20.BÖLÜM

2186 Words
Siteye geldik eve tek Nursel değil bizde yabancıydık… Hep birlikte evi dolaştık eşyaların çoğu eksikti. Tamamlanmayan odalar çoğunluktaydı mesela yatak odamız gibi, hemen telefon açıp getirmelerini yatacak yerimizin olmadığını söyledim. Fabrikadan kaynaklı bir sorun yüzünden teslim tarihini öne çekemediklerini, söz verildiği tarihte mutlaka geleceğini söylediler. Onların verdiği tarihe daha çok vardı. Bendeki şans kimsede olmazdı nerede bir sorun var gelip sırtıma yapışıyordu… Salona koyulmuş kanepe üç kişi hatta üç buçuk kişiye yatak olması için yeterli değildi. Yüksel bana, ben Yüksel’e baktım bir türlü yerleşik yaşama geçemiyorduk. Nursel evi dolaşıyordu alt katta ki odalardan birine girdi “Bu oda benim olabilir mi?” Olurdu da şimdilik dört duvar halindeydi, Yüksel diğer eve gidelim dediğinde hiç karşı çıkmadım. Birkaç parça kıyafet aldık “Yatta mı kalsaydık” “Kızı orada nasıl zapt edeceğiz? Yavrum oradan oraya perişan oldu” Biz kapıdan çıkmadan Alaz kızımla birlikte geldi “Helin çok ağlıyor annesini özlemiş olmalı, Babam söyledi babaannen yoldaymış buraya geliyor haberin olsun” Sabrımın sonuna gelmiştim… Evden dışarı çıktım nefes almaya ihtiyacım vardı Yüksel gelip önüme geçti “Babaannen bu evi biliyor mu?” “Söylemedim” “Niye apar topar geldiğini ikimizde çok iyi biliyoruz. Amacı huzursuzluk çıkarıp ikimizi ayırmak… Sorunlarım çok fazla ona kendimi kanıtlamak için uğraşacak takatim yok. Düşünmeli kendime bir yol çizmeliyim, çocuğuma kardeşime huzur verecek bir ortama ihtiyacım var.” “Biz olarak niye düşünmüyorsun” “Sen kendi sorunlarını, ben benimkileri düzene sokayım… Yeni iş açtım dedin günlerdir ilgilenmiyorsun… İşinle, babaannenle ilgilen onu sakinleştir, bende bu evde kızımla, kardeşimle ilgileneyim. Çok uzak değiliz istediğin zaman kaçar bana gelirsin devamlı kalacak değil ya, bir süre sonra sıkılıp Kaş’a veya Rusya’ya geri dönecektir. O zamana kadar evimiz tamamlanır birlikte yaşamaya başlarız” “Şimdilik kaydıyla dediklerini kabul ediyorum tek bir şartım var benimle evleneceksin” “Tamam, Oleg tamam alt tarafı bir imza değil mi? Düğün, gelinlik, eğlence, davetli hiçbir şey istemiyorum. Sadece sen ben ve iki şahit… Bunları kabul ediyorsan işlemlere başlarız” Nihayet istediğime kavuşmuştum “Sanki rolleri değişmiş gibi değil miyiz?” “Nasıl yani” “Kadın evlenmek ister, erkek bin dereden su getirir. Sen yüz bin dereden su getiriyorsun ben evlenelim diye yalvarıp duruyorum” “Buna kadın nazı derler.” İster naz yapsın isterse daha beter hareket etsin umurumda değildi, evliliğe kesinlikle hayır diyen kadın, babaannemin çirkin davranışlarına rağmen teklifimi kabul etmişti bu bana yeterdi. “Babaanneme Helina nerede diyeceğim” “Burnunun ucunda olduğumu söyleme de nerede dersen de, ne kadar kalacağını bilmiyorsun hafta sonları alır gidersin ya da işim çıktığına sana telefon açarım alırsın. Kızımıza iyi bakacağından eminim” “Belki evlendiğimizi söylersek bizi kabul etmeye mecbur kalır” “Hiç sanmıyorum, hayatımızı yola koyduktan sonra söyleriz. Yapacaklarına karşı hazırlıklı olurum. Beni istemiyor bunu biliyoruz, istediği sen ve Helin… Kızımdan vazgeçmeyeceğim için, eninde sonunda beni de kabullenecek buna mecbur. Yoksa böyle yaşar gideriz” Nursel, kızımızla iyi anlaşmış gibi görünüyordu. Yarı boş odada kovalamaca oynuyorlar kızım minicik adımlarıyla teyzesinden kaçmaya çalışırken kahkahalarla gülüyordu. Bu konuda annesine çekmiş olduğunu görmekten memnundum. Asık suratlı kadınlardan bıkmıştım, etrafımda neşeli kadınlar istiyordum. Nursel birden tökezledi, Alaz belinden yakaladığı an Nursel çırpınmaya başlayıp çığlık attı… Kızım çok kısa süre sessiz kaldı, korkmuştu ağzını açtığı anda yanına koşup kucağıma alıp bahçeye çıkardım. Yüksel yerde iki büklüm yatan kardeşini kollarının arasına aldı… “Geçti kırlangıcım geçti, Alaz kötülükle dokunmadı, düşüyordun tuttu” Ablasının göğsüne gömdüğü başını kaldırmadan çok üzgünüm dedi. Sesi oldukça boğuk çıkıyordu. Alaz yanlarına diz çöktü “Kötü bir niyetim yok, asla sana o şekilde dokunmam. Koruma amaçlıydı” Nursel sesini çıkarmayınca gitti… Yüksel bir süre daha kardeşiyle konuştu, yanıma geldiğinde gözleri kıpkırmızıydı. “Keşkelerim o kadar fazla ki” Omuzlarına sarıldım keşkelerinin neler olduğunu biliyordum, kardeşinin içinde olduğu durumu fark etmediği için kendini suçluyordu… “Merhaba gençler” Tam ihtiyacım olan adam gelmişti “Hoş geldin Selim” “Alaz, Nursel’den bahsetti iziniz olursa tabii o da isterse konuşmak isterim” Yüksel’e baktım, içeri geçti beş on dakika sonra geri gelip kardeşinin kabul ettiğini söyledi… “Oleg, Katya akşam saatlerinde burada olacak, Muzaffer’le birlikte geliyor” Yüksel’le verdiğimiz kararı anlattım, şimdilik en uygun yolu bulduğumuzu söyleyip içeri geçti… Selim’le Nursel’in konuşmalarını duyamıyorduk, uzun süre içeride kaldı. Selim, çıktığında düşünceliydi… “Hala o günün etkisinde, olaylardan kendini suçlamaya devam ediyor, babasının ve annesinin ölümünün bile kendi yüzünden olduğunu düşünüyor. Bu saplantıdan kurtarmalıyız ayrıca tüm erkeklerin o adam gibi olduğunu söyledi… “ Yüksel ne yapmalıyız diye sordu… “Burada yapacak bir işim yok, onunla uzun saatler geçirip saplantılarından kurtulmasını sağlamaya çalışacağım. Size gelince onun yanında birbirinizle fazla ilgilenip sevgi gösterilerinde bulunun, her erkeğin o olmadığını anlamasına yardımcı olur” “Babaannem rahat bırakırsa ben dünden gönüllüyüm” “Katya’yı bir süreliğine hoş gör Oleg, elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi. Seni tekrar kendi hükmü altına almak için planlar yapacaktır. Babamla evlendiğinde çok gençti ondan çekti, sonra İvan ve karısından, kocasını, oğlunu, gelinini, torununu toprağa verdi. Neyi var nesi yoksa tüm benliğiyle sana bağlandı. Diyeceksin ki beni o kadının, kadınların önüne attı sen haklısın birde onun açısından bak. O kadınları, Vera’yı hiç sevmedin her zaman onun olduğunu biliyordu. Şimdi Yüksel’i sevdiğini biliyor, bildiği içinde kendisini bırakmandan eskisi gibi sevmeyeceğinden korkuyor. Bir süre onun huyuna suyuna göre hareket edin, bakalım zaman ne gösterecek” Selim gitti, kızımla oynamaya bayılıyordum. Eski evlerinden getirdikleri oyuncaklar çok azdı, yarın bir oda dolusu oyuncak almalıydım. Yüksel internet yoluyla istediği yiyeceklerle tüm mutfağı doldurmuştu. Tam olarak gelen beyaz eşyanın olması işine daha çok yarar görünüyordu… Köfte, patates ve salata günün menüsüydü, yatla gelirken Selim’le yemek konusunda yarıştıklarından elinin çok lezzetli olduğunu biliyordum. Nursel nihayet odasından çıkmıştı… Helina rengârenk Legoları birbirine geçirmeye çalışıyor başaramadıklarını sağa sola fırlatıyordu. Yanından kalkıp Yüksel’e sırtından sarılıp boynuna öpücük kondurdum “Az rahat dursan bak elimi kesecektim” Kulağına “Bu doktor reçetesi, Nursel’in ruh sağlığı için kendimi feda ediyorum” diye fısıldarken, kulak memesini hafifçe ısırdım… “Kalçama dayanandan sırf gösteri için yaptığın belli” “Seni çok özledim be kadın” “Bu gece kaç gel” Kendime doğru çevirdim “Sen ciddimisin?” Gülümsüyordu uzanıp yanağımdan öptü “Çok ciddiyim” Yatak işini kesinlikle halletmeliydim, cadde üstünde bir sürü mobilyacı vardı, yatak markası falan filan umurumda değildi… Yemeği yer yemez kalktım mağazalar kapanmadan yetişmeliydim. İlk gördüğüm yere girip ilk gördüğüm yatağı üstünde ki örtüleri yastıklarıyla birlikte aldım, satıcı bugün getiremeyiz demesi umurumda değildi. Para her kapıyı açardı, yarım saat sonra adamlar yatak odası olarak seçtiğimiz üst kata yatağı bıraktılar… Babaannem gelmişti, kızımı, sevgilimi aceleyle öptüm “Gece hazır bekle, mümkünse çırılçıplak ol” der demez evden çıktım. Yüksel, kucağında kızım, yüzünde kocaman gülümsemeyle arkamdan el salladı… Evime girdiğim anda kapıdaki görevli misafirlerimin geldiğini bildirdi, Alaz’la aşağı inip karşıladık… Çok fazla bavul vardı babaannem temelli kalmaya gelmiş olmalıydı, konuşmalarından düşüncemde haklı çıktım. Yaz bitmek üzere olduğundan kışı İstanbul’da geçirecek gelecek yaza kadar evi tamamlanacaktı. “Torunum buradayken yabancıların yanında kalmak ayıp olurdu değil mi Oleg” Ne diyebilirdim ki “Haklısın babaanne” “O kadınla aynı evde yaşıyorsunuz sanıyordum” “Onun ismi Yüksel, o kadın değil, kendi evi var… Burada yaşamak istemedi” “Helina nerede, yine o hayırsız anası kızı birilerine bırakıp gitmiş olmasın?” “Bu kadar Yüksel’den konuştuğumuz yeter” Selim, Muzaffer ve babaannem bir araya geldiklerinde eskilerden konuşmaya bir başladılar mı susmak bilmezlerdi… Milyon kez dinlediğim olayları dinlemekten sıkılmıştım balkona çıktım Alaz yanıma gelip demirlere dirseklerini dayadı… “Benden sonra ne yaptı?” “Kim… Nursel’i soruyorsun, ne yapsın kızcağız. Ablasına sarıldı o çığlıktan sonra dondu kaldı, Selim’i göndermen çok iyi oldu. Uzun süre konuştular, konuşmaya devam edecekler… Çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda olmak çok kötü, böyle bir olayla bir anda büyümek çok daha kötü” “Doğru çok hatta çok kötü, böyle çok vakayla karşılaştım. Kendini erkekten sayan şerefsizlerin güçsüz olana şiddet kullanması, tecavüzü kendinde hak görmesi, kadını insan olarak kabul etmemesi, kadınlara, çocuklara cinsel obje olarak bakmaları iğrençlik ötesi, inan düşüncelerimi ifade edecek söz bulamıyorum…” “Haklısın böyle iğrenç eylemlerde bulunan yaratıkların kime ne yaşattılarsa aynısını çekerek can vermelerini istiyorum… Erkeklerin yüz karaları, döl israfları” Aklıma Vera’nın oğlu geldi, o herifte kadınlara, çocuklara tecavüz eden hatta öldüren caninin biriydi… “Vera senin karındı değil mi?” Alaz sanki düşüncelerimi okumuştu “Aramızda karşılıklı çıkar ilişkisi vardı, normal bir evlilik hayatımız yoktu. Kâğıt üstünde evliydik… O beni kullandı, dedemin, babamın mirasını geri almak için ben de onu kullandım” “Babam çok kötü biri olduğunu söyledi” “Öyleydi, acımasız ve gaddar. Tek iyi yönü vardı çocuklarını çok severdi ne yazık ki çocukları da kendi ve sapık kocası gibiydi. Oğlu Boris içlerinde en berbat olanıydı, neyse onları konuşarak zaten bozuk olan moralimi iyice bozmak istemiyorum” Dönüp balkon kapısından içeri baktım üç silahşörler gülüyor, konuşuyor hiç yatacak gibi görünmüyorlardı… Saat gecenin üçü olmuş babaannem ısrarla oturmaya devam ediyordu. Muzaffer bu kadar sohbet yeter diyerek odasına çekildi, Selim hemen arkasından kalktı, Alaz balkondan içeri girdiğimiz anda uyumaya gitmişti, salonda bir ben birde babaannem kalmıştı… “ Uykun gelmiştir sende yat istersen, ben yer değiştirdim mi uyku tutmuyor sabaha kadar döner dolaşırım.” Kadın inadım inat diyordu iyi geceler diyerek odama çekildim… -Canım babaannem hala uyumadı, gecemiz yalan oldu -Canını sıkma tüm geceler bizim -Dediğim gibi hazırlanmış mıydın? -Görmek ister misin? Anında kasıklarım zonkladı… Bu kadın beni çıldırtacaktı -İstemez olur muyum? Bir saniye dur… Kapımın önünden geçen ayak sesleri ve oda kapısının açılıp kapanma sesi… -Ne oluyor? -Yaşasın babaannem odasına geçti, beş dakika sonra yanındayım Babaannem yastığa başını koyar koymaz uyuyan insanlardandı. Tam tahmin ettiğim gibi horlamaya bile başlamıştı… Yavaşça oda kapımı açtım, saatim kapının kenarına çarptı “Oleg seni de mi uyku tutmadı, yanıma gel muhabbet edelim” diye bağıran babaannemin sesiyle donakaldım… Ne yazık ki ufacık bir sese bile aniden uyanırdı… Bu saat yüzünden başıma gelmedik kalmamıştı, bileğimden çıkarıp yatağın üstüne fırlattım “Su almaya çıktım hemen yatıyorum” Yatağa uzandım, keyfim kaçmıştı… -Ne yazık ki gelemiyorum, kadın dedektör gibi kalktığımı hissediyor Yanıt gelmedi uyumuş olmalıydı -Bu gecelik bununla idare et Mesajının sonuna göz kırpan emojiden koymuştu, video geldi… Odanın her yerinde mumlar yanıyordu, çırılçıplak yan olarak yatağa uzanmıştı bir kolu göğüslerinin üzerindeydi, çek be güzelim diye söylendim, diğer elini göğsünün yanından indirip beline geldi, yavaşça kalçasına inerken biraz oyalandı… Elini kasıklarına götürdüğü anda çoktan sertleşmiştim, arka planda anne diye bağıran kızımın sesini duyduğum an video birden bitti… Bu gece birbirimize her yönden yasaklıydık… -Yarın sabah nikâh işlemlerine başlamak için erkenden seni alacağım, kahvaltıyı dışarıda yaparız Kardeşiyle kızım tek başına kalamazlardı -Nursel ve kızı da hazırla hep birlikte gideriz **** Sabahı zor yaptım, duş alıp giyinir giyinmez odamdan çıktım, kalkan sadece ben değildim babaannem salonda kahve içiyordu… “Bende seninle geleyim iş yerini merak ediyorum” “Sana da günaydın babaanne, bu gün olmaz yeni anlaşmalar imzalanacak. Fazlasıyla yoğun olacağım yarın veya öbür gün gideriz.” “Sırtına mı yapışacağım, görüp geri dönerdim” “Olmaz akşama görüşürüz” “Sakın geç kalma sevdiğin yemekleri yapacağım” Of Tanrım “Kalmam” Diğer evime gittiğimde Yüksel kapıdaydı, bahçeden geçip yanıma bindi sabahın ilk öpücüğünü yanağıma kondurdu, işte şimdi keyfim yerine gelmişti. “Kızla Nursel nerede” “Helin’in bakıcısını çağırdım” “Bakıcısı mı vardı?” “Apandisit ameliyatı olduğu için bir süreliğine izinliydi, sabah çok erken telefon açtım geldi” “İyi birimi, kızımıza güzel bakıyor mu?” “İyi olmasa niye yanımda tutup kızımı emanet edeyim. Elli yaşında, görmüş geçirmiş, konuşmasını, oturup kalkmasını bilen biri. Genç yaşında eşini kaybetmiş, çocukları çok sevdiğinden bakıcılık işine başlamış. Benden önceki referansları çok iyiydi. Son çalıştığı aile yurt dışına çıkınca onlarla gitmek istememiş. Arkadaşlarımdan birinin vasıtasıyla buldum. Sırf çocuk bakıcılığı yapmayacak, bizimle beraber yaşayıp tüm evin sorumluluğunu alacak… Hepimiz iyiliği, rahat hareket etmemiz için Ayşen abla bulunmaz nimet” “Sen böyle diyorsan benim için sorun yok” Nikâh için işlemleri başlattık, belirli bir gün ve saat ısrarımız olmadığından dört gün sonra ilk nikâh için tarih verildi. Yüksel birden yanımdan kayboldu, Nikâh salonunun yetkili ofisine girerken son anda görüp peşinden gittim. Masasında oturan görevliyle konuşuyordu. “Nikâh salonuna girip o masaya oturmadan işlem yapmanız mümkün değil mi?” “Çok garip bir istek ilk kez karşılaşıyorum” “Bunun için nedenlerim var, iki şahit ve biz olacağız” İkinci masada oturan kadın başını kaldırdı “Hangi saati aldınız?” Cevabını ben verdim, önünde ki listeye baktı verilen gün ve saatte görevli olduğunu odada nikâhı yapabileceğini ya da üst katta ki terası kullanabileceğimizi söyledi. Yüksel seçimi size bırakıyorum dedikten sonra odadan çıktık. Arkamızda kalan memurun al işte benim gibi biri daha, kesin nikâh salonunda terk edilmiştir dediğini duydum. Yüksel’in konuşmasına hiç karışmamıştım, neler hissettiğini biliyor hak veriyordum. Bir gün Kaş’a yerleştiğimiz zaman istese de istemese de düğün partisi yapacaktım. Kahvaltı için gittiğim yer yatımın bağlı olduğu marinanın çok yakınındaydı… Türklerin meşhur serpme kahvaltısıyla donatılmış masada yok yoktu… Uzun süredir yalnız kalmamıştık, Yüksel sessizce yemeğini yiyordu… Bana kızmadın değil mi dediğinde şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Niye kızmam gerekiyordu?” “Nikâhı salonda yaptırmak istemedim en önemlisi sana danışmadan hareket ettim. Çok uzun yıllardır tek başıma karar veriyorum, fikrini sormak veya böyle yapmayı düşünüyorum demek aklıma gelmedi.” Eline uzanıp tuttum “Sana hak verdiğim için karışmadım, tabii ki düşüncelerini, kararlarını benimle paylaşman hoşuma gider” Yüksel öne doğru biraz eğildi… Canım sevişmek istiyor senin fikrin nedir? Dediği anda hesap lütfen diye bağırdım…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD