bölüm 17

2523 Words
San klanın talim sahasında savaşlar başlamıştı bu sıra kral yine karşısında toplanmış güçlü klanların buradakı efendilerine bakıyorudu. Mavi cübbe giymiş biri "kralım ne yapmalıy San klanı bu günleri yüze yakın canavar getirdi krallığa"dedi. Kral Tar konuşan mavi cübbeli adamı tanıyordu. Bu adam Su taşıklanındandı. Bir kaç saniyye düşünen Tar " San klanın lideri nerede?"dedi. Beyaz cübbeli biri " efendim San klanının liderini ne için sordunuz?"dedi. Kral Tar " sizinde haberiniz olduğu gibi San klanının lider Sam usta 8.seviyyede yani onunda burada olması lazım hem gizemli yardımcısı olan o çocuk hakkındada bazı şeyler öyrene biliriz öylediyilmi?"dedi. Her kes kralın ölmesini istiyordu çünki o ölürse krallık çok çabuk iki parçaya ayrılır ve diyer krallıklara dağıtılırdı. Kim ilk parçayı verirse yüksek meblağda para teklif edilmişti diyer krallıktan amma kral Tarın zekasına hayran oluyorlardı. Kral Tar kırk yıldır bu krallığın kralıydı. On yıl önceye kadar her kes onu saf kandırıla bilecek birisi zannedi yorlardı halk bile. Bu kırk yıl içinde on yıla kadar beş tane isyan halk tarafından başlatılmıştı ama hiç birisi onu devirememişti yerinden. İki krallık ortak olup bu krallığa saldırdıkları zaman yani on yıl önce burayı çocuğun elinden şekiri alırmış gibi alacakkarını sanıyorlardı. AĞLAYAN KAPLUMBAĞA krallığının askerleri hakkında biraz araltırma yapmışlardı ve sadece 60.000 askeri olduğunu seviyyeleri ise 6 ve 9.seviyye çırak aleminde olduklarını casuslarından öyrendikleri vakit hiç tereddüt etmeden iki krallık 100.000-lik birleşik orduyu AĞLAYAN KAPLUMBAĞA krallığına gönderdi. Kral Tar üzerine iki krallığın ordusu geldiyini krallık casuslarından öyrendiyi zaman bir kaç yıl önce yapmış olduğu planını devreye soktu. Her kese emirler veren Kral Tar yavaş-yavaş yoruluyordu. Üzerlerine gelen ordunun en zayıfı bile 10.seviyye çekirdek alemindeydi kendi ordusu üzerlerine gelen ordunun yanında çöp olarak börülüyordu amma hala umudu vardı kral Tarın. Bu sırada YOK EDEN TİMSAH ve KURTARICI AT (saldıran iki krallık) şimdiden kutlamalara başlamışlardı. Her kes eyleniyor yiyip içiyorlardı. Ordu sonunda krallığın surlarından görünmeye başladı. Karşılardı ordu o kadar fazlaydı ki, toprak hatta çimenler bile gözükmüyordu. Ordu karşılarındakı krallıktan 5 km uzaklıkta durup karşılarındaki, 60.000-lik orduya bakıp gülmeye başladılar. Gülüyorlardı çünki rakibin moralini bozup onlarla savaşmadan yenmek istiyorlardı. Kral Tar bu sırada sarayda tahtında oturmuş karşısındaki sarı cübbeli biri ile konuşuyordu. Kral tar " ne yapmalıyız ha? "Derşin bir nefes alıp sakinleştikten sonra " eyer yenilirsek kendimi yok etmeliyim başka çaremiz yok"dedi kısık bir şekilde. Ölmek istemiyordu çünki daha yeni bir yaşında bir kızı,iki yaşında ise bir oğlu vardı onları çok seviyordu halkınıda amma onları korumak için kendini patlatacaktı. Kral Tar 8.seviyye usta alemindeydi herkes onu öelimsiz biri olarak bilirdi amma o aslında savaş dersleri almış tüm silahlarda savaşmayı bilen birisiydi kenddisini sadece çelimsiz gibi gösteriyordu çünki yanındakı insanların hangisi ondan faydalanac onu anlamağa çalışıyordu ve anlamıştıta. Diyer krallıkta onu böyle görmüş ve bilmişlerdi o yüzden kral Tar savaşa katılırsa diye bir kaç tane usta 5.seviyyede komutan göndermişlerdi. Sarı cübbeli adam hiç bir şey söylemeden sadece bekliyordu. Kral Tar eski dostuydu onu daha kral olmamışken bile tanıyordu birlikte oynarlardı, birlikte avlanıp birlikte savaşırlardı amma şimdi hiç bir şey yapamıyordu. Kral Tar " muhafız"dedi. Kapıdakı gümüş renk viyen bir tane asker hemen koşarak kralın önünde diz çöktü ve " kralımızı selamlarım"dedi. Kral Tar " bidip askerleri kalenin içine çekmelerini söyle"dedi. Muhafız şok olmuştu çünki kral onlara geri kaleye çekilmelerini söylemişti yani savaşmıyacaklardı ya krallığı teslim edeceklerdi yada kralın bir planı olmalıydı. Muhafızda kralı tanıdığından krallarını krallığı teslim etmesi olasılığı aır basıyordu. İstemeye-istemeye "emredersiniz kralım"dedi ve büyük bir hızla kale mapısına doğru koşmaya başladı. Beş dakika sonra saray muhafızı orduya haber vermişti. Askerler geri çekilmeye başlamışlardı. İki krallığın ordusu ise askerlerin geri çekildiyini gördükleri zaman ani bir şok yalamış ardındansa kahkahaya boğulmuşlardı. Karşısındakı ordu bozuntusunun onlardan korktuğunu ve geri çekildiyini düşünmeye başlamıştı her kes. Bu sırada kral Tar tahtından kalktı ve kendinden emin adımlarla krallık kapısına doğru hareket etmeye başladı. Kral Tarı gören halk sanki sevimsiz bir hayvana bakar gibi bakıyor akıllarında ise 'krallığı satmaya gidiyor kalleş herif' diye geçiriyorlardı. Kral Tar on dakikalık normal bir yürüyüşün ardında krallık kapısına vardı. Krallık kapısının ardında krallığın içinde asker durmuş gelecek olan bir sonraki emri bekliyorlardı anide arkalarından gelen " her kes surlara çıksın savunacaksız bazılarınız kapıyı korumak için odun,mobilya demir ne bulursanız getirip kapıya barikat kurun "dedi bir ses. Askerler arkaya bakıp bu sesin sahibi görmeye çalışıyorlardı. Sesin sahibini gören her asker yere eyiliyırdu çünki karşılarında kralları Tar vardı. Kral Tar her kesin yere eyildiyini gördüyü zaman öfkeli bir şekilde " ne bekliyorsunuz kalkın ve hazırlanın burayı savunmadan vermiyeceyiz"dedi ve ekledi " hiç kimse krallığın surlarından geçmeyecek" Askerlerin yarısı surlara yarısı ise sokaklara dağıldı. yoldakı bankları söküp getirenler,evlerden mobilya getirenler falan vardı. Halk bu duruma karşı çıkmıyorlardı çünki savaşı kazanırlarsa bu eşyaları yeniden ala bilirlerdi amma savaşı kaybederlerse canları bile bilmece içindeydi. Kral Tar krallık kapısından çıktı ve karşısındakı orduya baktı. Karşısındakı orduda ona bakıp onun kim olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Karşılarındakı adamın üzerinde altın renkli uzun etekli üzerinde ejderha motivleri olan bir cübbe altında ise altın renginde bol bir pantolon deyerli mücevherlerden yapılma bir kolye başında ise dört bir tarafında yakut ollan sivri uçlu bir taç vardı. Ordunun önlerinde duran bir tane çift taraflı uzun baltası olan üzerinde altın rengi zırh olan adam " ne oldu kralcık yoksa canını almamamız için bize yalvarıp krallığı bize vermeyemi geldin" dedi yüksek sesle alaycı bir şekildi. Önde ki, adamın konuşmasından sonra tüm ordu kahkaha atmaya başladı. Kral Tar karşısındakı ordunun üzerine yürürken " biz bu topraklar uğruna ölmeye hazırız. Bu krallığı ele geçirmek istiyorsanız o zaman her kesi öldürün çünki bir kişi bile sağ kalırsa gelip sizi ezer böcekler"dedi o da ordunun karşısındakı adam gibi. Zırhlı adam " hadiya bir kişi bizi ezecekmiş hani nerde o bizi ezenler göremiyorum?"dedi yüksek sesle ve alaycı bir şekilde . Kral Tar yüzüne şeytani bir gülümseme takınarak " karşınızda"dedi. Bu konuşmayı iki tarafta dinliyordu. AĞLAYAN KAPLUMBAĞA krallığını ordusu krallarının işe yaramaz biri olduğunu bu zamana kadar düşünmüşlerdi amma karşılarındakı konuşmayı yapan kral sanki bu zamana kadar tanıdıkları adam diyilde başka birisi idi. O anda kral Tarın gerçek kişiliyini gördüler o krallık uğruna 100.000-lik bir orduya tek başına kafa tutmuştu ister-istemez onlarında içindeki korku yok oluyordu yerini savaşmak isteyiyle dolduruyordu. Surların üzerindeki bir asker " KRAL TAR ÇOK YAŞA! KRAL TAR ÇOK YAŞA!KRAL TAR ÇOK YAŞA!" Demesiyle surların üzerindeki krallık kapısının arkasındakı tüm askerker " KRAL TAR ÇOK YAŞA! KRAL TAR ÇOK YAŞA!KRAL TAR ÇOK YAŞA!"demeye başladılar.Askerlerin içlerindeki korkunun yok olması üstüne birde kralları işere yaramaz biri gibi olan adamın adını bağırıyorlardı. Kral Tar askerlerinin adını bağırmasıyla yüündeki gğlümseme dahada arttı ve " gördünüzmü işte savaş için yananlar orada " karşısındakı ordunun üstüne yürüken arkasında kalmış olan krallığı göstererek " onlar benim için yani krallık için ölmeye hazırlar "dedi. Kral Tarla ordu arasında bir kilometre kala durdu ve karşısındakı ordunun yüzüne baktı. Buraya geldikleri zamandan beri hem karşılarındakı krallıkla, askerleri ile ve hatta kralla bile dalqa geçip gülmüşlerdi amma şimdi yüzlerinde anlamsız bşr korku vardı. İki tarafında ordusu kral Tarın durduğu anda onun ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyorlardı. Kral Tar derin bir nefes aldı ve yüksek sesle " EY NEMESİS SENDEN BU CAN...." lafını tamamlayamadan masmavi gök yüzü siya dönüştü. Her kes kral Tarın ne yapmak istediyini anlamıştı kendisini patlatarak karşısındakı ordununda bir kısmını yok etmek istiyordu. Altın zırhlı adam kral Tarın bunu yapa bileceğini hiç düşünmemişti. Bir kaç saniyyelik şokun ardından "SALDIR..."diyorduki. Siyaha dönen gök yüzü yere düşmeye başladı her kes bunun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Kral Tar siyah gök yüzünün yere düştüyünü gördüyü anda kelimeleri durdu. Bir saniyye sonra siyah gök yüzü yere düşmeye başladı. Yere düşerken her Kral Tarın karşısındakı ordudan acı feryadlar yükseliyordu. Yere düşen gök yüzü diyildi yere düşenlerin hepsi birer oktu. Ormandan geldiyi belli olan oklar ordunun yirmi beş bine yakın askerini katletmişti. Kızıl zırlı adam " ne oluyor böyle? Bu okları kim atdı? Lanet olası"dedi öfkeli bir şekilde. Oklar yere ulaştıktan bir dakika sonra kral Tarın sağda kalan ormandan ellerinde kılıç bellerinde yay ve ok kılıfları olan 40.000-ne yakın elf çıktı. Önleründe parlak yeşil renginde zırh giyen birivardı onunsa yanında üzerinde bir ay ve üç yıldız olan sarı cübbeli biri vardı. Herkes sarı cübbeli kişiyi tanıyorlardı o üç krallıkta bilinen biri idi adaleti ile meşhur olan biri o, Gin San idi. İki ordu hatta kral Tar bile şok içerisinde idi. O elfleri bilirdi savaşmayı sevmeyen ırk olarak bilinirdi amma şimdi onlar gelmişti ve onun tarafındaydılar. Kral Tar elfleri buraya kimin getirdiyini her kes gibi biliyordu çocukluktan beri arkadaşı San klanın lider Gin Sandı. Amma aklı karışıktı o savaştan önce kralın yanına gelmiş ve savaşa yardım etmeyeceyini söylemişti ondan önce iki krallığa mektupla bildirmişti. O, yüzden iki krallık birleşerek saldırmaya kalkmışlardı yoksa karşılarına San gibi bir klanı almaya cüret edemezlerdi. Çünki San klanını en zayıf üyesi ise bile usta 1.seviyyedeydi en güçlüsü yani Gin San ise yer yüzü 1.seviyyedeydi yani San klanı eyer savaşa katılsaydı o zaman 200.000 lik falan bir ordu lazımdı. Kızıl zırıh giymiş bir adam öfkeli amma sayqılı bir şekilde " Gin San sizin bu savaşa katılmyacağınızı sanıyorduk"dedi. Gin sanki kızıllı zırh giymişi duymamış gibi yanındakı elfe döndü ve " teşekkürler borcunu ödedin"dedi düz bir şekilde. Elf cevap bile vermeden arkasını dönüp gitti. Öndeki elfin gitmesiyle tüm elflerde onun ardınca gitmeye başladılar. Parlak yeşil zırh giyen elf jzun zaman önce Gin tarafından kurtarılan birisi idi. Ormanda on kişilik bir elf qurupu avlanmak için dolaşıyorlardı. Kabilelerinden bir kaç kilometre uzaklaşmışlardıki pusuya düşürülmüşlerdi. Elliye yakın insan onların etrafını sarmıştılar. Konuşma bile hapmadan insanlar saldırıya geçtiler. On dakika sonra iki elf hayatta kalmıştı diyerleri ise öldürülmüşlerdi. insanlardan biri ortada duran üzerinde ayı postu olan adama bakarak " efendim bu ikisini ne yapalım" dedi sayqılı bir şekilde. Liderleri olan adam " köle pazarında satarız zaten bu onların en büyük ölümleri olacak bir elf kööe oldu işte ölümden beter bir ceza"dedi alaylı bir şekilde. Elflerin göxleri kocaman açılmıştı köle olmak onlar için ölümden beterdi çünki bir elf kendi ırkına hizmet etmeliydi eyer başka ırkatan birine hizmet ederlerse onurları kırılırdı ve buda onlar gibi onurlu bşr lekilde yaşayan bir ırk için ölümden beterdi. Adamlar elflerin ellerini kelepçeledikten sonra AĞLAYAN KAPLUMBAĞA KRALLIĞINA yola koyulda. bir ay sonra nşr tepenin üzerinde durup krallığa bakıyorlardı. "Bir kaç güne varırız krallığa"dedi liderleri olan adam. Tepeden indikleri anda karşılarına birisi çıktı otuz yaşlarında olan üzerinde şr ay ve üç yıldız olan sarı cübbe olan adam yerden şifalı bitkiler topluyordu. Qrup bu adamı gördüklerş zaman onuda yakalayıp satmak istemişlerdi. Lider sağ tarafda duran birini işaret ederek karşılarındakı adamı yakalamsını işaretlerle anlattı. Liderin gösterdiyi adam kafasını anladım anlamında salladı ve sesiz adımlarla karşısındakı adamın arkasından hareket etmeye başladı. Sarı cübbeli adamla arlarında beş metre kala sarı cübbeli adam konuştu " benim sizinle bir işim yok çekin gidin buradan yoksa cezanızı alırsınız"dedi sakin bir şekilde. sarı cübbelinin her kese hitaben konuşması tedirginlik yaratmıştı qurupda. Liderleri ağaçların arasından çıkarak " heh sen kim oluyorsanda bize ceza vereceyi..."sözünü tamamlayamadan kafası yere düşmüştü. Qurupdakılar ani bir şok yaşamışlardı liderleri usta 6.seviyyedeydi qurupda en güçlüsü oydu amma daha fark bile etmeden kafası yere düşmüştü. Şoktan kurtultuktan sonra qrup karşısındakı adamın kendilerinden çok güçlü olduğunu anladılar ve arkalarına bile bakmayarak elfleri bile almadan geldikleri yönde kaçmaya başladılar. Sarı cübbeli adam qrupun gittiyini hiss etdikten sonra arkasını döndü ve elflerin üzerine gitmeye başladı. Elfler tedirgindiler çünki karşılarındakı baya güçlü birisi idi. Sarı cübbeli adam elini sert bir şekilde kelepçelere vurdu ve kırdı. Kelepçeleri kırdıktan sonra " sizin gibi qururlu bir ırk köke olmaya layik diyil "dedi ve arkasını dönüp krallığa doğru gitmeye başladı. Elfler bu adamın kim olduğunu bilmiyorlardı sadece sesini ve üzerindeki bir ay ve üç yıldız olan sarı cübbeyi biliyorlardı. Savaş başladıktan sonra sarı cübbeli adam ondan yardım istemişti kurtardığı elflerden biri avda ölmüştü diyeri ise elflerin generali olmuştu. Oysa istemeye istemeyede olsa ona yardım etmeyi kabul etmişti. Elfler gittikten sonra Gin kral Tarın yanına geldi ve " eski dostumu yalnız bırakamazdım"dedi. Kral Tar " teşekkür ederim"dedi. Gin yüzünü kızıllı adama çevirdi ve " yardım etmeyecektim amma siz adil savaşmıyorsunuz 60.000 askerin üzerine 100.000 asker getirdiniz en zayıfı bile buradakı" arkada kalan kaleyi göstererek " askerleden daha güçlü o yüzden bende katıldım savaşa"dedi. Kızıllı adam " öyle olsun" deyip arkasında kalan 80.000-lik orduya bakarak " SALDIRIN"dedi. Askerlerin kale ulaşmamasını sadece ikili önleye bilirdi. Gin kral Tara bakarak " eski günlerdeki gibi?"dedi. Kral Tar yüzünde gülümseme ile " eski günlerdeki gibi"dedi ve ikili aynı anda saldırıya geçti. Krallığın surlarında ise askerler krallarını ,krallıklarını ,ailelerini korumak için savaşmak istiyorlardı amma kral Tar hiç kimse krallığın surlarını geçmesin diye emir vermişti o yüzden hiç kimse surları geçmeye cesaret etmiyordu çünki krallarını gerçek yüzünü görmüşlerdi krallık için canını bile veren bir kralın sözün çıkmak askerde öyretilen ilk şeyi çiynemek demekti. 'Kralınız eyer halkı için doğru şeyler yaparsa onun uğrunda ölderse ölün eyer yanlış bir şeyler yaparsa kralın ve ailesinin kellesini almayan bizden diyildir' demişti kampın bilge bir insanı. Ordu sonunda iki kişiye ulaştı kral Tar elinde iki metre boyunda bir kılıç Gin ise elinde her biri bir buçuk metre olan ikiz kılıçlar tutuyordu. Öndeki askerler ellerindeki silahlarla karşılarındakı ikiliye saldırıyorlardı. İkili ise saldırıların hepsinden kaçınıyor ve her savuruşda bir kişinin canını alıyorlardı. On dakkadır savaşıyordu ikili 15.000-e yakın kişiyi katletmişlerdi amma artık yorulmaya başlamışlardı o yüzden geriye krallık kapısına doğru savaşa savaşa hareket ediyorlardı. Krallık kapısına otuz metre kala kral Tar bir kişi ile zor dövüşmeye başladı. Dövüştüyü adam kılıcı sağdan sola savurdu . Kral Tar kılıcını sağ tarafa çekti ve zorlukla savuşturdu gelen darbeyi ama aslında bu bir şaşırtmaca idi sağdan sola kılıcı savuran adam savuruşunu yaptıktan sonra sağa bir adım atdı ve arkasındakı başka bir kılıcını kral Tarın göğsüne doğru savurdu. Kılıç tam Tarın göğsüne saplanacağı sırada araya biri girdi ve kıloç onun göğsüne girer. Krallarının yorulduğunu ve Gin Sanın ağır yaralandığını gördükleri zaman kapıdakı barikatların bir kısmını yana kaydırarak kapını açıp dışarı çıkan altı asker krallarının yanına son hızla giderler. Kral Tar kılıcın kendisine diyilde dostu,kardeşi Gine saplanması onun öfkesini arttırmıştı. Sanki yeniden bedeni güçlenmişti karşısına gelen her kesin canını alıyordu amma Ginin yanından ayrılmıyordu. Gin son nefesini verirken " Tar kardeşim Sam'ı koru"demişti. Kral Tar Ginin kardeşini koruyacağına yemin etmişti. Askerler geldikleri zaman üçü gelen askerlerle savaşırken ikisi kral Tarı kolundan tutarak biri ise yerde yatan Gin Sanın bedenini omuzlayarak hızlı bir şekilde geri çekildiler. Son askerlerde içeri girdikten sonra kral Tar "okçular ateş"diye kükredi ve on bine yakın ok üzerlerine gelen eskiden 100.000-lik bir ordu olan şimdi ise sayıları 60.000-ne düşen ordu üzerlerine gelen ok yağmuru ile dahada zayıflamışlardı. Kızıllı adam burnundan solarak " geri çekiliyoruz"öfkeli bir şekilde dedi. Eyer geri çekilmeselerdi saldıra bilen bir tek asker bile kalmayacaktı. Karşılarındakı ordunun geri çekilmesi ile birlikte krallığın içindeki halk ve askerler sevinç çığlıkları atmaya başladılar. Bu büyük bir zaferdi bir asker kaybetmeden 45.000 asker öldürmek bu savaş tarihe isimsiz ormanın yanında başladığı için bu savaşa " İSİMSİZ KATLİAM"denmişti. Bu tek taraflı katliamdan sonra herkes eyleniyordu amma sadece iki kişi bir tane mezarın başında durup ağlıyorlardı. Bunlardan biri krallığın kralı Tan, diyeri isenGin Sanın kardeşi Sam Sandı. Kral Tan kendini toparlayıp " seni koruyacağıma kardeşine söz verdim o yüzden yarından itibaren sarayda benimle yaşayacaksın"dedi. on dokuz yaşında olan Sam ağlamalı bir şekilde" abimi koruduğun gibi beni koruyacaksan lazım diyil ben kendimi korurum"dedi. Kral Tan " izin ver o za..."lafını bitiremeden Sam " senden hüç bir ley istemiyorum!"dedi ve kabristanlıktan ayrıldı. ----------------------------------------------------------- Selam 2514 kelime imanım gevredi bu bölüm aslında 1100 de falan bitecekti amma bitiremedim bende ne zaman biterse o zaman dedim atarız. Yorumlarınızı bekliyorum
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD