⚓ Katran Karası 2 Bölüm ⚓

1133 Words
Bağıra bağıra, çağıra çağıra haykırmak elini yüzünü yolmak istiyordum. Bana dünü mü bugünü mü hüsrana çevirenleri tek tek vurmak istiyordum. Penceremden hala Erdem'in beklediği avluya baktım. Bakışları pencerem'de elinde Cabot Guns,a gözüm çarptı gecenin karanlığında parlıyordu. Dudağımı dişlerimin arasına alıp perdeyi aralamak istedim. Lakin gördüğüm o acı görüntü mideme yumruk yemiş gibi hissettirdi. Rojin'in belinde elleri kadının kafası göğsünde omuzları sarsılıyordu. Gülüyordu halime ağlanacak halimize sinirle odanın içinde volta atarken çalan telefonumu açtım. "Arya kızım" babam can güvenliğim limanım. "Baba dayanamıyorum kurtarın beni boğuluyorum sanki" dedim nefesim tıkanmış göğüs kafesim sıkışmıştı. "Az sabret kızım işleri yoluna koyayım alacağım, biraz sabır ha kızım" hep aynı sözler. "Anladım baba tamam ararım yine" diyip kapattım. Tektim yalnız idim, hayatın acı gerçeği ailem güçlü olsada Erdem ile ortaklıkları maalesef ellerini kollarını bağlıyordu. Bu sayede tanışmadık mı zaten onunla ilk tanışma, ilk görüşme şirketlerin büyümesi için evlilik flört böyle böyle dört seneyi doldurup evlenmiştik. Yüreğimi, kalbimi, ruhumu bedenimi sunmuştum. Ailemin iyiliği adına birazda bencillik ederek, aşkın kollarına atmıştım kendimi ne acı ama değil mi? Koskoca Arya Keskiner bir adamın oyuncağı olmuştu. Evliliklerin üçüncü senesinde iki gebelik geçirmiş düşük beş aylık iken düşük yapmıştı. Sonra sonrası ne kadar uğraşırsa uğraşsın çocukları olmamış dördüncü senesinde kocası doğum günü sabahı yani 12 Nisan'da sürpriz yaparak Rojin'i getirmişti. En güzel, özel günüm kabusa dönmüş hayat bana kıçıyla itinayla gülmüştü. Nefesim tekrar kesilirken çekmeceden ilacımı alıp yuttum üzerime günlük kıyafetlerimi giyerken önceden hazır ettiğim çantayı dolabın dibinden çıkarıp taktım. Tekrar pencereden avluya bakarken koca boşlukla hem rahatlayıp hem nefretle doldum. Aklıma gelenle yastığın altına soktuğum silahı alıp belime taktım. Abime dualar ettim vaktinde bana atış talimi yaptırdığı için, saat üç buçuğa değin bekleyip odamın kapısını aralayıp karanlık koridoru kontrol ettim. Usul usul bedenimi çıkartıp kapıyı kilitleyip anahtarı cebime koyup parmak uçlarında yürürken ezbere bildiği kısacık yolu geçmek isterken ikinci katta bulunan ilk kapıdan duyduğu konuşmalara anlam verememiş Erdem'in sert bağırtısıyla hızla korumalara görünmeden kilere girdim. Ne demişti Erdem "Arya'ya yapılan saygısızlığı affetmem buraya niçin geldiğini unutma" çocuk için çocuk baba olmak istiyordu. En büyük hayali buydu çünkü. Gözlerim sızlarken, bir kaç saniyeliğine kapatıp açmış tam karşımda ki bakliyat dolabını ileri iterek büyük karanlık tünele açılmasını sağlamıştı. Çantamdan el fenerini çıkarıp yakmış dua ederek adımımı atmıştım. Dolabı eski haline getirirken, duyulan iki el silah sesi ile adımlarım koşar olmuş yarı görür yarı görmez ilerlerken sıkıntı ve korkudan sırtımdan ter akıyordu. Beş dakikalık yürüyüşün sonunda görünen tahta kapıyı hışımla açıp kendimi ıssızlaşan sessizliğin hüküm sürdüğü sokağa atıp kapıyı kapattım. Burası tamamen boşluk idi. Evler terkedilmiş harabe taş binalar nefesimi tutarak ilerlerken telefonumu kapatıp yedeğini açtım. İki günde kurduğum kaçış planının ilkini başarılı ile yerine getirirken ikincisine geçmek için Muhit aradım. "Arya nerdesin şuan" dedi hemen. "Bilmiyorum burası izbe terkedilmiş kimse yok" yıllardır burda olsam da ilk defa gördüğüm yerdi. "Tarif et bana vaktimiz yok" sesi endişe doluydu. Abimin arkadaşı olsada ailemin haberi yoktu. Bugün kaçıp Kanada'ya gideceğimden ben bana zorla dayatılan kaderden kocamdan gidiyordum. Başımı çevirip çevreyi kontrol ederken gözüme çarpan kırıp tabelaya yaklaşıp silikleşen yazıyı okumaya çalıştım. "Karhen" dedim karhen mi? "Siktir" dedi Muhit kaşlarımı çatıp bu lanet yerden çıkmak için hareketlendim. İçimi saran korkuya anlam veremiyordum. "Muhit ne oluyor?" Dedim bağırtı sesleri geliyordu. "Çık oradan iki sokak aşağıda bekle lanet yeri nerden buldun sen" diye söylendi. "Korkutma beni Muhit adam akıllı anlat" dediğini yaparak Kahren denen yerden ayrılıp sapağa girdim. "Karhenlerin mıntıkası hiç mi duymadın kocan anlatmadı mı sana" kaşlarımı çattım. "Anlatmadı bekliyorum seni kapat" demiş kapatmıştım. Sessizlik sinirimi bozar iken duyduğum araba sesleriyle, terk edilmiş evlerden iki katlısına güç bela girip pencerenin dibine çöktüm. Bu kadar çabuk yakalanmış olamazdım hayır hayır desem de Erdem'in sesi böldü geçti geceyi. "İğne deliğine girse dahi bulup getireceksiniz bana onu duydunuz mu lan" bağırtısıyla hüküm veriyordu. "Anladık Erdem bey" Erdem Erdem niye daha iki üç hafta öncesinde neşeli sevecen adam gitmiş yerine despot, höt höt biri gelmişti. Ayak sesleri uzaklaşırken ben emekler şekilde ilerliyordum. Salon olduğunu düşündüğüm yerden çıkarken kendimi odalardan birine atar atmaz kapısını kapattım. Bulunduğum yeri fenerle aydınlatıp arka kısma bakan kırık pencereye yürüyüp açmış lakin evin bahçesine giren iki adamla hemen kendimi duvara atmış gitmelerini beklemiştim. "Lanet girsin" kalbim göğüs kafesimi deliyordu. "Aryaaaa" bulunduğum evin içinde yankı yapan o sesle düşünmeden pencereden atlamış lakin atlarken kırık kısmı baldırıma saplanırken acıyla dişimi dudağıma geçirip canım acıya acıya koştum. "Hadi Arya bir sokak kaldı hadi kızım hadi" desem de canım fazlasıyla yanıyordu. "Yakalayın çabuk" öfkeli tonlaması kaçış planımı yerle yeksan ederken umursamadan koşmaya devam ettim. Baldırım'dan akan kan sıklaşan nefesim yakalanma korkusuyla, bedenimi saran öfkeyle gidebildiğim kadar koşabildiğim yere değin koştum bomboş sokaklarda sadece ben peşimdeki adamların nefes sesleri yankı yapıyordu. Bacağımda ki ağrı çoğalırken ciğerim aşırı koşmaktan yanmaya başlamıştı. Ordan oraya dönerken gördüğüm beyaz jiple adımlarım çoğaldı. Hadi hadi sadece üç adım Arya diyip açılan ön kapıdan kendimi içeri attım. "Sür sür" der demez gaza basan Muhit'le arkadan eserime baktım. Erdem öfke saçan kararlarını dikmiş gidişimi izlerken, adamlarının getirdiği araca binip peşime takıldı. "Kızım nasıl buldu bu manyak seni" diyen Muhite döndüm. "Bilmiyorum nasıl buldu beni" dedim arka arkaya açılan silah sesiyle arka cam patladı. "Ahhh" diye çığlık atarken omzumda ki sızıyla inledim. "Arya omzun kanıyor" diyen Muhit'le üzerimde ki beyaz kazağın kana bulandığını gördüm. "İyiyim ben sıyırmış sanırım bas gaza Muhit bas" o konağa geri dönmem benim sonum olurdu. "Saçmalama kızım arıyorum Ateş abini" telefonu elinden alıp camdan attım. "Kes şunu Muhit sür" arayı açmayı başarsa da Urfa'nın çıkışına doğru güneşin doğduğu ilk vakitlerde, dört yılımı geçirdiğim şehirden çıkarken önümüzü kesen beş araçla gözlerim karardı. İlk müdahaleyi Mühit kendi çapında yaparken içerde kalan kurşun yormuş ateşimin çıkmasını sağlamıştı. Dudaklarım kururken cesaretimi kendimi toplayıp, elleri belinde siyah paltosunu giymiş taktığı güneş gözlüğüyle hala yakışıklı olan kocama bakıp araçtan inip aksayarak ona doğru yürümüş belimden çıkarmadığım silahı çıkarıp tam göğsüne doğrultmuş aynı anda bana yönelen 10 adamın silahının hedefi olmuştum. "Urfa'ya sadece girişin olur karıcığım çıkışın olmaz olamaz" derken gözlüğü çıkarıp adamına uzattı. "İkimizde ölürüz o zaman ne o karının sıcak koynu soğudu mu sana peşime düştün" sinirle homurdandı. "Benim tek eşim kadınım sensin yanıma gel indir silahı" gücüm tükenirken silah parmaklarımın arasından kayıp tok sesle düştü. "Eşin değilim senin" gözlerim kapanırken acı acı gülüp öne doğru sendeleyen bedenimi tuttu. "İnadını sikeyim senin inadını izin verir miyim lan gidişine bilmiyor muyum gidersen tutunacak dalım kırılır" son duyduğum sözleri olmuş gözlerim kapanmıştı. Erdem kollarına bayılan, hayatının ışığını karısını kendi lüks aracın arka koltuğuna yatırıp anahtarı şoförden alıp sürücü koltuğuna geçerek gaza basmıştı. Dikiz aynasından eşini ara ara kontrol edip, ortaklığını sürdürdüğü Karhen Hastanesi'nin yoluna saparken duyguları alt üst olmuştu. Ne yapıp edip Arya'yı yanında konakta tutması gerekiyordu. Ama öyle ama böyle aşk da bencillik değil miydi zaten bencildi oda hemde sapına kadar! Aşık olduğu 5 yıldır it gibi peşinde koştuğu kadını bırakacak yürek yoktu. Bırakmaya niyeti isteği yoktu çünkü Arya onundu oda Aryan'ın ne diğerleri nede evde onu bekleyen Rojin bunu değiştirmezdi. Mecburdu mecbur? Bölüm Sonu!!!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD