BASKIN

1024 Words
Derin bir nefes alıp kendime güçlü olmam gerektiğini hatırlattım. Kız arkadaşlarımı buraya ben getirmiştim ve her daim koruyacaktım. Zorundaydım. Onlar kendi aralarında sohbet ederlerken ben oldukça soyutlanmış bir şekilde, mekanı inceliyordum. Burada çok kötü olaylar dönüyor gibiydi. O kadar korkutucu görünüyorlardı ki. Okan'ı dövmek sitiyordum, benim geldiğim gün mü onun gelmeyeceği tutmuştu? Bir anda aklıma gelen ihtimalle duraksadım. Okan yeni birisine kafayı takmış olabilir miydi? "Selin nerelere daldın kızım öyle?" Ece'nin sesiyle düşüncelerimden ayrılıp onlara döndüm. "Bir şey düşünüyordum da içecek mi aldınız siz?" Cemre beni onaylayarak bana kokteyllerden birini uzattı. Gülümseyerek tam dudağıma götüreceğim sırada aklıma Eray isimli adamın yaptığı gelince hemen yudum almadan bardağımı indirdim. Böyle bir yerde bir şeyler içmek akıl karı değildi. Kızlar içmeye başlamıştı ama ben onlara göz kulak olacaktım. Birden kolumda hissettiğim el ile kafamı çevirdiğimde karşımda Korkut'u görmemle şoka uğradım. Korkut, Eray'ı öldüren o adamdı. "Senin ne işin var burada?" "Arkadaşlarımla eğlenmeye geldik. Ne oldu ki?" dediğimde bana öfkeyle baktı. "Burayı nereden buldun?" "Okan'dan duymuştum. Kendisi yok buralarda ama," dediğimde bıkkınlıkla dudaklarını birbirine bastırdı. "Okan buradakilere baskın yapacak bugün. Bu gece her yer kan gölü olacak. Seni görürse delirir." "Umurumda değil desem?" dedim umursamazca. Tabi ki de umurumdaydı ve aklımı kaçırmak üzereydim ama Okan bana zarar vermezdi, biliyordum ve onu tekrardan göreceğim için de mutluydum. Korkut koluma hafif bir baskı uyguladı. "Bak buradan sizi çıkarmam lazım. Tek giderseniz peşinize düşenler olabilir. Ama o ara hedeflediğimiz kişiler de çıkabilir. Kimsenin çıkmaması gerek. Okan baskın yapacağı için mekanı da kapattırdı. Sizi bir yere saklamak zorundayım." Korkut'u bu kadar telaşlı görünce ben de panik olmaya başlamıştım. "Arkadaşlarımın kılına zarar gelmesine izin vermem." "Yukarıya çıkalım. Benimle gelmeniz gerek," dedi Korkut. Kafamı sallayıp kokteylimi elime aldım ve kızlara bizimle gelmelerini işaret ettim. Hep beraber üst kata çıktığımızda bir odaya girdik. Korkut odadaki korumalara döndü. "Göz kulak olun. Sakın bir zarar görmesinler." Korumalar onaylar anlamda kafalarını sallarlarken Korkut odadan çıktı. Cemre bana döndü. "Ne oluyor Selin?" "Olaylar olacakmış. Kimse çıkamıyor o yüzden burada beklemek zorundayız," dediğimde üçü de korku dolu gözlerle bana bakmaya başlamışlardı. Onları sakinleştirmeye çalıştım. "Hiçbir şey olmayacak merak etmeyin." Hızlıca kapıya gidip kafamı kapıya yasladım. Dışarıdan gelen sesleri duymaya çalışıyordum ama hafif bir uğultu haricinde hiçbir şey işitemiyordum. Kalbim, Okan'ın gelecek olmasının verdiği heyecanla çok hızlı atıyordu. Kızlara dönüp baktığımda onların çoktan durumu kabullenip normale döndüklerini fark etmiştim. Hatta o kadar normale dönmüşlerdi ki korumalarla flörtleşiyorlardı. Ağzım açık bir şekilde hayretle onlara baktım. Benim arkadaşlarım normal değildi. Korumaların da karşılık vermesi beni şaşırtmıştı. Ne de olsa onlar Korkut'tan emir alıyorlardı ve Korkut, bizi onlara emanet etmişti. Korkut'tan pek de korkmadıklarını anlamıştım. Birden içeriden bir silah sesi geldiğinde hızlıca kapıya yapıştım. İçeride bir hareketlilik vardı ve yükselen sesleri kızlar da duymuştu. Yavaşça Cemre ile flörtleşen korumaya yaklaştım ve hızlıca belindeki silahı alıp odadan çıktım. Koruma arkamdan bağırırken silahın tetiğini çekmeye çalışıyordum. Üst kabzasını çekerken elimi sıkıştırınca bir küfür savurdum ama ikinci denememde başarılı olmuştum. Mahzenin salonuna indiğimde iki grup arasında bir çatışma olduğunu görmüştüm. Oradaki sütunlardan birinin arkasına saklandığımda boğazımda bir el hissettim. Yeşil gözlerim, Okan'ın mavi gözleriyle buluştuğunda ben şaşkınlıkla dudaklarımı aralarken o, çok sert bakıyordu. Öfkeyle tısladı. "Senin burada ne işin var?" "Arkadaşlarımla eğlenmeye geldik," dediğimde bıkkınlıkla derin bir nefes verdi. "O kadar yer varken eğlenmek için buraya mı geldiniz?" "Tam da öyle yaptık," dedim dalga geçercesine. Okan bu ifademe karşılık sırıtırken birden yüzüm düştü. Okan gibi davranmaya başlamıştım artık. Ona öfkeli bakışlarımı gönderirken birden bize doğru gelen bir kurşunu fark edip üzerime kapandı. Duvar ile onun arasında kalmıştım. Onun yoğun parfüm kokusunu alırken istemsizce gözlerimi kapattım. Kafamı onun göğsüne yaslayıp kokuyu daha çok almaya çalıştım. Okan'ın bedeninin gerildiğini hissetmiştim. Eğilip kulağıma fısıldadı. "Arkadaşların nerede?" "Korkut yukarıdaki bir odaya çıkardı," dediğimde o da etrafı kolaçan etmeye devam ediyordu. Tekrardan kulağıma fısıldadı. "Sen neden buradasın peki?" "Sesleri duyunca birinden silah çalıp geldim," dediğimde hızlıca geriye çekildi ve şaşkınca yüzüme baktı. Neden bu kadar şaşırdığına anlam veremiyordum. Elimdeki silaha bakıp kaşlarını çattı. "Bu ne kızım? Sen bu musun?" "Seni hiç ilgilendirmez," dedim onu iterek. Okan sabırla derin bir nefes aldı. "Yanımda kal ve hiçbir şeye karışma Selin." "Olur, denerim," dedim ve hızla sütun duvar ve onun arasından çıkıp salona doğru koşmaya başladım. Korkut'u görebilmiştim. Köşede, yanındaki adamlarla beraber karşı tarafa ateş ediyorlardı. Onlara doğru koşacakken çatışma hareketlendiği için başka bir sütunun arkasına saklandım. Okan'ın adeta delirdiğini hissediyordum. Bu, yüzümde bir gülümsemeye neden oldu. İki taraf da ateşi kestiklerinde, silahımı, Korkutlar'ın çatıştığı adamlara doğrulttum ve havaya doğru ateş ettim. Amacım, kimseyi öldürmek değildi, ben sadece eğlenmek için gelmiştim. Ama ateş etmemle, çatışma tekrardan başlamıştı. Okan'ın sert sesini duydum. "Selin!" Bana doğru geldiğini görünce koşar adımlarla başka bir sütuna geçtim. Okan'ın bana yetişmemesi için koşmam gerekiyordu ama şiddetli bir çatışma varken bu mümkün değildi. Yine de içimden gelen bir dürtüyle koşmaya başladım. Okan'ın afallayan ve tedirgin bakışlarını görebiliyordum. "Bunun acısını çok kötü çıkaracağım kızım!" Koşup uzakta kalan bir sütunun arkasına geçtiğimde Okan da bana yetişmişti ve bedenini bedenime yaslayıp duvar ile onun arasında kalmamı sağladı. Öfkeyle bakan gözleri yüzümde gezerken silahımı kaldırıp ona doğrulttum. "Hemen geri çekil." Yüzünde sinir bozucu bir sırıtma oluşurken birden silahı tutan elimi yakaladığı gibi kolumu çevirdi ve yüzümü duvara yasladı. Ani hareketinin verdiği şaşkınlıkla donakaldım. Onun göğsünü sırtımda hissedebiliyordum ve hareket etmeme izin vermiyordu. Eğilip kulağıma fısıldadı. "Buradan çıkınca senin için hiç de iyi şeyler olmayacak." "Sen bana hiçbir şey yapamazsın," dedim kararlılıkla. Yüzünü göremesem de bu dediğime karşılık sırıttığını biliyordum. Onu az çok tanımıştık. "Selin sana öyle şeyler yaparım ki aklını kaybedersin." "Yapmazsan adam değilsin," dedim umursamaz bir sesle. Oysa içimden umarım yapmaz diye dua ediyordum ama bende r yapmak gibi bir özellik yoktu. Okan yüzümü duvardan ayırdı ve bedenimi kendi bedenine yasladı. "Bu yüzümü görmeni hiç istemezdim ama bunu sen istedin Selin." Ben anlamazca ona bakarken birden silahını çıkarıp çatışan adamlara ateş etmeye başladı. Yere yığılan adamları görünce tüm kanımın çekildiğini hissettim. Etraf resmen kan gölüne dönmüştü ve ilk kez Okan'dan gerçekten de korkmuştum. Daha korkuncu ise bir katilin kollarının arasında olmamdı. Gözümden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Gözyaşlarım, Okan'ın, boynuma geçirdiği koluna damlıyordu. Okan, aslında bana büyük bir ders vermişti. Ben yalnızca bir oyun gibi görüp eğlenirken, o, bunun bir oyun olmadığını göstermişti. Artık eğlenmiyordum. Ve sadece dua ediyordum. Lütfen Okan'ın yapacaklarının daha fazlası olmasın... Yoksa, kaldıramazdım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD