CEZA

1002 Words
"Ceza mı?" Dedim hayretle. Kızlar ondan o kadar korkmuş olacaklar ki ses çıkaramamışlardı. Okan ise her zamanki gibi sırıtıyordu. "Evet, benim sözümü dinlemedin." "Sen de beni öptün Okan!" Dedim sinirle. Kızlar faltaşı gibi açılan gözleriyle bakarlarken Okan bana doğru eğildi. "Sen de karşılık verdin." Kızlar için ikinci bir şok gelirken ben derin bir nefes aldım. "Öyle bir şey olmadı. Seni öperek de cezamı çektim zaten." Korumalar, arabanın hazır olduğunu haber verince kızlar gitmişlerdi. Okan'ın ise yüzünde şeytani bir gülümseme oluşmuştu. "Şimdi baş başayız." "Bu da bir ceza," dediğimde Okan saçımın bir tutamını tutup oynamaya başladı. "Seni şu anda bile öpmemi istediğini biliyorum." "Asla öyle bir şey istemem ben," dedim gözlerim onun dudaklarına kayarken. Vücudumda hissettiğim karıncalanma tekrardan kendini göstermişti. Okan bana yaklaştı ve dudaklarıma doğru fısıldadı. "Sarışın, bazen sana öyle şeyler yapmak istiyorum ki." "Yapsana," dedim hiç düşünmeden. Ne söylediğimin farkına varınca kendimi dövmek istemiştim. Aptallık etmiştim resmen. Okan iddialı bir şekilde bana bakarken ben de yapmacık bir şekilde gülümsedim. Bunu oyuna çevirmekten başka bir çarem yoktu. Ona yaklaşıp dudağımı dudağına sürttüm. "Çok isterdin, değil mi?" "Beni etkilediğini falan mı sanıyorsun sen?" Dediğinde içimde öfkenin oluştuğunu fark ettim. Ona öfkeyle bakarken bir kahkaha attı. "Evet doğru sanıyorsun." Birden beni çekip öpmeye başladığında beklenmedik hareketi nedeniyle şok içerisinde, hareketsız kaldığımda beni duvara iterek bedenini bedenime bastırdı. Hissettiğim yoğun duygularla soluklarım hızlandığında hemen nefes alabilmek için dudaklarımı araladım ama o, bunu fırsat bildiği için hiç nefes alamadan onun dilini hissetmiştim. Eli bedenimde gezerken ilk defa ikimizin de kendimizi kaybettiğimizi fark etmiştim. Zorlukla ondan ayrıldığımda ikimiz de nefes nefese kalmış halde birbirimize bakıyorduk. Okan şeytani bir şekilde gülümsedi. "Cezan ne biliyor musun? Bir sonraki baskında bana yardım edeceksin." Gözlerimi büyüterek ona baktım. Ben asla onların yaptığı şeyleri yapamazdım. Hem Okan beni o kadar korumaya çalışırken şimdi neden tehlikeye atıyordu? Kafamı iki yana salladım. "Hayatta olmaz." "Neden? Bugün eğlenmek istiyordun," dediğinde gözlerimi devirdim. Ben gayet de dersimi almıştım aslında. Tekrar etmeye hiç de gerek yoktu. Tadında bırakmak en güzeliydi. "Tamam eğlendim, bitti." "Yaptığının çok büyük sonuçları olabilirdi. Sen de geleceksin ve benim bugün yaşadığım stresin aynısını yaşayacaksın," dediğinde ona meydan okurcasına baktım. "Kendi baskınında mı stres yaptın sen? Bu komikti." "Hayır kızım, sana bir şey olacak diye diken üstündeydim," dediğinde umursamazca omuz silktim. "Ben canımı senin kadar önemsemiyorum. Yani hiç de aynısını yaşamam ben." "Kendin için değil benim için korkacaksın," dedi alayla sırıtarak. Aynı şekilde ben de güldüm. "Bunun imkanı yok." "Görürüz," dedi sırıtmaya devam ederek ve odadan çıktı. Çıkarken göz kırpmayı da ihmal etmemişti pislik. * "Şimdi son kez soruyorum, anlamadığın bir şey var mı?" dedi Okan ciddiyetle. Bıkkınlıkla ofladım. "Anladım dedim ya!" "Yine saçma sapan oyunlara girip kendini tehlikeye atmıyorsun, duydun mu beni? Bu seferki çok ciddi bir mesele." Gözlerimi devirdim ve kıyafetlerin olduğu poşeti alıp yan odaya geçtim. Okan bu seferki operasyonu için yaptıkları planı anlatmıştı ve ısrarla anlayıp anlamadığımı soruyordu. Kendimi tehlikeye atmamam için defalarca kez uyarmıştı ama tabi ki atacaktım. Beni, çok düşünüyor olsaydı böyle bir ceza vermezdi pislik. Poşetteki kıyafetlere baktığımda siyah bir sütyen ve beyaz gömleği elime aldım. Beyaz sütyeni de seçebilirdim ama siyah kadar belli olmazdı. Onları üzerime geçirip lacivert bir eteği giydim ve saçlarımın yarısını tepeden toplayıp bir topuz yaptım. Gayet de bir çalışan gibi görünüyordum. Okan'ın anlattığı plana göre her şeyden habersiz bir çalışan olacaktım ve sadece servis yapacaktım. Gerçek çalışanların işini iptal edip kendi adamlarını yerleştirmesi sahiden de korkutucuydu. Kirpiklerime maskara uygulayıp sadece kırmızı ruj sürdüm. Ben fazla makyajı sevmezdim. Asla karşı değildim, sadece her zaman onları sürmeye efor harcayacak halim olmuyordu. Bir dakika geçtikten sonra daraldığımı hissediyordum. Kendi kıyafetlerimi poşete koyup odadan çıktığımda, içeriye girmek üzere olan Okan ile çarpışmıştık. Geriye çekildiğimde beni süzdü. "Bu kıyafetlerin böyle olmaması gerekiyordu. Bizzat ben seçmiştim." "Evet zevkin her ne kadar çok kötü olsa da ben yine de güzel taşıyabiliyorum. Çuval giysem yakışacak bir vücudum var," dedim burun kıvırarak. Böylesine özgüvenli olmama oldukça şaşırmış görünüyordu. "Ben göremiyorum. Üzerindekileri çıkartıp bakmam lazım." "O şanslı kişi sen olmayacaksın," dediğimde kaşlarını çatıp kolumdan tuttu. "Beni kızdırma. Kimse sana dokunamaz." "Dokunacak," dedim nispet yaparak. Okan ise oldukça ciddi duruyordu. "Öyle bir şey olmayacak. Sana sadece ben dokunabilirim. Sen, benim olacaksın." "İmkansız," dedim kolumu çekerek. Okan'ın yeniden durumu dalga alacağını düşünmüştüm ama hiç de düşündüğüm gibi olmamıştı. Çok sinirlenmişti ve nedense bu da hoşuma gitmişti. Çevremdeki erkekler o kadar gevşekti ki hiç kıskanmıyorlardı. Özgüvensiz bir erkek kıskanmasını tabi ki istemiyordum ama benim istediğim ve bahsettiğim, sevmek ve onu sakınmaktı. Kıskançlık ve sakınmak çok karıştırılıyordu. Özgüvensiz bir erkek kıskanırdı. Onunla konuşma bunu giyme. Özgüvenli bir erkek bunlara karışmazdı ama gavat bir erkek gibi tabi giy bakan baksın bize ne demek yerine sevdiğini sakındığı için sen giy ben bakana bak bakalım neler yapıyorum derdi. Okan tam da öyle bir erkeğe benziyordu. Yaşam tarzı, konuşması vs kendisinin oldukça modern olduğu izlenimini uyandırmıştı bende. "Benim olmayı emin ol kendin isteyeceksin." Okan'ın sesiyle düşüncelerimden ayrıldığımda gözlerimi devirip arabaya doğru yürümeye başladım. Onun olmayı ister miydim? Bilmiyordum ama kesinlikle onunla vakit geçirmeyi istiyordum. O ve enerjisi bana iyi geliyordu. Okan da arabaya gelip sürücü koltuğuna geçtiğinde kemerimi taktım. Derin bir nefes alıp bana döndü. "Hazır mısın?" "Evet," dediğimde arabayı çalıştırdı ve sürmeye başladı. Resmen bir baskın yapmaya gidiyorduk ve bu sefer ben de bu planın bir parçasıydım. Önceki baskında, ölülerden fazlasıyla etkilenmiştim ama bu sefer durum bambaşkaydı. Çocuk kaçırma planları yapan ve organ mafyası olmayı hedefleyen adamları bitirecektik. Onların ölmesi gram umurumda değildi. Hatta aksine böyle bir şeye vesile olacağım için fazlasıyla mutluydum. Okan bunu, ceza olarak görüyordu çünkü benim güçsüz olduğumu düşünüyordu ama oysa hep kendimde eksik hissettiğim tarafımı onunla bulmuştum. Onunla yaşadığımız her aksiyonlu anda ben kendimi fazlasıyla canlı ve yaşıyor gibi hissetmiştim. Dergide ve kitapta okuduğum gibi benim MİFTAH'ım silahımdı. Elime aldığım bir silah, hayatımın anahtarı olmuştu ve ben kendimi bulmuştum. Burada olmak istiyordum. Sanki ben bu yapboz tablosundaki tek eksik parça gibiydim. Okan her ne kadar benim uyumsuz olduğumu düşünse de bu gece kesinlikle ona gerçek yüzümü ve ne kadar güçlü olduğumu gösterecektim. Bu gece ve ilk görev bu yüzden benim için fazlasıyla özeldi. Kafamı Okan'a çevirdiğimde arada bana baktığını görmüştüm. "Ne oldu?" "Takip ediliyoruz."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD