TEKLİF

1121 Words
Ortamın gerginliğine bir anlam veremiyordum. Başak, Pamir'in annesi, Korkut ve Berkan kötü kötü bakarlarken bunu ilk fırsatta Okan ile konuşmayı kafama not ettim. Tabi aynı zamanda Pamir ile öyle. Garip bir şekilde kendimi ona yakın hissedebiliyordum ve her şeyi konuşabilecekmişim gibi geliyordu. Korkut giderken geri kalanlar da içeriye geçmişlerdi. Pamir, Okan ve ben hariç... "Siz de hissettiniz mi?" dedim gözlerimi ikisi arasında gezdirirken. İkisi de kaşlarını çattı. "Başak, Pamir'in annesi ve Korkut bana kötü bakıyordu. Berkan sürekli Pamir'in annesine bakıyordu. Bana çok şüpheli geldi onların bakışmaları." "Berkan, benim üvey ağabeyim Selin," dedi Pamir boğuk bir sesle. Buna şaşırarak kaşlarımı kaldırdım. "Peki ya diğerleri?" "Korkut yanlış anlaşılacağından korkmuş olabilir," dedi Pamir. Onunla her şeyi konuşabileceğimi düşünerek yanılmıştım. Ona da hak veriyordum, yakınlarını savunması çok normaldi ama ben şüpheli hareketler görmüştüm. Okan ise sessiz kalmış düşünüyordu. Büyük ihtimalle o da gereksiz kuruntu yaptığımı düşünecekti. Ona baktığımı fark edince bana yaklaşıp elini belime koydu ve beni kendisine çekti. "Berkan aptal herifin teki. Pamir'i de çok kıskanıyor annesi onu daha çok sevdiği için. O yüzden gereksiz güç gösterileri dikkat çekme çabaları var annesi ondan öyle bakmıştır. Çok takılma onlara sen." Bir şey demeden kafamı salladığımda biz de içeriye geçmiştik. Berkan bize dönmüştü. "Şişe çevirmece mi oynadınız? Zaten her şeyinizi bilmiyor musunuz liseden beridir?" "Yabancılar da var arada," dedi gülerek Pamir'in annesi bana bakarken. Beni odak noktası haline getirmeleri hoşuma gitmemişti. O insanların, üzerimden sohbet döndürmesini istemiyordum. Melis heyecanla bana döndü. "Artık Selin de mi bizimle?" "Ben," diye mırıldandığımda Okan elimi tuttu. "Karar senin. Her türlü de seni bırakmayacağım." "Bilmiyorum," dediğimde Burak gülümsemişti. "Harika bir ekip olacağız Selin." Pamir ise diğer yanımda oturduğu için fısıldamıştı. "Yapma Selin." Melisa da Burak'ı destekledi. "Bizimle kal Selin." "Ben," diye fısıldadığımda Okan beni kendisine bastırdı. "Büyütmeye gerek yok. İstediği zaman bizimle görevlere gelir, isterse sadece normal zamanlarımızda görüşürüz." "Peki bu akşamki göreve gelecek misin?" dedi Pamir. Kendimi son zamanlarda yorgun hissediyordum ama görev diyince bile gözlerim faltaşı gibi açılıyordu. Gitmeyi çok istiyordum. Yaptığımız operasyonlarda kendimi fazlasıyla özgür ve canlı hissediyordum ve silahları da çok özlemiştim. Ne de olsa benim Miftahım silahlardı. Kafamı olumlu anlamda salladım. "Evet, gelmek istiyorum." "Gittikçe performansınız düşüyor Pamir," dedi Pamir'in annesi burun kıvırarak. Berkan, buna karşılık gülümsemişti. Ona 'hadi koş kendin yap da annenin gözüne gir,' diye bağırmak istemiştim. Pamir'in çenesi kasıldı. "Burada en iyisi biziz. Daha kendin hiç çatışma bile görmemişken burada konuşma." "Siz değilsiniz. Buradaki en iyi kişi Okan," dedi annesi. İstemsizce güldüm bu söylediğine karşılık. Pamir'e bunu söylemek büyük haksızlık olurdu. Çünkü ikisi de makine gibiydi çatışmalarda. Neriman sertçe bana döndü. "Komik olan ne?" "Okan'ın da Pamir'in de çatışmalarda adeta makine gibi olduklarını söyleyebilirim. Bizzat kendim girdiğim için söylüyorum," dedim büyük bir özgüvenle. Okan, gergin havayı dağıtmak için öne atıldı. "Neriman'cığım, biz ne planladıysak yaptık. Sen hiç dert etme. Bizi kimse alt edemez." "Keşke benim oğlum olsaydın Okan," dedi Neriman gülümseyerek. Berkan'ın gözlerinden karanlıklar geçerken ona acıdığımı hissettim. İki oğlunun da yanında başka bir erkeğe bu söylenmemeliydi ama o kadının, bunu bilerek yaptığını hissediyordum. Böyle bir şeyi yapmak ve bundan zevk almak... hastalıktı. Okan güldü. "Ben de senin oğlunum zaten kraliçem." Sorarcasına Pamir'e baktığımda kulağıma eğildi. "Birbirlerini çok seviyorlar. Çocukluk arkadaşıyız biz." Bir saat boyunca sohbet ettikten sonra hepsi de kalkmışlardı. Akşam görev için tekrardan görüşecektik. Herkes çıktıktan sonra Okan, kapıyı anında kapatıp beni kapıya iterek öpmeye başlamıştı. Ben şaşkınlıkla donakalırken Okan beni kucağına alıp kanepeye götürmüştü. Sırtım yumuşak zemine değdiğinde gözlerim kısılmıştı. Okan da üzerime çıkarken beni öyle öpmeye devam etmişti. Onun öpücüklerine karşılık verirken bir anda geri çekilip üstünü çıkardı. Kıyafetini diğer koltuğa fırlatıp tekrardan beni öpmeye başladığında istemsizce ellerimi onun çıplak vücudunda dolaştırmaya başladım. O kadar güzel bir vücudu vardı ki kaslarına dokunmak bile beni kendimden geçiriyordu. Elbisemi yukarıya doğru sıyıracağı sırada elimi onun elinin üzerine koydum ve onu durdurdum. Hızla geriye çekilip tısladı. "Ne oldu?" "Olmaz Okan," dediğimde hızla üzerimden kalktı ve kıyafetini geri giydi. "Tamam güzelim." "Hem daha bana çıkma teklifi bile etmedin," dediğimde kaşlarını çattı. "Liseli miyiz kızım?" "Bana ne edeceksin. Ben 'çıkma teklifi geri gelsin,' diyenlerdenim," dediğimde derin bir nefes aldı. "Bakarız." Bir şeyler yedikten sonra akşam için hazırlanmaya başlamıştık. Okan görev için yaptığı planları en ufak ayrıntısına kadar anlatmıştı. Yine bir baskına gidecektik ama bu sefer bir müzeye gidiyorduk. Sanırım adamla farklı bir husumetleri vardı. Adam aynı zamanda uyuşturucu işindeymiş ve gelecekte müşteri olmaları için özellikle çocukları ve gençleri hedef alıyormuş. Okan'ın çalışanları bana kıyafet ve ıvır zıvır getirirken yine bu görevde de bir çalışan gibi görünmem gerekiyordu, o yüzden ona göre giyinecektim. Rehber olmayı istemiştim ama Okan bilgisizliğimden ötürü patlak vereceğimi söylemişti. Bu yüzden, gişede çalışan ama mola saati gelmiş bir çalışan olacaktım. Beyaz bir gömleği ve lacivert bir eteği alıp üzerime geçirdim. Saçlarımı salık bırakıp, yeşil gözlerimi ortaya çıkartan bir göz makyajı yaptım. Şeftali tonu bir allık sürüp dudağıma da açık renk bir parlatıcı sürmüştüm. Okan odanın önünden geçip gitmişti. Saniyelik bir göz göze gelişimiz olmuştu. Birden geri dönüp odaya girdi ve beni süzdü. "Değiştir." "Neden? Çok seksi ve zarif oldu bence," dediğimde Okan, alayla güldü. "Teyzelere benzemişsin." "Benzeyip benzemediğimi oradaki erkeklere soralım en iyisi," dediğimde yanıma gelip çenemi kavradı ve dudağıma bir öpücük kondurdu. "O, erkekler çok tatsız şeyler yaşayacaklar bugün." "Hiç mi vicdanın sızlamıyor?" dediğimde omuz silkti ve kafasını iki yana salladı. "Hayır." "Pisliksin," diye fısıldadım ve onun bağladığı kravatını çözdüm. Yaptığım şeye karşılık o, gözlerini kısarken, kravatın iki ucundan da tutup onu kendime çektim ve dudağına bir öpücük kondurdum. Okan şaşırmıştı çünkü onu ilk kez ben öpmüştüm. Dudaklarına doğru fısıldadım. "Bugün için bol şans." * Arabaları çekip müzenin arkasında toplandığımzda, kulaklıklarımızı ayarlayıp gruplara ayrılmıştık. Ben Okan ile birlikteydim. Bizler görevli gibi içeriye girerken zaten kısa olan eteğimi biraz daha kısalttım. Okan'ın sert bakışları yine üzerimdeydi ama umursamadım. Kulaklıkları dinlediğim sırada gelen raporlara oldukça şaşırmıştım. Bugün müze halka kapalıydı çünkü önemli insanlar buraya gelecekti ve bir toplantı olacaktı. Burayı gezerken öldürülecek olmaları üzücüydü ama en azından sanatla öleceklerdi. Müzenin içerisinde gezindiğimiz sırada Okan, kulağıma eğildi. "Çok sanatsal değil mi? Herkes gittikten sonra burada baş başa kalabiliriz istersen." Söylediğinin saçmalığına karşılık güldüm. Sahiden de farklı bir adamdı. Kulaklığımdan gelen sinyal ile ciddileşerek Okan'a döndüm. "Geldiler. İçeriye girdikleri anda kapıyı kilitleyeceğiz." Her saniye etrafı kolaçan ederken Okan beni arkasına saklamıştı. Eli, belindeki silahın üzerindeydi ve ben de arkasında durarak onu kamufle ediyordum. Kulaklıktan bize işaret geldiği anda Okan belindeki silahı aldı ve ben de belindeki diğer silahı aldım. Tüm gruplar, hep beraber ateş etmeye başladık. Elimin öyle bir ayarı vardı ki oradaki hiçbir kişiye isabet ettirememiştim atışlarımı ama yanlışlıkla heykelleri paramparça etmiştim. Okan ise buna karşılık kahkahalar atmıştı. "Adamı iki kez öldürdük, sayende." Onların korumaları bize ateş ederken saklandığımız kolonun arkasından biz de onlara karşılık verdik. Artık çatışmaya girmeye çok alışmıştım. Okan birden bana döndü. "Sevgilim olur musun?" Ardından tekrardan adamlara ateş edip onları taramaya devam etti. Ben ise şaşkınlıkla olduğum yere mimlenmiştim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD