dışarıyı izlemek için muhteşem deniz manzaralı büyük pencerenin yanına yöneldim...Deniz kıyısında çay simit keyfi yapan insanları görünce, ister istemez dudaklarımı büzmüştüm...Şimdi deniz havasını içime çeke çeke, çay simit yemek vardı... Kapım hafifçe tıklatıldığında, tekrar masama yöneldim ve koltuğuma oturup "girin" diye seslendim... İçeriye siyah takım elbiseli, boylu poslu bir adam girdi...Ben bu adamı nerden tanıyordum ki... " Merhaba, ben Selim...Meşhur Melek hanıma bir hoşgeldiniz demeden geçmek istemedim" dedi elini sıkmam için uzatırken... Kocaman gülümsemesini yüzüne kondurduğunda, ilk geldiğim gün asansörde Kerem beyin yanındaki adam olduğunu anımsamıştım...Allahı var çok güzel gülüyordu herif... " Merhaba, hoşbuldum....Ama meşhur kısmını pek anlayamadım" dedim bende elini sıkarken, gülümsemesi bulaşıcı gibiydi...İnsanın gülesi geliyordu karşısında... " Boşver, yakında anlarsın" dedi büyük koltuğa kendini atarken...Ne kadarda rahat bir adamdı bu böyle... " Eee bi kahve söylemiycek misin" " Ah çok pardon, nasıl içersin" dedim sesimi normal tutmaya çalışarak...Ne ara senli, benli olmuştuk biz... " Orta lütfen" Telefonu elime alıp, numarayı tuşladım ve iki tane orta kahve istedim...Bende iş başı yapmadan bir kaçamak yapsam fena olmazdı dimi... " Eee nasıl sevdin mi ortamı" diye tekrar bir soru yönelttiğinde, karşımdaki adamın konuşmayı çok sevdiğini anlamıştım... " Daha kimseyle tanışamadım...Ama zaten uzun süre burada çalışmayı düşünmüyorum" dediğimde kaşları çatılmıştı...E tabi daha iş başı yapalı iki saat olmadan, işten ayrılmayı konuşan bir mimar vardı karşısında... " Neden ki" "Öğle gerekiyor...Başka iş bakıcam..." dedim...Konuyu açtığıma pişman olmuştum...Hiç tanımadığım bir adama neden anlatıyorsam bunları... " Peki bu düşünceni, Kerem biliyor mu" Kerem mi...Beyi nerde o ekin... " Kerem BEY, henüz bilmiyor ama bugün söylüycem" dedim bey kelimesine baskı yaparak... " Bu durumdan hiç hoşlanmıycak" diye mırıldandı...Ama sanki kendi kendine konuşuyor gibiydi... " Efendim" "Yok...Yok bişey" diyerek konuyu kapatınca, işgillenmiştim... " Sen hangi bölümde çalışıyorsun" diye sordum ama cevap vermeden kapı çalınca cevap alamadım... Elindeki iki kahveyle içeriye giren, adını hala hatırlamadığım hatun Selimi görünce gözlerini belertmişti... " Aaa Selim bey siz burda mıydınız...Kerem beyde sizi soruyordu" dedi Selime hülyalı hülyalı bakarken...Kahveleri bize uzatırken, bende Selimin vereceği tepkiyi gözetliyordum... " Birazdan yanına uğruyacağımı söyle" deyip kestirip attı...Kız odadan çıkmadan o koca ağzıyla sırıtırken, ben gülerken nasıl görünüyorum acaba dedim kendi kendime... Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı olayıydı sanırım benimkisi... " Peki efendim" Odanın kapısı kapanınca, gülümseyerek bana gülen adama soru dolu bakışlar atıyordum... " İşiniz diyorduk en son" "Bu şirketin küçük bir ortağıyım sadece" dediğinde ağzıma aldığım kahveyi adamın üstüne püskürtmüştüm...Yerimden apar topar kalkıp, masadaki peçeteyi elime aldım ve ceketindeki kahve lekelerini silmek için yanına gittim hemen... Ceketindeki lekeyi bastıra bastıra silerken, oda benim telaşıma kahkalarla gülmeye başladı...Manyak mıydı bu adam herşeye gülüyordu... " Çok özür dilerim...Bi an boş bulundum" " Önemli değil sakin ol..." dediğinde durmam için elimi tutmuştu...Ve o anda kapı çalınmadan açıldı...İkimizde pozisyonumuzu bozmadan kapıya döndük... Kerem bey kapıda çatık kaşlarla bize bakarken, elimi hemen Selimin elinden çektim...Hayatta en çok korktuğum şey yanlış anlaşılmaktı... " Neler oluyor burda" dediğinde yerimden sıçramıştım... " Şey...Ben kahveyi...Şey ettimde...Yanlışlıkla yani" dedim, kendim bile söylediklerimi anlayamamışken adam nasıl anlasındı ki... " Melek hanım...Hemen odama..." dedi dişlerinin arasından... Asıl acayip olan, Selim denilen adamın hala Kerem beye bakarak gülümsemesiydi... " Peki efendim" Kerem bey arkasını dönüp kapıdan çıkarken, "Selim" diye bağırınca koltuktan aheste aheste kalkan Selim gözlerini devirdi... " Bu adam hiç değişmiycek, sanada iyi şanslar Melek'cim...Sanşa çok ihtiyacın olucak çünkü" deyip göz attı ve oda çekip gitti...Allahım ben nereye düşmüştüm böyle yaaa... Elimdeki peçeteyi gelişi güzel çöp kutusuna atıp, bende odadan çıktığımda ürkek adımlarla Kerem beyin kapısının önünde durdum... Kapıyı tıklatıp içerden ses gelmesini beklemeden, kolu çevirdim ve adımımı içeriye attım... Kerem bey elleri cebinde manzarayı izlerken, başını bir kez bile benden yana çavirmemişti...Bu adamın derdi neydi allasen... Yapmacık bir şekilde öksürüp, kendimi belli etmeye çalıştım ama nafile... " Buyrun Kerem bey" diyerek sesimi yükseltince, sonunda ağır çekimde bana dönebilmişti...Neden bana düşmanıymış gibi bakıyordu... " Oturum Melek hanım" deyince lafını ikiletmeden masasının karşısına oturdum...Oda masasına geçerken, ellerini hala cebinden çıkarmamıştı... "Buranın bir iş yeri olduğunun bilincindesiniz değilmi Melek hanım" dediğinde kaşlarımı çatmadan edemedim... " Gayet farkındayım Kerem bey...Neyden yola çıkarak böyle bir konuya geldiğimizi anlamış değilim" dedim sakin olmaya çalışarak... " Az önce tanık olduğum sahne olabilir mi acaba" " Anlamadım...Biz sadece...Yada ben size niye açıklama yapıyorum ki...İstediğinize inanabilirsiniz...İnanmazsanız da...." deyip ayağa kalktığımda, yüzünden sinirlendiği açık ve net belli oluyordu.... " İnanmazsam....?" "İşime son verebilir siniz...Yada istifa ederim...Bana güvenmeyen bir patronla çalışmayı bende istemem" diye cevap verdim...Az çok gözlemlediğime göre kendisine karşı gelinmesini isteyen bir tip değildi... % 100 beni kovacaktı ve bende sorunsuz yırtacaktım bu işten... " Bu konunun güvenle alakası yok Melek hanım...Sizi uyarıyorum sadece...Ve işten çıkmanız yada istifa etmeniz mümkün değil...Ben size güvenerek iş başvurusu yapan kaç kişiyi geri çevirdim haberiniz var mı..." dedi arkasına yaslanarak...Şimdi ne bok yiyecektim ben...Resmen vicdan muhasebesindeydim şu an... " Ama ben bu şartlarda çalışamam...Hem benim odamı niye yönetici katına aldırdınız" Yüzünden belli belirsiz bir gülümseme geçti sanki...Yada belki bana öğle gelmişti... " Dün gördüklerimden sonra, sizi gözümün önünden ayırmamaya karar verdim...Çalışanlarımı sizin gibi bir...." deyip beni şöyle bir süzdüğünde benim asfaryalar atmıştı zaten... " Benim gibi bir ne...." diye sordum dişlerimi sıkarak... "Sizin gibi, annesinden bu kadar korkanken bile yapacağından geri kalmayan biri demek istedim" " Bu sizi ilgilendiren bir konu değil Kerem bey" dediğimde yerimden kalkmıştım bile...Bu ukala adamı daha fazla dinleyemiyecektim artık... " Yerinize oturun Melek hanım...Ben size izin vermeden..." deyince sözünü kesip, hışımla yine ona döndüm...Yinemi aynı şeyleri söylüyecekti...O izin vermeden hiç bi bok yiyemezdik klasiği... " İstifa ediyorum...Sizin gibi bir eğo yığınıyla çalışmak istediğim için, zaten nasıl bir deli olduğumu tekrar anlamış olduk" dedim ve kapıya doğru ilerledim...Kendini ne sanıyordu bu adam, köle mi alıyordu çalışan mı...Elim kapı koluna gidip açtığımda, söyledikleriyle yerime çivilendim resmen... " Belkide bu durumu birde Selma teyzeyle konuşmam gerek" dedi...Nerden teyzen oluyo oğlum, benim annem senin... " Siz...Siz beni tehdit mi ediyor sunuz" " Sadece çalışanımın beni yüz üstü bırakmasını engelliyorum" dedi pişkin pişkin sırıtırken...Nasıl bir annem vardı ki, iş yerinde bile adını duyunca girecek delik arıyordum... " Siz var yaaa...." "Evet ben var ya...?" " Umarım prostat olur sunuzda, ömrü boyunca annenizle yaşamak zorunda kalırsınız" dedim ve kapıyı çarpıp çıktım... Pislik herif beni tehdit etmek ne demekmiş, en kötü şekilde gösterecektim ona.... Beni işe aldığına bin pişman olucaktı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD