ALTILI

1033 Words
Ben hissettiğim utançla kafamı eğerken Okan, sinirle Pamir'e döndü. "Çıkın lan evimden, birkaç saat gelmeyin." "Okan, saçmalama," dedim gözlerimi büyüterek. O ise bir şey demeden homurdanarak beni duvardan indirdi. Pamir ise sırıtıyordu. "Annem geldiğinde de böyle diyebilecek misin?" "Annemiz gelirse akan sular durur," dedi Okan gülerek. Hep beraber salona geçtiğimizde aklıma kendi annem gelince panikle Okan'a döndüm. "Okan, ben eve hiç gitmedim, bizimkiler delirmiştir." Birden kendi telefonumun melodisini duyunca korkuyla üzerimi yokladım ama tabi ki de telefonum yoktu. Okan cebinden benim telefonumu çıkarıp bana uzattı. Bir küfür savurdum. Babam arıyordu! "Babam deliye dönmüştüe, beni öldürecekler!" Telefonu açıp korkuyla kulağıma götürdüm. "Alo, baba?" "Kızım sen günlerdir niye odandan çıkmıyorsun?" dediğinde diğerleri sessizce gülmüştü. Ben de babam gibi her şeyden birhaber olmak istiyordum kesinlikle. Hafif rahatlamıştım. "Bilmem ki." "Akşam dışarıya çıkalım istersen," dediğinde derin bir nefes aldım. Son zamanlarda çok yorulmuştum, dışarıya çıkmayı kaldırabilir miydim, bilmiyordum. Ben cevap vermeden babam konuşmasına devam etti. "Ferhat da gelebilir bu arada. Bize gelmek için aramıştı." Okan öfkeyle kaşlarını çatarken panikle telefona sarıldım. "Yok baba, ben onunla görüşmek istemiyorum, işimiz olduğunu söyle sen." Vedalaşıp telefonu kapatırken Başak bana ters ters baktı. "Babanla evde bile telefondan mı haberleşiyorsunuz?" "Evet, seslenmeye ve gelmeye üşeniyor ve arıyor, kapı çaldı, yemeğe bakar mısın, kahve yap da içelim," diyor dediğimde Okan sırıttı. "Tam da baba olunca benim yapacağım hareketler." Pamir de sırıtmıştı. Başak'a karşı bu kadar kabayken Okan'a karşı sıcakkanlı olması garipti. Yoksa Okan'a karşı gizlediği duygular mı vardı? Bu düşünce beni güldürmüştü. İkisi de çok yakışıklıydı ve birbirlerine yakışırlardı, biliyordum ama ben Okan'ın benim olmasını istiyordum. Kapı çaldığında Başak kapıyı açmaya gitti. Burak ve Melis gelmişti. Melisa gülümsedi. "Selam gençler." Hepimiz tek tek selamlaşırken Pamir telefonunu çıkarıp annesini aradı ve kısa bir süre konuştuktan sonra bize döndü. "Yarım saate geliyormuş." "O gelene kadar cesaret mi oynasak hem altı kişiyiz," dedi Başak kıkırdayarak. Sinsi bir gülümsemeyle ona döndüm. Ona makyaj yapacaktım ilk fırsatta kesinlikle. Erkekler homurdanırken kızlar onayladığı için oyuna başlamıştık. Şişe Pamir ve bende durduğunda Pamir doğruluk demişti. "Nasıl bir hayat isterdin?" "Kesinlikle kaos olmayan ve huzurlu," demişti Pamir. Başak gözlerini devirdi. "Neden mafyaların içindesin o zaman?" "Ben daha çocukken bana ilk cinayetimi işlettikleri için olabilir mi Başak? Ben senin aksine babama sığınmıyorum," dedi Pamir sertçe. Başak pek umursamamıştı. Garip bir ilişkileri vardı doğrusu. Pamir şişeyi çevirdiğinde Okan ve benim aramda durmuştu ve Okan, korkusundan doğruluk demişti. "Hiç aşık oldun mu?" "Çok oldum ya hangisini anlatsam," dediğinde gözlerimi devirdim. Kesin yine esmer bombalardan bahsedecekti. Ben ona öldürücü bakışlar atarken Okan saçlarımla oynamaya başladı. "Aşk insanı değilim ben. Hayatım boyunca kimseyi sevmedim." Bu itirafı beni şaşırtmıştı. Bu hem iyi hem de kötüydü. İyi tarafı hiçbir zaman aklında kalan birisi olmayacaktı, kötü tarafı ise aşk insanı olmadığı için beni de hiç sevemeyecekti. Derin bir nefes aldım ve şişeyi ona uzattım. O şişeyi çevirdiğinde Okan ve Burak arasında durmuştu. Okan sorarken bile yüzünde yaramaz bir gülüş oluşmuştu. Burak cesaret demişti. Okan büyük bir özgüvenle koltukta geriye yaslandı. "Orgazm yüz ifadeni taklit et." Hepimiz şok içerisinde Okan'a dönüp aynı tepkiyi vermiştik. "Ne!" Okan'ın gülümsemesi genişlemişti. "Duydunuz hadi." Okan'ın istediği şeye mi şaşırsam yoksa Burak'ın gerçekten de dediğini yapmasına mı şaşırsam bilememiştim. Okan, Melis'e dönüp Burak'ı işaret etti. "Harbi böyle mi oluyor yüzü?" Melis kıpkırmızı halde yere bakarken Okan'ın kolunu sıktım. "Ya sana ne ne yapacaksın sen onların özelini?" Okan onların utanmasına karşılık gülerken çok güzel bir gülüşü olduğunu fark etmiştim. Pamir ve Başak da gülüyorlardı. Bir anda nedense kendimi hiç tanımadığım bu insanlara çok yakın hissetmiştim. Güzel bir grup olduğumuzu hissediyordum. Bir bütün olarak, gerçekten de güzel bir ruhumuz vardı. Biz oyuna devam ederken onlar birbirlerini çok iyi tanıdıkları için pek de soru bulamıyorlardı -Okan hariç tabi- o yüzden cesaret diyenlere absürt şeyler yaptırıyorlardı. Şişe tekrardan bana geldiğinde Okan'a doğruluk demiştim. "Şimdiye kadar en yoğun duygular hissettiğin erkek kim?" "Ertaç," dediğimde diğerleri kıkırdarken Okan'ın kaşları çatılmıştı. "Ertaç mı çıktı bir de lan?" "Çocukluk aşkımdı o benim. O evlendiğinde çok ağlamıştım," dedim gülerken. Okan'ın yüzünde bir rahatlama oluşmuştu. Yalan söyleyemeyecektim, beni kıskanması hoşuma gidiyordu. Okan bana doğru eğildi. "Çocukluk aşkı falan anlamam ben, kimseye aşık olamazsın." Ben gülerken eğilip alnıma bir öpücük kondurmuştu. O da gülümserken geldiğimiz hale biraz şaşırmıştım. Kapı çaldığında Burak kapıyı açmaya gitmişti. Yanında orta yaşlı ama oldukça güzel görünen bir kadınla gelmişti. Bize doğru gülerek seslendi. "Yavrularım!" Diğerleri yanına gidip ona sarılırlarken ben de uzaktan onları izliyordum. İlk Okan'la sarılmışlardı. Okan onu sıkıca sarmıştı. "Bu güzellikten beni nasıl mahrum bırakabildin?" "Hergele," dedi kadın gülümseyerek. Ayrıldıklarında, kadın, diğerlerine sarılırken Okan da yanıma gelip elini belime atmıştı. Kadın bana döndü. "Okan, yoksa siz beraber misiniz?" "Evet," demişti Okan ama ben anında yanından çekilmiştim. "Birlikte falan değiliz. Bana teklif etmedin." "Çıkma teklifi mi kaldı kızım?" dediğinde gözlerimi devirdim. "Farklı şekilde sorsan da olur ama sorman gerekir." "Ben, senin bana ait olmanı istediğimi söylediğimde her şey bitmiştir," dedi Okan tekrardan belimden kavrayıp beni kendisine çekerken ama ben tekrardan geri çekildim. "Ben evet demeden bitemez canım." "Bu kız Okan'a bayağı çektirecek," dedi Pamir'in annesi. Okan ise gülümsemişti. "Onun için değer." Birden kapı anahtarla açıldığında içeriye Korkut girmişti. Hepimiz ona bakarken o, sadece bana bakıyordu. Okan ona döndü. "Ne oldu Korkut?" "Akşamki iş için hazırız. Berkan Bey de detayları ekledi," dedi Korkut. Yanında başka bir genç adam vardı. Sanırım Berkan diye bahsettiği kişi oydu. Korkut askılığa asılı olan bir maskeyi aldı. "Bunu burada unutmuşum." Beni izleyen diğer adam demek ki Korkut'tu, çünkü onun maskesiydi. Ona döndüm. "Baloda neden sürekli beni izliyordun?" "Masanız ve ortalığın güvende olduğundan emin olmak için," dedi Korkut Okan'a bakarak. Okan onaylar anlamda kafasını sallamıştı. "Herkese söylemiştim etrafı kollamalarını." "Ama özellikle beni izledin," dedim ısrarla. Korkut'un kaşları çatılırken Pamir'in annesi de bana ters ters bakmaya başlamıştı. Korkut derin bir nefes aldı. "Rahatsızlık verdiysem, özür dilerim." "O kadar iyi göz kulak oldun ki Korkut, Selin, o adamın yanına giderken bir şey yapmadın," dedi Okan bana kızgın bakışlarından atarken. Berkan denen adam Korkut'a döndü gülümseyerek. "Aklın nerede Korkut? Biri mi var yoksa?" Berkan, Pamir'in annesine gülümseyerek bakarken ben anlamazca, bakışlarımı herkeste dolaştırdım. Pamir'in annesi ise Berkan'a çok soğuk bir bakış atmıştı. Ah, neler oluyordu burada? Berkan bana doğru bir adım attı. "Bu güzellik de kim?" "Benim olana kimse dokunmayacak," dedi Okan bir adım öne çıkarak. Berkan kafasını sallayarak geri çekilmişti ama bu sefer bana kaşlarını çatarak bakan Başak olmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD