AHAD: Silahımı başıma dayamış Vahap’ın gözlerine bakıyordum. Karşımdaki adamın gözlerinde bir kırılma, ufacık bir merhamet arıyordum. Vahap yüzüme baktı: ‘Evlat, ben o ateşte çok yandım. Kül olmuş bir adamım ben. Ölmek kolay, cesaretin varsa bu acıyla yaşamayı dene.’ Elini uzattı, silah tutan bileğimi tuttu: ‘Sana tek bir şey söyleyeyim, Helin mutlu olabileceği bir yerde, onu mutlu edebilecek bir insanın yanında. Git sen de hayatını yaşa.’ Elini çekti, dönüp konağından içeri girdi. Elimi titreyerek indirdim. Söylediklerini anlamlandırmaya çalıştım. Ağır adımlarla arabama bindim. Son zamanlarda adet edindiğim üzere arabayı ıssıza çekip motoru kapattım. Başımı arkama yasladım. ‘Helin’i mutlu edebilecek insan kim?’ diye düşünerek karanlığa baktım. Kolum kanadım kırılmıştı yine, göz yaş

