Şirketin bir sokak gerisindeki kafeteryaya oturmuş Keremin gelmesini bekliyordum... Selçuk denen adam sözlerimden sonra kaşlarını havaya kaldırarak tekrar arkasını dönünce, hiç oralı olmadan arkamı dönüp hızlı adımlarla uzaklaşmıştım ordan... Kendimi bu kafeye atıp Keremi aramış ve iyi olduğumu şirkete değil buraya gelmesini söylemiştim... Önümdeki limonata bardağının kenarında gezdirdiğim parmağım uyuşmaya başlamıştı artık... Ama kendimi düşünmekten alamıyordum... Selçuk denen adamı Keremden önce tanımadığıma yada görmediğime yemin edebilirdim... Peki amacı neydi bu adamında Alev denen kan emiciyi üzerimize salıyordu... Neden Keremden ayrılmam için bunca iş çeviriyordu... Ellerimi sıkıntıyla saçlarım arasından geçirirken, bu durumu Kereme nasıl anlatacağımı düşünmeye başlamıştım k

