ÖPÜCÜK

1017 Words
Okan, kolunun ıslaklığını fark etmiş olacak ki beni kendisine çevirdi. Oldukça sert bakıyordu. "Neden ağlıyorsun?" "Sen katilsin," dedim ağzımdan bir hıçkırık kaçarken. O, bir katildi. Acımasızca oradaki insanları öldürmüştü. Alay eden bir sesle konuştu. "Günaydın. Şimdi neden senden uzak durduğumu anlıyor musun? Seni bu dünyadan korumaya çalışıyordum ama sen ısrarla bu dünyanın içine giriyorsun." "Ben sadece eğleniyordum," dedim tok bir sesle. Okan anlamazca kafasını iki yana salladı. "Sana buraya gelmemeni söylemiştim." "Havamız değişsin diye arkadaşlarıma buraya gelmeyi teklif ettim," dedim. Yalan, sadece onu görmek istemiştim. Okan tek kaşını havaya kaldırdı. "Havan değişti mi bari?" "Hıhım, çok," dedim imayla. Elimdeki silahı salladı. "Çatışmaya neden daldın ve bunu nereden buldun?" "Korkut'un korumasından çaldım ve Korkut'a yardım etmek istedim," dediğimde alayla bir kahkaha attı. "Hiç güleceğim yoktu. Demek yardım etmek için çatışmaya daldın ve şimdi de ağlıyorsun." "Ben senin gibi kötü ve katil değilim Okan," dediğimde ciddileşti ve kaşlarını çatarak boğazımı çok da sert olmayacak bir şekilde sıktı. "Yardım ettiğin Korkut'un ne olduğunu sanıyorsun sen? O, katil değil mi?" "Sadece yardımına teşekkür etmek istedim," dediğimde elinin baskısı biraz artmıştı ama hala sıkmıyordu, nefes alabiliyordum. "Bana neden hiç etmedin?" "Çünkü beni oyuncağın olarak gördün," dediğimde inanmazca bana baktı. "Ruh hastası mısın kızım sen?" "Beni hemen bırak, yoksa seni böcek gibi ezerim," dediğimde alayla gülümsedi. "Bunu görmeyi çok isterim." Öfkeyle ona bakarken birden çaprazımızda bize silah doğrultan adamı görünce gözlerimi büyüttüm ve silahımı ona doğrulttum. "Okan, silah-" Okan, hızlı bir refleksle adama ateş etti. Adam yere yığılırken ben silahın sesiyle bir çığlık atıp Okan'ın göğsüne sokuldum. Okan ise hala gülüyordu. "Beni böcek gibi ezecekmiş ama daha silah sesi duyunca küçük bir kız gibi çığlık atıyor." "Kapa çeneni," diye mırıldandığımda Okan eğilerek Korkut'a baktı. Ben de kafamı Korkut'a çevirdiğimde Okan'a işaret yaptığını görmüştüm. Hızla Okan'a döndüm. "Bu çatışma bitmeyecek mi?" "Eğer baskın yapıyorsam tam tadında olsun, değil mi?" dedi ve karşı taraftaki adamlara doğru birkaç el ateş etti. Sonrasında tekrardan bana döndü. "Buradaki herkes ölmeden bitirmeyeceğim." "Ne istiyorsun bu insanlardan?" dediğimde Okan sertçe yutkundu. "Uyuşturucu ticareti yapıyorlar. Gencecik öğrencileri bağımlı hale getirip torbacı olarak kullanıyorlar." Duyduklarımın verdiği şaşkınlıkla dudaklarımı aralarken Okan, onlara ateş etmeye devam etmişti. Dönüp ben de silahımın tetiğini çektim ve onlara ateş ettim. Çok acemi olduğum için sadece duvara ateş edebilmiştim. Okan güldü ve beni kendisine çevirdi. "Saçmalamayı bırak Selin, senin katil olmana izin vermem." "Kendin için de izin vermeseydin keşke," dediğimde gözünden gölgelerin geçtiğine şahit olmuştum. Yüzünde farklı bir ifade vardı. Bir katil olmanın gururunu yaşamıyordu kesinlikle. Sanki o da bunu istemiyor gibiydi, anlam veremiyordum. Yüz ifadesi, söylediğim cümleden pişman olmamı sağlamıştı. Onun için üzülmüştüm. Sert bir ifadeyle bana döndü. "Bazen gereksiz konuşuyorsun Selin, yapma." Ben korkuyla geriye doğru sinerken o, beni umursamadan birkaç el daha ateş etmişti. Öfkeyle mırıldandım. "Peşimden gelmeseydin o zaman." "Başını belaya sokmak isteyen aptal bir kız olmasaydın, gelmezdim," dediğinde sinirle onu ittim. "Ben Korkut'un yanına gidiyorum." Bir adım attığım anda beni geriye çekti ve kendisine yasladı. "Hiçbir yere gidemezsin." "Ne yapacağıma sen karar veremezsin," dedim hiddetle. Birden alnıma bir öpücük kondurunca şaşkınlıkla ona baktım. O ise bana doğru eğilip göz göze gelmemizi sağladı. "Söz veriyorum, şu işimiz bitsin bir daha beni görmeyeceksin. İstediğin gibi yaşarsın artık. Sadece sabret ve sessizce burada bekle." Beni bir daha görmek istememesi içimde bir öfke kıvılcımını oluşturmuştu. Her saniye o kıvılcımlar daha da büyüyordu ve kocaman alevlere dönüşüyordu. Beni görmek istememesini hazmedemiyordum. Hırsla ona döndüm. "Güzel, artık seni tek bir saniye daha görmek istemiyorum." Okan, tekrardan onlara ateş ettikten sonra bana döndü. "Benden bu kadar nefret etmeni istemezdim." "Etmiyorum sadece beni bir oyuncak yerine koymanı hazmedemiyorum," dediğimde ona şaşkınca bakıyordum. Hem adamlara ateş ediyordu hem de bana laf yetiştiriyordu ve bu ciddiyetiyle aşırı çekici göründüğünü itiraf etmeliydim. Bana gülümsedi. "Yani beni seviyorsun." "Hayır tabi ki ne sevgisi?" dediğimde tekrardan ateş etmişti. "Yani bensiz kalamıyorsun." "Hayır ben-" dediğimde devamını getirememiştim. Çok utanmıştım. Sırf onunla karşılaşmak için buraya geldiğimin farkında mıydı yoksa? Okan'ın gülümsemesi genişledi. "Demek seni bırakmamı istemiyorsun." "Okan-" dediğimde birden onun yumuşak dudaklarını, dudaklarımda hissettim. Şaşkınlıkla dudaklarımı aralarken karnımdaki karıncalanmaya bir anlam veremiyordum. Okan beni öpüyordu! Düşecek gibi hissettiğimde eliyle belimi sertçe kavradı ve beni kendisine yasladı. Acemi bir şekilde dudaklarımı hareket ettirirken dudaklarını ilk ayıranın ben olmam gerektiğini biliyordum ve bu yüzden geri çekildim. İkimiz de nefes nefese kalırken Okan gülümsedi. "Benim olmak istediğini biliyorum." "Saçmalama," dedim gözlerimi ondan kaçırarak. Bir an önce kendime gelip özüme dönmeyi ve ona haddini bildirmeyi çok istiyordum ama öpücüğü devam ettirmek isteyen tarafım ağır basıyordu. Ondan neden bu kadar etkilendiğime dair hiçbir fikrim yoktu ama evet, sanırım hazmedemediğim şey onun gidecek olmasıydı. Okan adamlara tekrardan ateş edip bana döndü. "İstiyorsun." "Ben bu dünyada olmak istemiyorum ve sen de benden uzak durmak zorundasın," dediğimde kafasını iki yana salladı. "Sarışın, aklıma öyle bir girdin ki, benim de senden uzakta kalmaya niyetim yok." "Ne?" dedim şaşkınlıkla. Bu neyin itirafıydı şimdi? "Ben her şeyin üstesinden gelirim. Seni , yanımda ve bu dünyadan uzak tutabilirim." "Öyleyse neden en başında gitmeyi seçtin?" dediğimde güldü. "Sen istemeden seni hayatıma dahil edemezdim. Sen de istiyorsun." "Hiç istemiyorum," dedim sertçe. Buna ben bile inanmamıştım. Okan ise sadece gülerek karşılık vermişti. Birkaç el daha ateş ettikten sonra geriye çekildi ve Korkut'a seslendi. "Kontrol edin!" Korkut ve yanındaki adamlar, yerde yatan adamları kontrol etmeye giderken Okan bana elini uzattı. Anında elini tuttum. "Gel güzelim." "Arkadaşlarım," diye mırıldandığımda kafasını salladı ve üst kata doğru yürümeye başladık. Kalbim çok hızlı atıyordu. Okan öyle bir manyaktı ki resmen çatışmanın ortasında beni öpmüştü! Bunu düşünmek, tekrardan karnımın karıncalanmasına neden olmuştu. Biz el ele üst kata çıktığımızda arkadaşlarımın beklediği odayı gösterdim ve içeriye girdik. Kızlarla sohbet eden korumalar, Okan'ı görünce hemen ayaklanıp kendilerine çeki düzen vermişlerdi. Okan onlara öfkeyle baktı. "Ooo muhabbetiniz bol olsun. Çay, kahve?" "Kusura bakmayın Okan Bey," dedi korumalardan sarışın olan adam mahcubiyetle. Okan ise oldukça sakin bir şekilde konuşuyordu. "Sonra görüşeceğiz. Kızları evlerine bırakın, gelin." "Tabi efendim," dedi esmer olan koruma. Hepsi kapıya yönelirken arkalarına ben de takılmıştım. Okan'ın sert sesini tekrardan duydum. "Sen burada kalıyorsun." Şaşkınlıkla ona dönerken kızlar da korkuyla bir bana bir de ona bakmışlardı. Kaşlarımı çattım. "Arkadaşlarımın sağ salim eve ulaştığını göreceğim." Okan bileğimi yakalayıp beni kendisine çekti. "Araçtaki kameraları sana izletirim. Ama sen burada kalacaksın. Buraya gelmenin cezasını çekeceksin."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD