9.Bölüm

2324 Words
Üzerimde büyük bir şok vardı. Öğretmen gelemedim diye Ateş'i başka biriyle eşleştirmişti, halbuki bu dans olayı Ateş ve beni bağlayan tek şeydi, şimdi onu sadece okulda arada sırada görebilecektim. Ama hayır ben Ateş'i sadece arada sırada görmek felan istemiyordum, hep istiyordum... Sinirli adımlarla öğretmenin yanına doğru ilerledim. 'Hocam.. bir dakika konuşabilir miyiz? ' deyip yavru kedi bakışlarımı yolladım. Her zaman giydiği siyah nike spor takımını giymişti ve saçlarını topuz yapmıştı, bu kadına gıcık oluyordum. Yanındaki diğer spor hocasıda yine siyah adidas spor takımını giyiyordu ama bu hocayla daha önce pek konuşmamıştım. 'Aa Öykü! Tabi bekle geliyorum' deyip diğer spor hocasına yazlık giyimlerle alakalı bir şey söyledi ve yanıma geldi. ' İlk olarak geçmiş olsun tatlım,vurulduğunu duyunca çok üzüldüm,ee şey ne olmuştu?' sanki bilmiyordu da soruyordu. 'Hocam ne olduğu açık değil mi sizcede ? ' deyip Ateş veGöksu'yu gösterdim. Ateş tepkisizdi tabii ama Göksu oldukça mutlu görünüyordu. 'Ah! Dinle tatlım. Ateşle çok iyi bir takım olduğunu biliyorum ama kolundan vuruldun ve kolun dansta çok büyük bir rolü var. İsterdim ki Ateşl'le dsns et ama Göksu'nun bir sıkıntısı olmadığı sürece dans edemezsin' deyince 'yani Göksu dışında eşsiz kız yoktu ?' dedim. Gülümsedi ve ' yoktu' deyip arkadaşının yanına döndü Demek Göksu hanım'ın başına bir şey gelmediği sürece Ateş'le dans edemeyecektim... Ateşler'e doğru ilerledim ve çantam'ı yere koydum ardından dans eden kimseye çaktırmadan ikisinede iyice yaklaştım ve başka bir yere bakıyormuş gibi yaptım. Ateş Göksu'yu çevirirken ayağımı Göksu'nun ayağına doğru koydum ve yere çakılmasını sağladım. Sonunda dikkat çekebilmiştim ama kimse benim yaptığımı bilmiyordu. Göksu yerde sızlanırken Ateş bana baktı. Sanırım çakmıştı. Hiçbirşey bilmiyormuş gibi sırıttım. Yaklaşık 10 dakika sonra öğretmen Göksu'nun durumunun iyi olmadığını söyledi ve bu durumda tahmin edin kim Ateş'le dans ediyor ? eheheh tabiki de ben! '...Ve sol..' öğretmen dans hareketlerini söylerken Ateş'in neden hiçbirşey demediğini merak ediyordum, sonuçta herşeyi farketmişti. 'Bu iki oldu Londralı' deyip beni daireler yapa yapa döndürdü. 'ha?' deyip anlamamış gibi baktım ama aslında anlamıştım,ne ? hep böyle yaparlar! 'Anladığını biliyorum neden numara yapıyorsun ki ?' o an aklıma ilk defa uçakta karşılaştığımız gün geldi. 'sana bir şey sorabilir miyim?' deyip döndüm. 'sor' 'senle uçakta karşılaştığımız gün...' nefesimi üfledim. 'benim neden döndüğümü biliyorsun ama ben senin bilmiyorum?' Öğretmen ' .. erkekler! Kız partnerinizi kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın..' derken Ateş'in ne söyleyeceğini merak ediyordum. 'Yüzme yarışmaları vardı, oradan dönüyordum..' dedi ve beni kaldırmak için kalçamı tuttu. O an içim kıpır kıpır oldu çünkü tuttuğu yer sıcaklaşıyordu. Ve kaldırdı, kaldırırken 'Hocam şişkoları kaldıramıyorsak başka bir hareket yapmalıyız..' dedi. 'Hah! Ben miyim şişko? Sen kendine bak be ayı!' Diye mırıldandım ama duyduğundan şüpheliydim. ' Birincisi bana ayı demekten vazgeç, ikincisi asıl ayı sensin. O kadar kilolusun ki taşınmıyorsun' deyip sırıttı. Ateş'in güldüğünü daha önce görmemiştim zaten şuan da görmemiştim ama en azından sırıtmıştı. Tabii beklendiği gibi iki saniye sonra sırıtması silindi ve ciddiyet'e döndü. Dans çalışmaları sırasında sol kolum biraz ağrımıştı ama dayanılamayacak derecede 'de değildi . Her ne kadar Ateş'e kendi başıma gidebileceğimi söylesemde beni eve kendisi bırakmıştı,aslında bırakacağını sanmıyordum ama gerçekten hava çok kararmıştı ve bu saatte taksi'yi bayağı bekleyebilirdim. Arabadan inince oda indi ve beni süzdü. 'Şey.. bıraktığın için teşekkürler..' deyip gülümsedim. Aniden beni kendine çekti ve elleriyle belime sardı,sardıktan sonra dudakları dudaklarımı buldu... Beni sertçe öpüyordu ve ne yapacağımı bilmiyordum. Çok heyecanlanmıştım ve garip hissediyordum. Elimden geldiğince bende öptüm ve geriye çekildim. 'hadi evine git' demekten başka bir şey demedi ve arabasına binip gitti... Eve geldiğimden beri düşündüğüm tek şey Ateş'in beni öpüşüydü, aniden! Ne yapacağımı bilememiştim,tamam beni öpmesini istemiştim belki kabul istemiştim ama .. ne bileyim garipti. Ama en çok merak ettiğim şey okulda ne olacağıydı. Yani hayatımıza normal devam edecek değildik, sonuçta beni öpmüştü, değil mi?? Teyzem başta kızmıştı ama ona yolladığım sesli mesajı görünce sakinleşmişti. Faruk amca 'dikkatli ol Öykü'cüm. Sadece senin için endişeleniyoruz..' deyip odama gitmemi söylemişti. Odam'a çıktım ve kendimi yatağa attım. A-t-e-ş b-e-n-i ö-p-t-ü, A-t-e-ş-b-e-n-i-ö-p-t-ü! İçimden söylediğim yeni şarkı bu olmuştu. Yataktan kalktım ve üstümü giyindim ardından Misperi'yi aradım. 'Misperi...' 'Efendim Prensess!' deyip güldü. 'Acil durum!!!' 'Ne yani? Şimdi bildiğin Ateş bildiğin seni öptü öyle mi?' Misperi'de en az benim kadar şaşkındı ,ki bu oldukça doğaldı. 'evet. Bende anlamadım ama oldu'dedim 'kızım oha! Ne diyim yani şuan şoktayım.' Deyip gözlerini büyüttü. Misperi'ye acil durum dedikten sonra direk bize gelmişti, gece olmuştu ama şöför bıraktığından sorun olmamıştı. Aslında Misperi'yi anlayamıyordum,yani Eren'imi seviyordu,yoksa Kürşat'ımı? Bana da bu konuları henüz ppek açıklamıyordu,neden bilmiyordum .. 'Bir şey soracağım Öykü.. bu senin ilk öpüşmen miydi?' deyip elini dişledi. İlk önce neden böyle bir şey yaptığını anlayamamıştım ama heyecandan olduğunu söyledi. 'Evet. Bende sana bir şey soracağım..' 'sor bakalım..' 'Ama dürüst olacaksın..' deyip gözlerimi kısarak gözlerine baktım. 'Tamam Öyküü! Amma uzattın ha!' deyio ofladı ve saçlarını topuz yaptı. 'Tamam be! Sen.. Eren'imi seviyorsun,yoksa Kürşat'ımı ?' Ve Öykü pis yerden sordu...... Duraksadı ve bekledi. 'sanırım bunun cevabını bende bilmiyorum...' 'o zaman ilk aşama için Eren'in odasınaa!' deyip Misperi'yi çekiştirmeye başladım. 'ne??!' 'Bunun iyi bir fikir oolduğunua emin misin Öykü?' 'Evett! Sadece bir bluzunu ve parfümünü alağız,çok zor değil..' deyip Misperi'yi korkutmamaya uğraştım. Eğer Eren birşeyler farkederse parfümü yanlışlıkla kırdığımı söylerdim. Bluzu'da .. farketmezdi herhalde.. Eren'in kapısını açtıktan sonra dedektif imajımla içeriye girdim,Misperi'de arkadan dedektif yardımcısı olarak geldi, öyle bir şey var mı ? bilmiyorum. Uydurdum,varsada vardır J Odası siyahlarla doluydu. Gitar'ı yatağı çalışma masası yani donuna kadar öyle olduğunu düşünmeye başlamıştım. Misperi parfümü alırken bende bluz'u aldım. Misperi hangı bluz ve parfümde daha ço etkilenirse onu seviyor demekti,ama sorun şuydu ki Kürşat'ın evine nasıl giecektik?? Cuma gününün ardından altı gün geçmişti ve yağmurdan dolayı dans provaları'da iptal'di bugünse çarşambaydı.Okula Eren'le gittim. Yol boyunca beni tembihlemişti. Bende uyarılarını dikkat'e almaya çalışarak sınıf'a gitmiştim. Ateş ve Kürşat henüz gelmemişlerdi bunu fırsat bilerek çantamı sırama koydum ve Misperi'nin yanına geçtim. 'Planın nedir Öykü?' deyip meraklı gözlerle bana baktı. 'Şey düşünmüştüm.. siz dans'a gidiyor musunuz?? Dün sizi göremedim?' 'evet ama arada gelmiyor Kürşat zaten o yokken Ateş'te olmuyordu' dedi 'hah! Neyse bugün Çarşamba. Cuma günü provalarda Kürşat'a yanına yedek bluz ve parfüm getirmesini söyle. Eğer parfümü söyleyemezsen bile öğretmen'e çok ter kokuyor felan de öğretmen konuşsun. Sonra da alırsın tamam ?' deyip boğazımı dinlerdirmeye başladım. 'Öykü varya sen az şeytan değilsin..' 'tabii kızım!' deyip yerime geçtim. Altıncı ders koridorda bir dedikodu yankılanıyordu 'Cemre okulu bırakmış' nedenini henüz kimsenin bilmediği düşünülüyordu. Bende bilmiyordum.. Banu bu aralar bana hiç sataşmıyordu,hayret ediyordum ama kavgayı tekrar yapmak isteyeceğinden emindim. Kafeterya'ya yürürken biri beni durdurdu ve ağlamıklı gözlerini sanki lanet okurmuş gibiüzerimde gezdirdi. 'Cemre senin yüzünden gitti o****! ** Bu hafta Ateş'i hiç görmemiştim ve nerede olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Neden gelmiyordu? Son dersteydik ve Misperide bende bayağı şaşkındık. Cemre okuldan gitmişti ve bunun sebebinin kavgadan korktuğunu söyleyenler vardı. 'Öykü kanka ben çıkışta erken gideceğim seni göremeyebilirim , telefondan konuşuruz tamam mı?' deyip kitaplarını çantasına koydu. 'tamam' dedim ve gülümsedim. Kürşat birkaç gün gelmemesi dışında her gün ön sıramda oturuyordu ve artık Ateş'in neden gelmediğini sormak istiyordum. Eren okuldan erken çıkacağını söylemişti, kısacası eve tek başıma gidecektim. Son dersin son beş dakikası hoca bizi serbest bıraktı ve telefonunu kurcalamaya başladı. Bende defter kitap kaldırıp hiç mesajım var mı ? diye baktım. Hiç yoktu, Her zaman ki gibi.. Ceketimi aldıktan sonra sırama geçtim,Misperi çıkmıştı ve tek gideceğim de kesinleşmişti. Üç dakika sonra zil çaldı ve herkes çıkmaya başladı. Ege'yi her görüşümde ona tiksinerek bakıyordum, o ise bakışlarını kaçırmakla yetiniyordu. Telefonuma bakınırken kafamı kaldırdığımda karşımda Ateş'i görünce ne yapacağımı bilemedim. Okula benim bildiğim kadarıyla bir haftadır gelmiyordu ve onu görünce içimde kelebekler uçuşmuştu . Ama merak ediyordum,o öpüşmenin ardından nasıl konuşacaktık? Daha doğrusu ne yapacaktık? Şimdi yanına gitmeli miydim yoksa onu umursamadan yanından çekip gitmeli miydim? En iyisi ortadan gideyim diyerek yürümeye başladım,kapıya geldiğimde Ateş beni durdurdu. 'Öykü..' deyince gözlerim gözlerini buldu. 'Efendim?' şuan ona nasıl davranacağımı bilmiyordum. Eğer o olay olduktan sonra dansta benimle konuşsaydı tabii ki ona iyi davranırdım ama o ne yapmıştı? Beni umursamamıştı.! 'Polise gidiyoruz gel' deyip beni araba'ya doğru çekti. 'Neden geleceğim? Bırak beni!' deyip sinirle baktım kahve gözlerine. 'Seninle ilgili mesele. Orada açıklarım, şimdi uzatmada bin şu arabaya' deyip siyah arabasını gösterdi. Bende kavga çıkmasın diye bindim ve telefonumu çantama koydum. Geldikten sonra' kemerini bağla' dedi bense ona uymayıp iki elimi de kelebek şeklinde bağladım.'Öykü..! kemerini bağla!' o kadar bağırmıştı ki sesinden korktum ve dediğine uyup bağladım. Yol boyunca bir daha konuşmadık. Sonunda polis merkezine gelince arabayı durdurdu ve benim inmemi bekledi,inmeden önce telefonumu cebime koydum ama çantamı bıraktım. Hava hala açıktı ama rüzgar vardı,beklide kar zamanı yaklaşmıştı.. İçeriye girince kolumdan tuttu ve ileriye doğru yürüdü, peşinden de ben. Parfüm kullanıyor muydu ? bilmiyordum ama kokusu gerçekten çok güzeldi,giyimi de,yüzü de.. Çocuk mükemmeldi resmen! 'Ateş bey?' deyip ilk önce Ateş'e sonra bana baktı karakol müdürü,belki de değildir. Bilmiyorum.. 'Ali abi bu Öykü. Şikayetçi olan kız' deyip beni sanki aslanların önüne atar gibi itti. 'merhaba..' demekle yetindim. Ali abi bana birkaç yer gösterdi ve Cemre adına şikayetçi olmam için imza atacağım yeri gösterdi. İlk düşündüm. Eğer imza atarsam hapise girecekti, ama atmazsam özgür özgür dolaşacaktı. Bu yüzden imzayı attım. O sırada bir telefon çaldı e Ateş cebinden İphone'sini çıkardı. 'Efendim anne?' deyip konuşmaya başladı. 'tamam anne' diye konuşmasına devam ederken dayanamadım ve 'Ateşş' hadi gidelim!' dedim. Ateş bana cevap vermek yerine tip tip baktı. 'Evet anne bir kız sesi' Annesi '.............................' dediği için Ateş 'Anne getirmeme gerek yok, o sadece bir kız' dedi. Umarım benim hakkımda konuşmuyordu çünkü sinirlenmeye başlamıştım. '.......................................' annesi ne dedi bilmiyorum ama Ateş 'Tamam anne. Getiriyorum' deyip telefonu kapattı. 'nereye?' dedim ve oturduğum sandalye tarzı koltuktan kalktım. 'Çeneni bir saniye kapatsan olmuyor, değil mi?' deyip sinirle nefesini üfledi. 'ne? Ne alaka?' 'annem senin sesini duydu ve seni eve getirmemi söyledi. Nedenini bende bilmiyorum hadi. Düş önüme' Teyzem'e haber aradıktan sonra 'Misperi'lerde olduğum söyledim ve izin kopardım. Normalde Ateş'le küs olduğumdan gitmeyi düşünmüyordum ama annesi sanırım çok ısrarcı bir kadındı. Yol boyunca konuştuğumuz tek şey annesine saygılı davranmamı söylemesiyle geçti, onun dışında henüz konuşmamıştık. 'bir şey soracağım... sen neden benim için sadece bir kız dedin?' bakalım ne cevap verecekti? 'Erkek misin?' 'hayır ama..' 'ama.. ne?' o sırada arabayı durdurdu ve inmemi söyledi. Böylece sorumda cevapsız kaldı.. Geldiğimiz ev çok lüks'tü. Girişte iki koruma vardı ve kapı giriş kapısı boyumdan 30 cm kadar uzun olduğu için henüz içeriyi görememiştim. Korumalar Ateş'i görür görmez kapıyı açtılar. Bir korumanın bana yan gözle baktığını fark ettim ve Ateş'e döndüm. Koruma Ateş'e baktıktan sonra bir daha bana bakmadı ama Ateş'in ona pek de iyi bir gözle baktığını düşünmüyordum. İçerisi o kadar büyüktü ki nasıl tanımlasam bilmiyordum.. Girişte beş metre kadar çimenlik vardı ve birkaç fıskiye. Ön tarafta bir havuz vardı ama çok büyüktü ve şuan kış olmasaydı havuzda yüzebilirdim.. Ve ev, daha doğrusu villa ,belki de dubleks bilmiyorum.. Ev'in dışı kahverengi ve kapısı koyu kahve. Yine evin dışında iki koruma var. Ateş kapıyı çaldıktan on saniye sonra açıldı. 'Neden geç açıyorsun Şevval?' deyip önümdeki hizmetli'ye bağırıdı. 'özür dilerim Ateş bey..'deyip yere bakmakla yetinde Şevval isimli hizmetli. Ateş biraz ilerleyince başını kaldırdı. Mavi gözlü ve buğday tenliydi. Gerçekte güzel bir kızdı. Ateş'in aksine kıza gülümsedim ve özür diler gibi baktım. Gerçi ne diye özür diliyorsam.. İçerisi ev gibi kocamandı. Girişte boş bir alan vardı. Üç merdiven inince salona çıkıyordu,merdivenlerin sol tarafıda mutfağa uzanıyordu. Ateş salona doğru gidince peşinden yürümeye başladım. Az ilerimde duran sarışın hizmetliye bir şey dedi ve hizmetli sanırım 'bahçe'de sizi bekliyorlar' gibi bir şey söyledi. Of' şimdi tekrar çıkış'a gidip ters döneceğiz desemde Ateş yürümeye devam etti. Bende mecbur yürümeye başladım ve sebepsizce sarışın kıza ters ters bakışlar attım. Biraz ilerleyince balkona çıktık. Gerimdeki müze eseri tarzı şeyler oldukça ilgimi çekmişti. Ateş' hadi' deyip bana arkadan bir bakış attı. Ona yetiştim ve ilerimizde bir bayan gördüm. Annesi olmalıydı. Kadın bizi fark edince 'gel gel'der gibi eliyle işaret yaptı. Önünde mükemmel bir masa vardı. Ziyafetti resmen. Teyzem'in evi olsa dalar yerdim her şeyi o derece. Ateş'e bakıp kadın'a uyup yürümeye başladım. Normalde kadından tepki beklerdim ama Ateş saygılı olmamı söylemişti bu yüzden ' merhaba' dedim , kadının adını bilse adıyla hitap ederdim. 'ben öykü ' Kadın beni iyice süzdükten sonra 'merhaba Öykücüm bende Zuhal' deyip gülümsedi. 'Bunları yeriz diye hazırlattım Ateş'cim hadi oturun' Ateş 'otur' dedi ve oturdum. Resmen çocuğa itaatkarlık yapıyordum! Bunun hesabını soracaktım ona! 'Eee Öykücüm.. Ateş'i nereden tanıyorsun?' deyince 'Aynı sınıftayız.' Dedim ve önümdeki frambuazlı profeteröl'e baktım. Beni yeee! Diye fısıldıyordu. İki ısırıkta yuttuktan sonra kadının bana hayretle baktığını fark ettim ve mahçupça başımı eğdim. Kadın sanırım mahçup olduğumu anladı ve öksürdü. Hava çok güzeldi rüzgar tokat atmak yerine tenimi okşuyordu. Belki de bu ev'e özgü birşeydi. Sonuçta o kadar zengin duruyorlardı ki salak gibi rüzgar'ı yönettiklerini düşündüm. Tamam Öykü! Sonunda kafayıda yedin,aferin!'Ateş. Öyküyle dans partner'i değil miydin sen?' deyip konu açmaya çalıştı Zuhal hanım. 'yaa evet. İki kere zorla partner olmuştuk'dedi ve tabağını yemeye devam etti. Nedense huzursuz gibiydi. 'hmm. Peki.' Deyip Zuhal hanımda tabağına döndü. Üç dakika kadar tabağımla oyalandım,ardından Zuhal hanım 'Sesin geliyordu Öykücüm, neredeydiniz? ' deyip merakla baktı bana. 'Ha şey..' devamını getirmeme fırsat vermeden 'Karakoldaydık' dedi Ateş. Kadın gözlerini kısarak Ateş'e baktı. 'neden?' cidden çok sorguluyordu. 'Öykü birini şikayet etti'de' Sanırım Zuhal hanım Ateş'in cevap vermekten bıktığını anladı ve sustu. Ateş odasına gidince Zuhal hanımla konuşmaya başladık. 'Ateş yakışıklı öyle değil mi Öykü'cüm?' Böyle sorumu olurdu? Bir anne oğlunun arkadaşına ve kız arkadaşına , yani sevgili anlamıda değil. Belki arkadaş bile değiliz ama.. Nasıl böyle bir soru sorardı. 'Iııı.Şeey.. Yanii. . yakışıklı tabi' deyip meyve suyumdan yudumladım. 'Sevgili misiniz?' İçtiğim meyve suyunu tükürdüm ve pişmanlıkla kadın'a baktım. 'dert değil. Sanırım ani bir soru oldu' 'yani.. şey değiliz' Ve bu Zuhal hanımla son konuşmam oldu. Ateş gözünü büyütüp annesine baktı. Çıkışa doğru yürürken 'annemi ciddiye alma eve getirdiğim her kıza karşı böyle' diyerek hayallerimi yıktı. 'Sen eve hep kız mı getiriyorsun ki!? Diye çıkıştım. Yani neden bilmiyorum ama içimdeki Deli Öykü canlandı herhalde. Bana alay edercesine baktı ve kahkaha attı. Birden durdu. Tek kaşını kaldırıp 'Evet , ne sandın?' dedi. Kesin beni kıskandırmak için söyledi. Hee hee!!Kendi kendime gelin güvey oldum. Az sonra da Ateş'in ayağına basarım felan. 'İyi ' deyip geçiştirdim. Yarım saat kadar sonra Ateş beni evime getirmişti. 'görüşürüz' deyip arabadan indim ve eve geçtim.......
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD