İTİRAF

1031 Words
Okan'a bana sırtını döndüğü için tuhaf tuhaf bakarken bunu irdeleyemeyecek kadar yorgun olduğum için yatağın diğer ucuna geçtim ve kendimi uykunun sıcak kollarına bıraktım. Sabah gözlerimi araladığımda, Okan'ın yatakta olmadığını fark etmiştim. Yataktan kalkıp aynaya baktığımda iyi ki de Okan'ın burada olmadığını ve bu halimi görmediğini düşündüm. Gerçekten de dağılmış haldeydim. Hızlı bir duş alıp çıktığımda ve dolaba yöneldiğimde kafama dank eden şeyle duraksadım. Ben Okan'ın evindeydim! Bizimkilerle mutlaka konuşmam lazımdı. Meraklanacaklarını çok iyi biliyordum. Spor kıyafetlerim, tekrardan giyilmeyecek halde oldukları için ve benim de kıyafetim olmadığı için mecburen Okan'ın kıyafetlerini karıştırmaya başladım. Onun uzun bir tişörtünü üzerime geçirip altıma sadece onun boxerlarından giydim. Üstü, bana elbise gibi olmuştu. Saçlarımı, kurumaları için omzuma salıp odadan çıktım ve evi dolaşmaya başladım. Kapısı, aralık halde olann bir odanın önüne geldiğimde, kapıyı birazcık daha açıp içeriyi görmeye çalıştım. Müzik aletleri olan bir odaydı. Okan'ın evinde böyle bir oda olmasına çok şaşırmıştım doğrusu. O kadar zaman geçirmemize rağmen Okan'ın hala gizemini koruyor olması ürkütücüydü. Onu kesinlikle yeterince tanımıyordum. Odadan çıkıp Okan'ı aramaya devam ederken, onu, mutfakta yakalamıştım. Masaya geçmiş, bilgisayardan bir şeylerle uğraşıyordu ve bir taraftan da birasını yudumluyordu. Hem de sabahın bu saatinde! "Günaydın," dedim gülümseyerek ama o kaşlarını çatarak üstüme bir bakış atıp, cevap vermeden tekrardan işine döndü. Ben de kaşlarımı çatarak onun yanına gittim ve elimi omzuna koydum. "Neden benimle konuşmuyorsun?" Bir şey demeden ayağa kalktı ve birasını alıp, beni görmezden gelerek mutfaktan çıktı. Ben ise arkasından şaşkınca bakakalmıştım. (Lütfen Okan regl olmuş diye dalga geçmeyin hahaja) Normalde olsa onu umursamazdım ama durduk yerde bana karşı tavır yapması hiç de normal değildi. Ben sessizce düşünürken odaya birden Pamir girdi. Göz göze geldiğimizde gülümsedi. "Günaydın." "Sana da," dedim ben de gülümseyerek. Kenardaki tabağı bana uzattı. "Bunu sabah sana hazırladık." Tabaktaki patates kızartmasını görünce gülümsedim. Okan, en sevdiğim yemek olduğunu biliyordu ama Pamir ve Okan gibi psikopat adamların, mutfakta patates kızarttığını görünce istemsizce bir kahkaha attım. Onları, o halde kafamda canlandırabiliyordum ve aşırı komikti. Pamir bana garip garip bakarken dolaptan kendi tabağını çıkarıp yanıma oturdu. "Ne oldu?" "Sizi patates kızartırken hayal ettim," dediğimde o da gülümsedi. "İyi ki canlı şahit olmadın. Okan bugün çok sinirliydi. Yağ sıçrarken verdiği tepkiler beni de güldürdü." "Neden sinirli?" dediğimde Pamir bana uzaylıymışım gibi baktı. "Aranızda geçenleri ben bilemem ama bu sabah bana senden vazgeçtiğini söyledi." Pamir'in söylediği şeyle kalbimin üzerinde bir ağırlık hissettim. Benden vazgeçmek de ne demekti? Gözlerimin dolmaması için kendimi fazlasıyla sıkmaya çalıştım. "Benden vazgeçiyor ama bir de bana patates mi kızartıyor?" "Misafirsin çünkü," dedi Pamir. Bu mantıklı bir argümandı ve kendimi, Okan'ın bana değer verdiği için patates kızarttığını düşünerek kandıramıyordum. Birden bire ne olmuştu böyle? "Bugün bizimkiler ve annem gelecek bu arada. Başak'a söyleyeyim sana kıyafet getirsin. Böyle çıkma istersen." Pamir'in sesiyle düşüncelerimden ayrıldım. "Benim kalmamın bir anlamı yok bence." "Hayır bizimkilerle daha yakından tanışmanı istiyorum. Bizim ortamı çok seveceksin," dedi Pamir gülümseyerek. O kadar soğuktu ki gülümsemesi bile sertti onun ama benimle hep yumuşak bir ses tonuyla konuştuğu için onun şefkatini hissedebiliyordum. Ben de gülümseyerek kafamı salladım. "Tamam olur." Beraber sohbet ede ede yemeklerimizi yedikten sonra eve Başak gelmişti. Gülümseyerek bana sarıldı. "Tatlım merhaba!" "Selam," dedim ben de gülümseyerek. Benden ayrıldıktan sonra hemen Pamir'e sokulmuştu. Onlar da sarılırlarken Pamir'in ona karşı çok soğuk ve sert durmasını garipsemiştim. Sonuçta sevgililerdi ve bir tebessüm de edebilirdi ama Başak'ın hiç de umurunda değil gibi görünüyordu. Başak'ın bana getirdiği kıyafeti alıp Okan'ın odasına geçtim ve üzerimi değiştirdim. Turuncu mini bir elbise getirmişti. Çok dikkat çekiyordu ve hiç benlik değildi doğrusu. Elbisemin iplerini bağlamaya çalışırken bağlayamamıştım. O sırada Okan odaya girdiğinde soğukça ona baktım. O ise beni umursamadan bazı eşyalarını topluyordu. "İpi bağlamama yardım eder misin?" Bir şey demeden yanıma geldi ve ipi bağlamaya başladı. Aynadan onun yansımasına baktığımda özellikle tenime dokunmamaya çalıştığını fark etmiştim. Ne yani benden tiksiniyor muydu? Bu hareketi gözümün dolmasına neden olmuştu. Okan şizofren bir ruh hastası olabilir miydi acaba? Ona gözlerim dolu dolu bakarken aynadan göz göze geldiğimizde kaşlarını çattı ve bazı eşyalarını alıp odadan çıktı. Derin bir nefes alıp yaşları sildim ve ben de odadan çıkıp Başak ve Pamir'in yanına gittim. Başak yine bağırarak bir şeyler anlatıyordu. "Yedi kat düğün pastası mı yapsak aşkım? Çok kalabalık bir düğün olsun ki herkes tarafından konuşulsun." "Saçmalama istersen. Gerekmese bu nişan meselesine de tamam demezdim," dedi Pamir sertçe. Ben ise şaşkınlıkla gözlerimi büyüttüm. Nişanlanmışlar mıydı? Arkamda bir hareket hissettiğimde Okan'ın, onları dinlediğimi gördüğünü görmüştüm. Derin bir nefes alıp yanına gittim. "Bana böyle davranamazsın!" "Sen benim için hiçbir şeysin. Sana istediğim gibi davranabilirim," dediğinde hayretle ona baktım. "Hiçbir şey olduğumu bilmem iyi oldu." Tam gideceğim sırada birden bileğimi yakaladı ve gitmeme izin vermedi. Çok sert bakıyordu. "Bunu çok da önemsiyormuşsun gibi konuşma. Hiç olmayı kendin seçtin." Alaycıl bir şekilde güldüm. "Kafada kurmak diyince de sen." Birden dibime gelip saçlarımı sertçe kavradı ve beni kendisine bakmaya zorladı. Gözleri öfke doluydu ve dişlerini sıkıyordu. "Kimdi o?" "Kim kimdi?" dedim şaşkınlıkla. Çenesinin kasıldığını fark etmiştim. "Dün rüyanda kimi görüyordun sen?!" Birden başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü dünkü rüyam aklıma gelince. Yanaklarımın yandığını hissediyordum ve kıpkırmızı olduklarına emindim. "Neden bahsediyorsun?" "Yanaklarını kızartacak şeyler gördüğün kişi kim?!" Gözlerimi onun gözlerinden kaçırdım ve yere baktım. Ona asla itiraf edemezdim, bu çok utanç vericiydi ve kesinlikle benimle inanılmaz dalga geçerdi, yapamazdım. Ama böyle de birisi olduğunu düşünüp benden uzaklaşacaktı. Ne yapacağımı bilemiyordum, büyük bir ikilemin içindeydim. Okan çenemi hafifçe sıkarak kafamı kaldırdı. "Kimin için inliyordun Selin?" Gözlerimi onun gözlerine diktim. Ne yapacağımı bilmiyordum. "Seni hiç ilgilendirmez Okan." Öfkeyle boştaki elini saçından geçirdi. "İlgilendirir, söyleyeceksin!" "Neden ilgilendirsin ya ben hiçbir şeymişim zaten!" dedim sesimi yükselterek. Okan hayal kırıklığıyla bana baktı. "Selin, ben kimsenin benim olmasını bu kadar çok istememiştim." "Tabi belli. Bir anda sildiğine göre," dedim dalga geçerek. Eli, çenemden boğazıma kaymıştı ama asla canımı yakmıyordu, sadece baskınlık kuruyordu. "Kimdi o söyle." Derin bir nefes aldım ve pes ederek fısıldadım. "Sendin." Ciddiyetimi tartmak istercesine yüzümü incelediğinde yanaklarımın kızarmasından, doğru söylediğimi anladığını biliyordum. Birden beni kendisine çekip öpmeye başladı. Ben şaşkınlıkla gözlerimi o açarken o oldukça sert bir şekilde beni öpüyordu. Beni kucağına alıp duvara yasladığında bedenimde onun bedenini hissedince inledim. Bu hareketimle boğazımdaki eli çeneme çıktı ve sıktı. Ben onun öpüşleriyle kendimden geçerken bacaklarımı sıkıp onun bedenine bastırdım. Birden Pamir'in sesini işittiğimde utançla donakaldım. "Annesiyle babasını basan küçük çocuklar gibi hissediyorum ya siktirin gidin odanıza."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD