DÖVÜŞ

1027 Words
Yüzlerimiz arasında milimler varken ona oldukça iddialı bir şekilde bakıyordum. Okan kendinden emin bir şekilde gülümsedi. "Belki de rüyasında gören sen olursun." Bu söylediği, oldukça komik olduğu için kıkırdadım ve onu cevapsız bırakarak masamıza döndüm. İçeceğimden bir yudum alırken köşede beni izleyen maskeli bir adam olduğunu fark etmiştim. Yanımda duran Pamir kulağıma eğildi. "Şuradaki bir adam seni izliyor." Benim fark ettiğim adamdan bahsettiğini sanmıştım ama mekanın başka bir köşesindeki adamı işaret etmişti. Resmen iki kişi de beni izliyordu. Pamir'e döndüm. "Tanıyor musun?" Kafasını olumsuz anlamda salladığında ayaklandım. Eğer gidip öğrenmezsem merak duygum beni yiyip bitirecekti. Tam bir adım atacağım sırada Pamir kolumu tuttu. "Saçmalama Selin." "Kim olduğunu öğrenmem gerek. Çapraz masadaki başka bir adam da beni izliyor," dediğimde kaşlarını çattı ve beni kendisine doğru çekti. "Okan öğrenir onların kim olduklarını. Sen yanımızda dur." "Okan, esmer bombalarla konuşmakla meşgul," dediğimde Pamir sırıtmıştı. İkimiz de gerçekten başka kızlarla konuşan Okan'a baktık, ben kaşlarımı çattım ve Pamir'e döndüm. "Ve ben gidiyorum." "Tamam bir şey olursa işaret yapman yeterli, gözüm sende," dediğinde kafamı salladım ve gülümsedim. Pamir, Okan'a kıyasla daha insancıldı. Okan ise hayvanın tekiydi. Gösterecektim ona ben. Beni izleyen adamlar arasından Pamir'in fark ettiği adamı seçerek onun yanına gittim. Maskesinden dolayı yüzü görünmüyordu. Mesafeli bir şekilde selam verdim. "Merhaba." "Seni burada ilk kez görüyorum," dediğinde sesini ilk defa duyduğumu ve bu adamı hiç tanımadığımı fark etmiştim. Kendim hakkında ona bilgi verecek kadar aptal değildim. Gülümsedim. "Eğer ben istersem, insanlar beni görebilir." "Böyle konuşabilmek için çok güçlü birinin arkasına sığınmış olman gerek," dediğinde öfkelendiğimi hissettim. Benim birinin arkasına sığınmaya ihtiyacım mı vardı? Ben tek başıma da güçlü olabilirdim, o potansiyelim kesinlikle vardı. "Sen öyle olabilirsin ama ben birine güvenip yaslanacak kadar aciz değilim. Kendime güvenirim sadece." "Bu dünyada böyle kadınlar da varmış demek ki. Genelde çıkarlarımız dışında pek işe yaramıyorsunuz da. Bizim karanlık dünyamız yalnızca erkeklere aittir," dediğinde sırıttım. O kadar aptalca konuşuyordu ki yalnızca komik buluyordum, sinirlenemiyordum bile. "Siz birbirinizle çatışıp ölüyorsunuz. Çatışmadığınız tek bir an bile yok. Yanınızdaki kadınlar da her şeyinizden faydalanıyorlar. Cefasını siz çekerken sefasını onlar sürüyor. Burada acınası halde olan piyonlar kimmiş acaba?" Gülümseyerek onun yanından ayrılırken bana kaşlarını çatmış halde bakan Okan'ı gördüğümde gözlerimi devirdim. Birazdan yanımda biteceğini biliyordum. Beni izleyen diğer adamın yanından geçerken ise oldukça tanıdık durduğunu fark etmiştim. Sanki Korkut'a benziyor gibiydi. Ona bakarak kendi masama geçtiğimde Okan da öfkeyle yanıma gelmişti. "Buraya benimle gelip başkalarıyla mı konuşuyorsun sen?" "Sana ne bundan?" dedim umursamazca. Daha çok sinirlenerek kolumdan tutup beni kendisine çekti. "Selin! Benim sabrımı sınama artık!" Okan gerçekten de çok sinirli görünüyordu. Başkalarına karşı böyle olduğunu daha önce görmüştüm ama ilk defa bana karşı da böyleydi. Bu, kendimi değersiz hissettirmişti resmen. Ona diklenmek istiyordum ama içimden sadece ağlamak gelmişti. Tabi ki de onun karşısında ağlayacak değildim. Derin bir nefes alıp mırıldandım. "Sen kendine bak." "Sarışın, balonun sahibinin kızları onlar ve yalnızca kibarlık namına teşekkür ettim," dediğinde alaycıl bir şekilde güldüm. "Aynen, çok kibar bir insansın ya sen!" "Öyle bir şey olmadığını gösteririm," dediğinde anlamazca ona baktım. O ise kolumu sıkıca kavrayıp beni piste sürüklemeye başladı. Pist o an boştu garip bir şekilde. Herkes oturmuş, pisti izliyordu. Okan ellerini belime koydu ve beni kendisine çekip dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Ben şaşkınlıkla dudaklarımı aralarken Okan'ın dili ağzımın içerisinde dolanıyordu. Boğuk bir şekilde inlediğimde beni kendisine daha çok bastırmıştı. Kendimden geçmiş halde onun öpücüklerine karşılık verirken, herkesin bizi izlediğini hatırlayıp ondan ayrıldığımda, Olan memnun olmuş bir gülümsemeyle dudaklarıma doğru fısıldadı. "Bak işte, herkes neyin ne olduğunu gördü." Ben sessizce ona bakmaya devam ederken çalan slow şarkı ile beni de yönlendirerek dans etmeye başladı. Öperken farkında olmadan kollarında dolaştırdığım ellerimi onun omzuna koyup ben de ona eşlik ettim. Vals yapmayı pek bilmezdim ama Okan'ın yönlendirmesiyle üstesinden gelebilmiştim. Dansımız bittiğinde bizi alkışlayanlar olmuştu. Gülümseyerek kendi masamıza geçtik. Okan'ın yaptığının etkisindeydim hala. O kızlar, hatta herkes görsün diye beni öpmesi ve insanlara bunu göstermesi, her erkeğin yapacağı bir şey değildi ve beni çok etkilemişti. Kendi kısmetini kapatmıştı adeta. Baloda birkaç şey daha içtiğimizde, çok sarhoş olmasam da hafif çakır olduğumu fark etmiştim. Bizim masa fazlasıyla eğleniyordu ama ben muhabbetten epey kopmuştum. Bunu fark eden Pamir bana döndü. "Ne düşünüyorsun?" "Kendimi bulduğumu," dediğimde bu pek hoşuna gitmemiş olacak ki kaşlarını çattı. "Bu yaşananlar gözünü boyamasın. Bu, iğrenç bir hayat." "Ben bu hayata ait hissettim ama kendimi. Hem sen madem öyle düşünüyorsun, neden bu hayatın içerisindesin?" dediğimde gözlerinden karanlık geçmişti. "Ben bu hayatın içinde doğdum ve farklı bir şansımın olmasını çok isterdim Selin." Okan diğerlerinin sohbetine katılsa da kulağının bizde olduğunu biliyordum. Çünkü onun da gözlerinden gölgeler geçmeye başlamıştı. Kahretsin ki onların hayatını çok fazla merak ediyordum. Pamir'e döndüm. "Nasıl bu hayatın içerisine doğdun?" "Başka bir zaman anlatırım," dedi hafif gülümseyerek. Pamir bana karşı o kadar naif ve iyi davranıyordu ki ondan resmen bir ağabey sıcaklığı alıyordum. Onun isteğine saygı duyarak kafamı olumlu anlamda salladığımda Okan ayağa kalktı. "Artık, dağılalım bir güzel dinlenelim." Herkes bu teklifi bekliyormuşçasına ayağa kalkmıştı. Hep beraber kalabalık bir şekilde mekandan çıkarken dışarıda bir arabanın önünde bekleyen bir grup adam olduğunu görmüştüm. Aralarında, benim konuştuğum maskeli adam da vardı. Bizler arabalara binecekken Okan birden duraksadı. "Unuttuğum bir şey var." Hepimiz ona bakarken o, seri adımlarla, benim konuştuğum maskeli adamın yanına gitti ve onun yüzüne bir yumruk attı. Adam anında yere düşerken Okan onun üzerine çıkıp yumruklar atmaya devam etmişti. Diğer adamlar da ona müdahale etmek isterken Pamir ve Burak da onların yanına koşup onlara vurmaya başlamışlardı. Ben de peşlerinden koşarken kızlar arkamdan seslendi ama umursamadım. "Selim, gitme!" Ben de kavgaya karışıp önüme gelene vururken, Okan'ın yaptığı planda bana lazım olur diye öğrettiği birkaç dövüş taktiğini de kullanıyordum. Burak ve Pamir bana hayretle bakarlarken hep beraber, adamları etkisiz hale getirmiştik. Okan ise maskeli adamı neredeyse öldürmek üzereydi. Okan'ı durdurup kenara doğru ittim ve adamın kasıklarına bir tekme attım ve ona doğru eğildim. "Neden o, çok güvendiğin uzuvların sana yardım edemiyor?" Diğerleri şoklar içerisinde beni izlerken silkelenip saçlarımı düzelttim ve gülümsedim. "Evet gidebiliriz artık." Onları beklemeden arabaya doğru yürümeye başladığımda hala şoklar içerisinde arkamdan bakıyorlardı. Ben ise hayatımda ilk defa böyle bir kavgaya karışmanın verdiği heyecanla dolup taşıyordum. İçim adeta kıpır kıpırdı. Diğerleri kendine gelip arabalara geçtiğinde Okan da yanımdaki sürücü koltuğuna oturmuştu. Hızla arabayı çalıştırıp sürmeye başladığında farklı bir yoldan gittiğini görünce kaşlarımı çattım. "Nereye gidiyoruz?" "Bayılacaksın."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD