Selim’le, Alaz’ı otelden aldım, Borkan’la sabah erken saatlerde buluştuk… Eşi Simay, Volkan’la Nida’da gelmişlerdi. Biraz tırmandık yol dikti, arabaları park edip indiğimiz anda gördüğüm manzaraya hayran oldum, ağaçlar, ekili araziler, deniz. Durduğumuz yerden Volkan ve Borkan’ın hatta diğerlerinin çiftliklerini görebiliyorduk.
“Burayı atım yakışıklı sayesinde keşfettim ikide bir eşiyle kaçıp gidiyordu peşlerine düştüm onları burada buldum. Arazinin içinden küçük bir dere bile geçiyor… O zamanlar alıcı oldum sahibi satmak istemedi. Vefat edince mirasçıları satışa çıkardı…”
“Sen toprak işliyorsun bu arazi bize çok büyük” Elimle dereyi içine alan kısmı gösterdim bu kısım bana yeterdi. Ön bahçe, ev, arka bahçe buraya yapılırsa geriye yine çok fazla alan kalıyordu. İstediğiniz kadar araziyi kullanın fazlasını sizden kiralar ekim yaparız hem sizin hem de bizim işimize yarar.”
“Olabilir bari bunca toprak atıl durumda beklemez”
Alaz derenin öbür kısmına geçti “Ne dersin baba Oleg’e komşu olalım mı? Dere sınırımız olsun, ortak kullanırız. Bu araziye bol su gerek kabul edersen yarısını biz alırız”
Yabancılar geleceğine tanıdıklarımın komşum olmasını tercih ederdim “Sen ne diyorsun Yüksel”
“Arazi çok güzel, manzara sevdalısısın. Sen bilirsin benim için sorun yok”
“Burayı istediğimiz gibi düzenlemek çok fazla zaman alır”
Simay dediklerimi duymuştu “Bu sorun değil mimar, iç mimar, mühendis olan arkadaşlarımız var. Kabul ettiğiniz anda onları devreye sokarız, istediğiniz gibi proje çizerler. Yapılacak ne varsa üstlenirler, işi çabuk bitirirler ve arkadaş indirimine dâhil olursunuz” Söyledikleri uygun geldi, istediğimiz evi seçecek diğer tüm işlemleri arkadaşlarına bırakacaktık. Alaz’la Selim’de Simay’ın dediğini kabullendi. Derenin büyük olan kısmı bizim, daha küçük alan onların olacaktı.
Borkan satışa çıkaranlara telefon etti… Araziyi gezmeye başladım Yüksel peşimden geldi “Çok çabuk karar vermiyor musun? İstanbuldaki evler ne olacak”
“Gece boyunca düşünmediğimi mi sanıyorsun, biri kalır diğerini satarız. Burada dostlarımızın arasında yaşamak daha güzel değil mi?” Omuzlarından tutup manzaraya doğru döndürdüm “Bak ne güzel, kızımızın oynayacağı arkadaşları, gönlünce koşturacağı bahçesi olacak.”
“Ben evde oturacak yapıda değilim bunu biliyorsun değil mi?”
“Biliyorum Kaşta, Kalkan da. Bunlara küçük diyorsan Antalya’da yardıma ihtiyaç duyan kadınlar yok mu?”
“Antalya buraya çok uzak neyse zamanı gelince bakarız”
“Neye bakıyorsunuz” diyen Simay’dı, yanında gelen Nida ile merakla sorularına cevap bekliyorlardı. Yüksel kuracağı iş için düşüncesini anlatınca iki kadın birden sevinçle bağırdı… “Çok iyi düşünmüşsün, zaten topraktan sıkılmıştım. Öğretici olarak ben hazırım diyen Simay’a, Nida da katıldı… Kadınların Yüksel’in düşüncesini desteklemesi benim işime gelecekti. Araziye daha bir alıcı gözle baktım güzel yerdi.
Geri döndüğümüzde babaannem beş karış suratla kapıda dikiliyordu, Yüksel’in yüzüne bile bakmadan ellerini beline koyup karşıma dikildi. “Gece evimize gelmediğin gibi torunumu da getirmemişsin”
“Babaanne lütfen yeter biz çocuk değiliz”
“Fikrimi almadan arazi bakmaya gitmişsin, benim evimin nesi var?”
Çoğul değil tekil konuşuyordu, resmen Yüksel’i yok sayıyordu “Kendi ağzınla söylüyorsun o ev senin. Doğum gününden sonra İstanbul’a geri dönüyoruz”
“Helina benimle kalacak”
Babaannemin henüz kızıma kavuşmuşken böyle bir istekte bulunması canımı yakmıştı. Kendimden çok fazla ödün verdiğimin göstergesiydi. Niye her istediğini yapmasına, yaptırmasına izin vermiştim “Kesinlikle hayır, tek bir söz daha söyleme, buraya yerleştiğimizde hep yanında olur”
“Sen bu kadar asilik edip her sözüme karşı çıkmazdın” Derken kötü kötü Yüksel’e bakıyordu, omuzlarından tutup kendime çevirdim “Gerçekten yeter, hayatıma karışmaktan vazgeçmelisin”
Volkan yanımıza gelip kahvaltının hazır olduğunu söyleyerek babaannemin koluna girerek bana göz kırptı. “Hadi gidelim sultanım, öğleden sonra doğum günümüz olacak baş davetlimiz sensin”
“Koca ev yaptırıyorum yetmiyormuş gibi gidip kendine yer bakıyor”
“Torununun büyüdüğünü kabullenmelisin”
“Baktım, büyüttüm, korudum karşılığına göreceğim muamele bu mu olmalıydı… İki günlük kadın torunumun huyunu değiştirdi”
Artık dayanamıyordum “Bu söylediklerini ne için yaptın, kendin için, şirket için, ne çocukluğumu ne gençliğimi yaşattın. Bırak bundan sonra kendi istediğim gibi yaşayayım”
Bu sefer yanımıza gelen Alaz oldu, Volkan babaannemi götürürken, Alaz’la bahçe dışına çıktık…
“Yaşlı kadın biraz anlayış göster”
“Yaşadıklarımın bana yaşattıklarının hiçbir anını bilmiyorsun”
“Doğru ne yaşadığını bilmiyorum yaptığı kıskançlık, biraz alttan al kabullenecektir”
“Kabullenmez, kendinden başka herkesi suçlayan bir yapısı var” Hiç kimse babaannemi benim kadar tanıyamazdı, başkalarına sevecen, yardımsever, anlayışlı davranırken bana karşı tam bir otorite timsaliydi. Yapacaksın, mecbursun, dinleyeceksin, benim dediğim doğru, sen bilmezsin sözlerini sıkça duyardım. Kız çocuğu olarak doğsaydım sapık Vera ve ailesinden intikam almak uğruna, tecrübe edineyim diye beni erkeklerin önüne mi atacaktı. Erkek olmam bu yaptıklarının normal olduğunu göstermezdi… İstediği ne varsa eksiksiz yerine getirmiştim artık beni kendi halime bırakmalıydı.
Ev sahiplerinden izin alarak kızımı kucaklayıp, Yüksel’e elimi uzattım, yürüyerek de olsa çevreyi dolaşarak sinirimi geçirebilirdim.
“Kadının üstüne çok varmadın mı?”
“Yüksel sinirim geçsin diye uzaklaşıyoruz”
“Bence, benim ve kızımızın yerine onun elini tutup dolaşmaya çıkın, aranızda ne varsa halledip gelin. Yoksa bu tatsızlık sürüp gidecek suçlu olan da ben olacağım”
Volkan’ın “Çabuk geri dönün, babaannen bayıldı” diye bağırmasıyla nasıl geri döndüğümü bilemedim… Başı Selim’in kucağındaydı, Alaz nabzına bakıyordu yanına koştum, Alaz yüzüme bakıp hafifçe gülümsedi, birden anladım numara yapıyordu. “Ah babaannem sana birşey olursa ben ne yaparım, çabuk ambulans çağırın” diye bağırdım… “İyiyim Oleg üzülme yavrum iyice yaşlandım ölümüm yakın olmalı”
Numaracı babaannem gözlerini hafifçe aralamış duygu sömürüsüne devam ediyordu. Sırtından destekleyip kaldırdım, başımı arkaya çevirdim, Yüksel kızımızı kucağına almış öylece duruyordu. Çocukların parkına yürüyüp Helina’yı bıraktı… “Bak gördün mü? Bir geçmiş olsun bile demedi” diye söylenen babaannemi koltuğa oturttum. Nida ile konuşuyordu birlikte gelip geçmiş olsun dediklerinde, babaannem Nida’nın yüzüne bakarak “Teşekkür ederim güzel kızım” dedi… Yüksel’in yüzünde hiçbir duygu kırıntısı yoktu. Yan kanepeden yastık alıp sertçe kabarttı, babaannemin sırtına koyup uzaklaştı. Yastığı yumruklarıyla kabartması ne kadar öfkeli olduğunun göstergesiydi Nida kıkırdadı, arkadaşının peşinden koştu, ikisi birden kol kola uzaklaştılar.
****
“Sakinleş Yüksel neredeyse sinir krizi geçirmek üzere gibi duruyorsun”
Gergin ortamdan uzaklaşmak biraz olsun rahatatlatmıştı “Resmen kafayı yemek üzereyim Nida, kadının davranışlarını görmüyor musun?”
“Haklısın bize bu kadar yardımcı olup çocuklarımın üstüne titreyen kadının sana takındığı bu tavra aklım sırrım ermiyor”
“Ben derdini biliyorum beni torununa yakıştıramıyor. Torununda ısrarcı değilim çocukluğundan beri Oleg’i kendi arzuları, intikamı için onlarca belki yüzlerce kadınla paylaşmış benimle paylaşmak zoruna gidiyor”
“Aradaki farkı nasıl görmüyorsun?”
“Ne farkı var, onlarda kadın bende kadınım”
“Oleg seni seviyor diğer kadınlarla aranda ki fark bu. Buraya geldiğinde ki halini görmeni isterdim o kadar perişan görünüyordu ki, seni bulamazsa hayatını kaybedecek gibiydi. Katya torununu çok iyi tanıyor, içini kaybetme korkusu sardı”
“Ben adamla evlenmek bile istemiyorum, buyursun torununu tepe tepe kullansın”
“Yüksel bu dediğini inanarak mı söylüyorsun? Sana inanmıyorum Oleg’e bakarken resmen eriyorsun”
“O iş başka, bu iş başka”
“Ben hep seni barbarla düşündüm, sanki aranızda bir şeyler var gibiydi.”
“Onda vardı bende asla olmadı, geçmişimde yaşadıklarımdan dolayı hiç bir erkeğe o gözle bakmadım. Barbaros peşime düştü, yüz vermedim, teklif yaptı hayır dedim. Reddedilmek gücüne gitsede istemediğimi söylemek benim hakkımdı kimse kimseyi zorla sevemez. İyi arkadaştır, güvenilir insandır hayatımı ellerine teslim ederim ama bu kadar. Ben çizgimi çektim ama o hala umut içinde bu da beni fazlasıyla rahatsız ediyor”
“Haklısın zorla güzellik olmaz, gönül işi bu. Oleg’e nasıl kapıldın, anlatsana Yüksel”
Oleg’e olan duygularımı hiç kimseyle paylaşmamıştım… “Bilmiyorum desem inanırmısın? Vera hakkında araştırma yaparken, genç kocası önüme çıktı. Tabii ki ikisininde geçmişi didik didik edildi, bir zaman sonra Oleg’in görsellerine bakmak gecelerimi doldurmaya başladı. İnternet sayfalarında o kadar çok fotoğrafı var ki inanamazsın. Oleg bilmene operasında, Oleg podyumda, o mankenle maldivlerde, bu prensesle film galasında, bir diğeriyle resim galerisinde, öbürüyle araba yarışlarında. sanki kitap okuyor veya film izliyor gibiydim. Vera yakın takibimizdeydi otele geldiler ve ilk kez yakından gördüm desem çok doğru olmaz uzaktan gördüm otelin merdivenlerini çıkıyordu adam çıkmıyor sanki podyumda yürüyordu. Bu kadar popüler olup yaşlı kadınla nasıl olabilir diye düşündüm. Sen bebeklerini doğum yaptığın zaman yakından ilk kez gördüm…”
“Niye sustun devam et, inanamıyorum Yüksel sen kızardın mı?”
“Öf Nida gülüp durma alırım ayağımın altına. Bunu bir sana söyleyeceğim başkasına söylersen seni silerim”
“Hadi meraktan çatladım”
“Onu ilk gördüğüm anda yüreğim nasıl sıcaklaştı anlatamam, bana göre Vera’nın kapatmasaydı, Jigololuk yapıyordu yinede kalbim bu gerçekleri umursamadı”
“O lafların, o sert tavırlar cilveydi yani seni gidi seni”
“Hayır değildi, kendinden yirmi dokuz yaş büyük kadınla evliydi. Bu normal değildi karakterini beğenmiyordum. Gerçeği bilmediğimden onu fazlasıyla aşağıladım. O bara gittiğim adamla dans ediyordum ve Oleg sırtımdan sarıldı, öyle böyle bir sarılma da değildi resmen vücuduma yapıştı, elini karnımın üstüne koyup beni kımıldayamaz hale getirdi tek vücut gibiydik. Müzikle birlikte hareket ediyorduk. Hayatımda ilk kez bu kadar uyarılmıştım, yıllarca kendimi baskılamış erkeklerden uzak durmuştum, kollarının arasında tekrar kadın olduğumu hissettim. Yanar döner ışıklar altında karşımda tepinen Fahri en sonunda olanı fark etti saldırdı. Oleg bileğimden tutup bardan çıkardı, sersem gibiydim. Deniz kenarına park eder etmez arabadan indim kendime gelmem gerekiyordu. Oleg yanıma geldi göğsümde kavuşturduğum kollarımı açıp boynuna doladı. Hissettiklerime inanamadım, ayak parmaklarımın duyduğum arzudan kıvrıldığını, vücudumda ne kadar tüy varsa ürperdiğini hissettim, sanki her yerinde karıncalar dolaşıyor yanıyordum. Bir anda aklım başıma geldi yalan veya tuzak bu adam evliydi. Uzaklaşıp tokat attım aslında ona değil kendime tokat atmalıydım.”
“Hararetinizden neredeyse deniz buharlaşacaktı”
“O öpücüğü sende mi gördün, o zaman Volkan da görmüştür of utandım”
“Aman sende boşver utanmayı eee sonra”
“Sonrası laf dokundurmalar, kavgalar, iğneli sözler ve Oleg’in beni o kadınla yatağa sokma çabaları”
“Abarttın, Oleg olaylar hızlansın diye biraz yüz ver dedi. açıklamayı da yaptı zaten”
“Aslında biliyordum, kendi duygularıma gem vuramadığım için onu incitmek istiyordum. Bir anda benden uzaklaştığını hissettim neredeyse gemiye çağırmayacaktı”
“Biliyorum seni sordum gelse iyi olurdu dedim, bence o da biraz itilmeyi bekliyordu ve geldin”
“Vera’nın daveti sonucu gittiğimiz kulüpte ipler iyice koptu, Vera’yı çıldırtmak için yapıyorum dedim ama aslında kendim için Oleg’e yaklaştım. O gece hissettiğim arzuları yine hissetmek istedim ve daha fazlasıydı inanamadım. Olaylar oldu ve bitti senin birlikte Rusya’ya gidelim teklifini yabana atamazdım onu son kez görecek olmanın üzüntüsü içindeydim. Kasabada ki parti bitti, Oleg peşimde dolaşıp duruyordu aklıma geleni yapmalıydım. Mektubu okumuşsun ailemde erken menopoz olayı var ve ben bir bebeğim olmasını çok istiyordum. Neden bebeğim bu kadar arzu, ihtiras, ihtiyaç duyduğum adamdan olmasın diye düşündüm nasılsa o geceden sonra onu göremeyecektim. O gece hissettiklerimi anlatmamın imkanı yok her duygunun uç noktasındaydım sonrasında bir an bile pişman olmadım. İlk ve son erkeğim olacaktı bir ay sonra hamile olduğumu öğrenince sevinçten saatlerce ağladım. Birimin, arkadaşlarımın hamile olduğumu öğrenmelerini istemediğimden bir süre sonra işten ayrıldım. Aynı babasına benzeyen sarışın bir kızım oldu ve ben yıllardır peşinde olduğum adamın izini buldum”
“Hikayenin çok az kısmını biliyorum, dinlediğim kadarına bile çok üzüldüm”
“Hayatımızı mahveden adamı öldürmek için yola çıkmam gerekiyordu”
“Seni çok iyi anlıyorum hele ki kız kardeşini”
“Peşine düşmemin nedeni nikah günü terk edilmem değildi, zaten ailemin zoruyla evlenmeye evet demiştim. Asla kızıma baskı yapmayacağım anne babaların doğru diye düşündüğü insanlar yanlış çıkabiliyor. Bunun en iyi örneği de benim, pisliği aramamın en büyük nedeni Nursel oldu, sonra abim ve annem, babam. Nursel on üç yaşındaydı o zamanlar o kadar cılız gelişmemiş bir çocuktu ki görsen dokuz on yaşlarında derdin”
“Sapıklar için fark etmiyor ki, Boris’in öldürüp tecavüz ettiği kız çocuğu çok daha küçüktü inan bacakları, kolları incecik dal gibiydi.”
“Kim bilir o hayvan tecavüz ederken ne acılar çekti, sonrasında iki kez daha kendini öldürmek istedi. En sonunda ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırmak zorunda kaldım, yıllardır orada”
“Hiç iyileşme yok mu?”
“Doktorlara göre dış dünya için hazır ama kardeşim hazır değil ne zaman çıkartmak için girişimde bulunsam kriz geçirdi. Abim o herif yüzünden kötürüm kaldı, babam kızına olanları duyunca birde soyulduğunu haber alınca kalp krizi geçirip öldü, annem olanlara dayanamadı bir sabah yatağında ölü buldum üzüntüden beyne pıhtı atmıştı. Hangi birine üzüleceğimi bilmiyordum, ölümlere mi, tecavüze mi, genç yaşta kötürüm kalan abime mi? Genç yaşta beş parasız kalıp dünya kadar borç yükü altına girmeme mi? Geride kalan ne varsa sattım, borcu takside bağladım çoktan ödendi bitti. Ne giden canlar geri geldi, ne abimin bacakları iyileşti ne de kız kardeşim düzeldi. O Allahsız, kitapsız piçi ölürken izledim kalbimde ki karanlık kalktı. Gerçekten nefes almaya başladım”
“Nasıl öldü”
“Sıçanlar tarafından parçalanarak, öncesinde cinsel organının kesildiğini gördüm”
“Çok iyi olmuş keşke tüm tecavüzcülerin akıbeti aynı olsa, Boris’i de keşke sıçanlar parçalasaydı çok sevinirdim, her yere soktuğu bilmemesinin hemen değil milim milim kesilmesini isterdim, o kansız herif acı bile çekmedi”
“Oleg beni buldu, sonrasını zaten biliyorsun. Çocuklar uyanmıştır geri dönelim mi?”
“Son bir soru, Oleg’i seviyor musun?”
“Senin ve benim aramda sır olarak kalsın evet ona deliler gibi aşığım, onun için çıldırıyorum ama evlenmek istemiyorum”
“Benim diyeceğim de aramızda sır olarak kalsın eninde sonunda Oleg’le evleneceksin”
“Ben sana dayak atacaktım değil mi?”
“Yakalarsan atarsın, eyvah doğum günü hazırlıklarını unuttum koş”
****