Sabah güneşi odaya vurduğunda, Fatih hâlâ uyuyordu. Yanında, onun sıcaklığında, huzurluydum. Ama gözlerimi açar açmaz, dün geceki konuşma geldi aklıma. Feride. O isim, içimde bir yerlerde hâlâ bir sızıydı. Usulca kalktım, Fatih'i uyandırmamaya çalışarak. Avluya çıktım, taş sedire oturdum. Güneş yeni doğuyor, taşları altın rengine boyuyordu. Köy sessizdi, sadece kuşların cıvıltısı ve uzaktan horoz sesleri duyuluyordu. Dün geceyi düşündüm. Fatih'in anlattıklarını, sonra birlikte geçirdiğimiz o ateşli saatleri... Sevgiyle, tutkuyla birbirimize kenetlenmiştik. Ama sabah olduğunda, sorular geri gelmişti. O nişan ne kadar ciddiydi? Feride'yi gerçekten sevmemiş miydi? Peki ya Feride hâlâ onu seviyorsa? "Günaydın." Fatih'in sesiyle irkildim. Arkamda duruyordu, elinde iki bardak çayla. Gözleri

