Okan, hem çatışmaya devam edip hem de benim hareketlerimi izlerken ona şaşkınca bakıyordum. Gerçekten çıkma teklifini, çatışmanın ortasında mı etmişti bana? Bir cevap almak istediği için yüzüme baktı. Ben de adamlara birkaç el ateş edip ona döndüm. "Hımm düşünmem lazım."
Okan hafif sırıtarak adamlara ateş etmeye devam ederken kıkırdadım. "Evet."
O da gülümseyerek beni kendisine çekti ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Etrafımızda kıyamet kopuyordu ama biz yalnızca birbirimizi öpüyorduk. Kendimi Okan'a bırakmak istiyordum ama birimize bir şey olur korkusuyla ondan ayrılmaya çalıştım. Yumuşak dudaklarını hissederken adeta kendimden geçiyordum ama zorlukla da olsa ondan ayrıldım. Okan hızlıca birkaç el daha ateş ettikten sonra elimi tuttu ve öyle çatışmaya devam ederken ben de ateş etmeye başladım. Yan tarafımızda grup halinde çatışmaya katılan Pamirler'in bize hayranlıkla baktığını fark etmiştim. Okan ile el ele, insanlara ateş etmemiz evet hayran olunacak bir görüntüydü kesinlikle.
Dakikalar ardından bizimkiler, adamların öldüğünden emin olunca evrak çantalarını kontrol ederek arabalara götürdüler. Okan ve ben müzede kaldığımızda yaramaz bir gülümsemeyle bana döndü. "Burayı unutmayacağım."
"Belki birbirimizi bile unuturuz," dediğimde bana yaklaşıp gözlerimin içine baktı. "Bu yeşil gözleri unutabileceğimi hiç sanmıyorum."
"Ben de," diye fısıldadım refleks olarak. Kimsenin gözleri onun mavi gözleri kadar güzel değildi ve ben de Okan'ı asla unutmayacaktım. Bu anıları hiçbir şey silemezdi.
Müzeden çıktığımızda Burak bize döndü. "Artık adam gibi bir kutlama yapalım."
"Yapalım tabi, beni takip edin," dedi Okan. Nereye gideceğimizi çok merak ediyordum. Hepimiz arabalara geçtik ve adeta bir konvoy gibi ilerlemeye başladık. Okan arabayı sürerken yol boyunca onun saçlarıyla oynamıştım. Çoğu kez de bacaklarımı onun kucağına uzatmıştım. Okan'ın, her vites attığında elinin bacağıma değmesi dişlerimi sıkmama neden oluyordu. Ona döndüm. "Yapma."
"Sen yapma Selin," dediğinde ona sorarcasına baktım. O ise oldukça yargıalyıcı bakıyordu. "Beni taciz etmeyi bırakır mısın? Bacağını kucağıma uzatıyorsun, ben senin bildiğin erkeklerden değilim."
Okan'a karşılık gözlerimi kısıp bacaklarımı çekmeye çalıştım ama anında elleriyle bastırarak buna engel oldu. Ona inat bacaklarımı çekebilmek için bacaklarımı onun bacaklarına sürterek adeta debelendim. Birden bana döndü. "Dur, yoksa."
Onu dinlemeyerek bacaklarımı hareket ettirirken birden hissettiğim şeyle anınla durdum ve gözlerimi büyüttüm. Okan ise sırıtmıştı. "Aferin."
Utançla kafamı başka yöne çevirirken Okan şarkının sesini açıp keyifle eşlik etmeye başlamıştı. Sesi çok güzeldi ama yaşadığımız şeyin verdiği utançla hiç ona odaklanamamıştım.
Sonunda yolumuz bittiğinde bir evin önünde durmuştuk. İkimiz de arabadan indiğimizde diğerleri de yanımıza gelmişti. Okan, geldiğimiz evin bahçesini açtı ve girmemizi işaret etti. Benim elimi tutup diğerlerinin içeriye geçmesini bekledi. En son biz girerken evin kapısı açılmıştı ve kıvırcık kahverengi saçlı, beyaz tenli bir kızla, uzun, koyu renk saçlı mavi gözlü bir çocuk yanımıza gelmişti. Kız gülümsedi. "Hoş geldiniz!"
Diğerleri karşılık verip onlarla selamlaşırlarken ben, oldukça çekingen bir şekilde kenarda durmuştum. Kıvırcık saçlı kız bunu fark etmişti. "Bu güzellik de kim?"
"Merhaba, Selin ben," dediğimde yanıma geldi. "Memnun oldum ben de Elif."
Cevap vermeme izin vermeyip beni kendisine çekip sarılmıştı. Gülümseyerek ona karşılık verdim. Yanındaki çocuk da gülümsemişti. "Ben de Ateş. Elif, kızı bırak artık, boğacaksın."
Elif ona karşılık gülerken benden ayrıldı. Okan da yanıma gelip elimi tuttu. "Bilin bakalım kim zamanında büyük büyük konuştu ve şimdi de yuttu?"
Elif ve Ateş aynı anda karşılık vermişlerdi. "Sen!"
Konuşmalarına anlam verememiştim ama benimle alakalı olduğunu biliyordum. Onlara bakarken Elif kıkırdadı. "Okan, hayatına kimseyi almayacağını söylüyordu da."
Okan'a baktığımda hiç de lafını yutmaktan rahatsızmış gibi görünmediğini fark etmiştim. Hatta aksine, bununla gurur duyuyor gibiydi. Böyle bir adamın bana karşı yoğun duygular hissetmesi beni heyecanlandırıyordu. Aşk, gerçekten de kitaplardaki gibiymiş. Ben de eskiden hep abartı olduğunu sanırdım ama bir aşk masalının içinde olmanın verdiği heyecan bambaşkaydı. İçimin kıpır kıpır olmasını asla unutmayacaktım.
Hep birlikte içeriye geçerken Ateş, Okan'ı durdurdu. "Okan, Pelin burada, haberin olsun."
Okan birden gerginleşmişti. "Yapma ya."
"Pelin kim?" dedim Okan'ın keyfinin kaçmasından korkarak. Elif bana doğru eğildi. "Okan'ın takıntılısı. Biz çocukluk arkadaşıyız ya Pelin hep Okan'a platonikti. Okan geleceği için Can da buraya gelecekti. Pelin bizi hep darlıyor, bir yere gideceğimiz zaman. Ağzımızdan laf alıyor. Ben özellikle Okan ile görüşeceksek belli etmiyordum ama Can yapamamış belli ki o da peşine takılıp gelmiş. Ama merak etmeyin birlikte olduğunuzu görmesi iyi olur. Artık uzak durmayı öğrenmesi gerek."
Huzurumun kaçmasından çok içimde bir öfke hissetmiştim. Evet Okan mükemmel bir erkekti ama o bana tutulmuştu. Ben de ondan fazlasıyla etkileniyordum ve biz birbirimi seçmiştik. Bu yüzden Okan bana aitti ve bir başkası onun hayalini kuramazdı. Üçüne de karşılık gülümsedim. "Sorun değil, böyle şeylere takılmam ben."
Umursamazca içeriye geçtiğimde, üçünün de arkamdan şaşkınca baktığına emindim. İçeriye geçip oturanlara baktığımda sarışın bir çocuk ve esmer bir kızın beni incelediğini görmüştüm. Can ve Pelin onlardı demek. Gülümsedim. "Merhaba ben Selin."
Okan da yanıma gelmişti ve beni koltuğa çekmişti. Pelin öfkeyle bize bakıyordu ama bunu umursamamıştım. Okan ise biraz gergindi. Ortamımızın bozulmasını istemediğini biliyordum. Kulağıma eğildi. "Bebeğim, bilseydim gerçekten de gelmezdik."
"Senin hiçbir suçun yok," dedim gülümseyerek ve dudağına bir öpücük kondurdum. O da gülümserken Elif bize döndü. "Gelmenize çok sevindim. Bugün benim için çok özel bir gündü. Okan görev var diyince gelmezsiniz sanmıştım ama sahiden de çok mutlu oldum."
"Ne vardı ki bugün?" dediğimde Pamir güldü. "Elif'in kendi markası var, erkek giyim üzerine. Bugün sezonu açtı ve buna özel bir kokteyl düzenledi."
"Neden erkek giyim peki?" dedim merakla. Elif, gizli bir sır verir gibi bana eğildi ve kıkırdadı. "Çünkü erkekler kötü giyiniyor."
Ona karşılık ben de güldüm. "Ne kadar çok kıza iyilik yaptığını bilemezsin."
Bir şeyler içip hep birlikte sohbet ederken Ateş birden ayaklanmıştı. "Artık mekana geçelim. Kokteyl sahibi geç kalamaz."
Okan, elimdeki bardağı alıp sehpaya bıraktı ve ayağa kalkıp beni de kaldırdı. Kapıya doğru ilerlerken Elif, diğerlerinin çıktığından emin olunca bize yaklaştı ve bir anahtar uzattı. "Bu, Ateş'in yazlığının anahtarı. Biz kokteyle giderken siz yoldan sapın başka yerlere gidin. Biraz baş başa kalın biz Pelin'i tutarız zaten. Okan, sen yazlığı biliyorsun, diğerleri bilmiyor. Rahat rahat istediğiniz gibi gezin. Selin, dolabımdan bir şeyler giy istersen, bunlarla rahat edemezsin."
Ben şaşkınlıkla ona bakarken Okan sırıtmıştı. "Kızım sen nasıl bir kralsın?"
Elif bize göz kırptı ve diğerleriyle beraber gitti. Ben ise Okan'ın, arkadaşlarını neden bu kadar çok sevdiğini anlamıştım. Benim arkadaşlarım kesinlikle gelmem için zorlarlardı ama o, halimizi anladığı için kaçamak yapmamıza fırsat sunmuştu.
Hazırlanmak için odaya çıktığımda dolapta bir kutu olduğunu görmüştüm. Siyah bir iç çamaşırıydı ama o kadar çok parçası vardı ki onun gece için özel giyim kıyafeti olduğunu anlamıştım. Başta utançla yanaklarım kızarırken, aklıma gelen fikirle şeytanice gülümsedim. Etiketi üzerinde olduğu için kullanılmamış olduğunu anlamıştım. Hızlıca üzerime geçirdim ve saçlarıma elimle biraz hacim verdikten sonra aynaya baktım. Gerçekten de çok seksi görünüyordum. Okan'a seslendim. "Okan, yardım eder misin?"
Okan birkaç saniye içerisinde odaya girdiğinde şaşkınca bana baktı. "Selin."