Dalya dan
o gün hastaneden çıktığımda Telefonuma gelen sayısız aramaya baktım okuldan aramışlardı Geri döndüğümde Rıfat hocanın notlarını vermeyi unuttum aklıma geldi ve notlar acildi diğer aramalarda Yurttaki kızlardan da ben yurttan ayrılmadan bir yıl öncesinde iki buçuk yaşlarında Şirin diye bir kız çocuğu bırakmışlardı Ona annesizliği ve babasızlığı hissettirmemek için onu koruyup kolluyorduk sarıp sarmalıyorduk Şirin hastalanmış ve beni görmek istiyormuş panik yapmıştım ben de ne yaptığımı bilmeden otobüs terminaline gitmek istedim ama yanımda Hazar Hanoğlu vardı Bana ne olduğunu sordu Ben de ona Olanı biteni anlattım otobüsle uğraşmayalım dedi Onun arabasıyla �stanbul'a gitmek için yola koyulduk ilk önce arabada ölesiye bir sessizlik vardı �kimiz de ne konuşacağımızı bilmiyorduk ne söyleyeceğimizi bilmiyorduk sonra ne olduğunu sordum ben de olanları anlattım sonra büyük bir ağırlık çöktü ve uyumaya başladım uyandığımda İstanbul'un girişindeydik Bu şehre ne kadar çok özlediğimi anladım okulumu evimi önce direkt eve geçtik çatı katındaydı evimiz 1+1'de hayalle bize yetiyordu Biz küçük şeylerden büyük mutluluklar almayı öğrenmiştik zorla da olsa öğretmişlerdi bize o yüzden Bu ev çok şirin hem de birbirimize sarılmak için idealde Hazar girdiğinde önce biraz yadırgadı onun konağına göre burası epey küçüktü nereden baksan Onun odası kadar bile değildi ama seviyordum evimi onu oturmak için İşaret ettim ikimiz için birer kahve yaptım odama gidip Üzerimi değiştirip okula notları hazırladım kahveleri içip çıktık Acelem vardı Bir an evvel Şirin'in yanına gitmem gerekiyordu Rıfat hocaya notlarını verdiğimde ondan büyük bir özür diledim Bir daha almayacağını söyledim anlayışlı bir öğretmenimizdi biraz Titiz zamanla işte onun kadar titizdim ödevlerimde yazılarımda büyük bir titizlikle hazırlardım O yüzden Rıfat Hoca ile çok iyi anlaşıyorduk beni de seviyordu bir daha olmayacağını söyledi Ben de kabul ettim Oradan yetiştirme yurduna gittim kızlara Şirine sorduğumda yatakhanede olduğunu söylediler Şirin yatakhanede yatıyor kızlar etrafında pervaneydi şirinime sımsıkı sarıldım ve ne olduğunu sordum bizim Haylaz yine su oynamış gece kimseyi uyandırmak istemediği için de ıslak yatmış sabahında da ateşlenmiş neden böyle yapıyordu bilmiyorduk ama ne zaman hayali veya beni özlese bu yola başvuruyordu bünyesi çok zayıf olduğu için çok çabuk hastalanıyordu onu biraz Öpüp koklayayım sevdikten sonra Emel anneyle görüşmek için kamelyalara doğru yürümeye başladım kamelyaları yaklaştığımda Emel annenin biriyle konuştuğunu gördüm hayalden bahsediyordu annesinden bahsediyordu ne diyordu bu kadın annesi mi vardı hayalin Şok olmuştum Emel Anne bir anda dosyaların defterlerinin hepsini dolabında saklı olduğunu söyledi ve dosyasıydı ne defteriydi ona görünmeden hızlı adımlarla soğukkanlı bir şekilde Emel annenin odasına gittim anahtarın yerini biliyordum her zaman en göz önüne Ama kimsenin bulamayacağı yere koyardı anahtarı aldım dolabını açtım çantamın içini açtım orada bulunan hayalle ilgili tüm dosyaları çantama koydum ve bir defter onu da çantama koydum çantamı kapattım dolabı kilitledim Anahtarı aldığım yere koydum kızlara söylemiştim Emel anneyle görüşeceğimi O yüzden de odasında beklemeye başladım aradan 10 dakika sonra Emel annem geldi ona sarıldım öptüm öfkeliydim Ama bunu belli etmemem gerekiyordu şirinden konuştuk biraz biraz hayalden konuştuk bizim Mardin'de olduğumuzu duyunca bir anda Rengi attı bir şeyler vardı hissediyordum ama ne olduğunu hala çözememiştim bir an evvel eve gitmeliyim hazar'ın arabada beklediğini söyleyeyim oradan ayrıldı Arabaya bindiğimde derin nefesler alıyordum Bir elim ayağımın boşaldığını hissetmiştim elim ayağım titriyordu ne yapacağımı bilemiyordum derin nefesler aldım Hazar'a baktım eve gidelim dedim Ne olduğunu anlamadım bir anda telaşlandı ve sormaya başladı
"Dalya Neyin var Ne oldu içeride bir şey mi oldu "
dedi
"Eve gidelim anlatacağım "
dedim O da üstelemedi biliyordu ki şu an hiç iyi değildim ve konuşamıyordum eve gittiğimde Üzerimi değiştirdim rahat bir iş olman bir tişörtü giydim hazar'a da rahat olmasını söyledim çantamdan dosyaları çıkardım tek tek inceledim sürekli Yakup demirhan'ın adı geçiyordu dosyada Benim soyadım da demirhan'dı dosyaları okudukça ilgiçleşiyordu Babamın adı da vardı dosyada ve bizim olay olaylarda yazıyordu Ne yani hayalin soyadı da demin Han mıydı kardeş miydik biz ya da başka bir şey sonra elime Meryem yazan defteri aldım okumaya başladım baştan sona okuduğumda bir yandan ağlıyordum bir yandan içimi çektim Neler oluyordu her şeyi niye bu kadar karışıktı Hayal Niye bunları yaşamıştı öğrenmiştim Biz küçükken yurtta Emel anneden önce hayal büyük işkencelere maruz kalıyordu bir çocuğa göre ağır işkencelere yazın sıcakta sıcak suyla Kışın soğukta soğuk suyla banyo yaptırıyorlardı hasta oluyordu üstünü örtmüyorlar çorba vermiyorlardı sanki doğduğuna pişman etmeye çalışıyorlardı ama o zaten pişman da içini çeke çek ağlardı sarılması için birini arardı gizlice giderdim ona sımsıkı sarılırdım Bazen öyle uyuyup kalırdık ben şehit çocuğu olduğum için bana fazla dokunamazlardı ama hayal bana sarıldığı için daha çok dayak yerde ama bunu umursamazdı çok aç kaldığı olmuştu çok dayak yediği olmuştu saçlarının çekildiği bazen kesildi olmuştu Ona bunu neden yaptıklarını Hep merak etmiştim ama çocuk aklı ya hiç çözemedim okuduğum dosya ve bu defterden sonra anlamıştım ona annesi ve babasının günahını çektiriyorlardı dosyaları pek defterlere el çantasına koyup fermuarını çektim ve hazar'a verdim Ne olursa olsun bana ne olursa olsun bunları sakla ve Sakın açma Ben senden alana kadar dedim telaşlanmıştı ne olduğunu sormuştu hemen yurda geri dönelim dedim Ama önce sen bunları bir sakla dedim Arabaya bindiğimizde arabanın koltuğunu kaldırdı gizli bir bölmeye çantayı yerleştirdi
"buradan kimse bulamaz bunu merak etme" dedi iş adamı olduğu için bu tür dosyalarını arabanın burasında sakladığını anlamıştım sesi çıkarmadım öfkeyle yurda girdim Emel annenin odasına girdim kapıya vurdum Emel anneye Öfkemi kustum ne hakla nasıl hayale bunu yaparsınız diye öfke ile bağırdım Emel anne şaşırmıştı öğrendiğimi anladığında eli ayağı boşaldı koltuğa bir anda nasıl öğrendin diye sormaya kalmadan ona sordum O da her şey en baştan anlattı Selim haznedar'ın kız kardeşi olduğunu Meryem'in başına gelenleri duyduğunda abisine yalvar yakar hayalin kaldığı yurda geldiğini ve hayali koruma altına aldığını söyledi abisi kaddar bir adam olduğunu eğer o buraya gelmeseydi abisi daha kötü bakıcılar gönderecekti Hayal daha kötü olaylara maruz kalacaktı Meryem'in nerede olduğunu sordum bir akıl hastanesinde olduğunu söyledi abisinin Dün öldüğünü ve Meryem'i çıkarmak için tüm yetkilerini kendisine geçtiğini ve birkaç gün sonra Meryem'i çıkarabileceğini öğrendim hemen çıkar dedim prosedürler hemen çıkarmama izin vermiyor dedi ne prosedürü diye bağırmaya başladım Meryem yurt dışında tutuluyordu oradaki kurallar buradaki kurallar gibi olmadığı için Selim Bey'in ölümü belgelini tüm belgelerin hemen Emel anneye geçmesi gerekiyordu Bu da birkaç gün alıyordu ona Meryem'i Mardin'e getirmesini söyledim O da kabul etti hemen Mardin'e gitmem gerekiyordu
hemen hazırlandık ve yola koyulduk Mardin'e geldik hazara bir yemin ettirmiştim benim yanımda olacaktı ama kimseye hiçbir şey söylemeyecekti ona aileme soyadımı ve kim olduğumu anlattım şaşırmıştı hem de çok şaşırmıştım söylediğine göre demirhanlar büyük bir aşireti ve bunların nasıl mümkün olduğunu sordu Çünkü demirhanlar kayıp iki kızı da arıyorlardı arada kopuk bir şeyler vardı ve ben onu iki gün içinde bulmak zorundaydı hayali her şeyi anlatmadan önce en ince detayına kadar öğrenmeliydim kafamda her şey kurduğum sıralarda Mardin'e girmiştik Hazar nereye gitmeyi istediğimi sorduğunda önce mezarlığa gitmek istiyorum dedim Annem ve babamı görmem gerekiyordu Soğuk da olsa topraklarına sarılıp kokularını içime çekmem gerekiyordu çok güçlü bir kız değildim ben narindim hayalin kırılmasından korktu küçük bir kız çocuğuydum O yüzden artık kaldıramıyordu mezarlığa geldiğimizde şaşırmıştım demirhanlara ait özel aile kabristanına götürdü beni Hazar Annem ve babam oradaydı baş uçlarında Ay yıldızı Bayrak sallanıyordu Şehit yazıyordu babamın başucunda anneminkinde de öyle size söylemiş miydim Benim Annem Bir hemşireydi babam onu görev yerinde görüp aşık olmuş evlenmeyi de Zor ikna ettim hayal meyal hatırlarım birbirinin gözlerine baktıklarında Ne istediklerini anlarlar ve anlatırlardı acaba öbür tarafta da aynı yan yana mı birbirlerini çok seviyorlar mı beni özlüyorlar mı Ben onları çok özlüyorum Rabbime söylüyorum Ne olur bana şefaatçi olsunlar diyorum çünkü annemi de babamı da çok özledim oturup dakikalarca ağladım mezarlarını temizledim mezar taşına attım Ne sormuş anne ve babana söyledim ama soğuk bir taşı öpmek buz gibi toprağı kokladı ne kadar zormuş keşke yanımda olsalardı hiçbir şeyim olmasaydı bir ismin bir adım bir şanım olmasaydı ama onlar olsaydı gece onları öperek uyusaydın sabah uyandığımda Onlarla aynı kahvaltıda olsaydım gelir misiniz hem gittim hem öksüz olmak ne kadar zor Hele bir de yetimhanede yetişiyorsanız o zorluk size kat ve kat kat ve kat gelir Bizim için de öyleydi başıma gelenlerden hiçbir zaman hayali suçlamadım onun suçu yoktu O da benim gibi annesi ve babasızdı Belki annesi biraz bekleseydi Yakup demirhan'ı dinleseydi hiçbirimizin başına Bunlar gelmezdi Meryem Hanoğlu Hem suçlu hem masum insan acele ile karar vermemeli bu hayatta beklemeli ve sevdiğinden duymalı her şeyi son kez annem ve babamın mezar taşına baktım ve onlara Ben gidiyorum Murat Demirhan ve Leyla Demirhan dedim gözümdeki yaşları silerek hazar'ın yanına geldim Murat demirhan'ın başına gelenleri araştırabilir miyiz Bir de Yakup Demirhan diye sordum gözüme baktı bir şey anlamadığım belliydi sonra dedim sonra her şeyi en ince detayına kadar anlatacağım Bir yere geldik yaşlı bir adamın yanına adı Mehmet demirhan'dı demirhanların en yaşlısı ama aşiretle bağını koparmış neden niye onu kimse bilmiyor karşısına oturdu gözümün içine baktı Sen Murat'ın kızısın değil mi dedi gözümden yaşlar akmaya başladı durduramıyordum nereden bildiniz diye sordum ona çok benziyorsun dedi Hele ki gözlerin babanınkiler gibi soruyu da Cevabı da o gözlerden alabilirim Ne öğrenmek istiyorsun Bunca yıl sonra çıkıp gelmişsin kaldırabilecek misin doğruları neden Evet kaldırabilirim az buz bir şeyler öğrendim ama siz de bana yardım edin dedim yaşlı adam anlatmaya başladı Yakup Demir Han'ın başına gelenleri ve sonrasında olanları kardeşinin Azmi demirhan'ın kıskançlığından bu işlerin buraya geldiğini öğrenmiştim öfke içimde patlıyordu bir insan nasıl kanından birini sırf toprak ve para için öldürebilirdi bu insan olamazdı Hayal sürekli arıyordu her saat başı en az iki üç defa ama onunla konuşacak gücüm yoktu Ve öyle de yaptım o gelene kadar onunla konuşmamaya karar verdim sonra evde bir bakıcının olduğunu öğrendim bakıcının evini öğrendim oraya gittim gece yarısı gitmiştim bakıcı anca gece yarısı eve geliyordu Beni görünce şaşırdı kim olduğunu sordu Ben de sorusuna daha sonra cevap vereceğimi söyledim o evde Kime bakıyorsun diye sordum bana Azmi demirhan'ın artık bir akıl hastası olduğunu çocuktan bir farksız olmadığını söyledi bunun nasıl olduğunu sordu hazar'la ama kadın korkuyordu Hazar kadına kimseye bir şey söylemeyeceğiz burada olan burada kalacak dedi o da yıllardır Azmi demirhan'a baktığını ama Yakup demirhan'ın emirleri ile ilaçla onu bir çocuktan farksız hale getirdiğini söyledi Yakup Demirhan kardeşinden Öfkesini böyle almıştım Onu tüm aklıyla oynayarak ve zikrini alarak yıllarca karanlık bir odada bırakmış kardeşini ilaçla durdurmuş ta ki Azmi Demirhan artık kafayı yemeye başladığında bırakmış bir çocuktan farksız olduğunda da Gönül hemşireyi getirmiş Gönül Hanım Azmiye hiçbir şekilde insaflı davranmayacakmış Çünkü Azmi Demirhan Gönül Hanım'ın eşine ölümüne sebep olmuş Yakup Demirhan bunu bildiği için Gönül Hanım'a Azime bakıcı olarak getirmiş ve ilaçları vermiş biliyormuş ki Gönül Hanım tüm intikamını böyle alacak ve vicdan yapmayacakmış Ve öyle de olmuş ama Yakup Demir Hanım bilmediği bir şey varmış Gönül Hanım ilaçları hep dozunu fazla fazla vermiş veya Yakup Demirhan Tuvalete bile bir insan olmadan gidemez hale gelmiştir öğrendiğim şeylerden sonra Konağa geri döndüm kızlar konaktaydı ve hayalim beni aradığını söyledi Telefonu elime aldım ilk önce Mirza Bey'i aradım onu yarın hayali Konağa getirmesini söyledim Konaklı konuşacaklarım vardı ona sürprizlerim vardı aradan 10 dakika sonra da hayali aradım ve konakta olduğumu söyledim
" lütfen Konağa gel"
dedim Ben kaldıramadığım Bu Yükü hayalle nasıl yükleyecektim hala bunu taşıyabilecek kadar güçlü mü artık ben bile bunu bilmiyordum insan kardeşini hem üzer hem sevindirir miydi gerçekten kardeşmiş canmışız birbirimizi bu kadar sarıp sarmalamışız biz şimdi ne yapacağız Nasıl bir yola gireceğiz bilmiyorum Tek bildiğim şey bir hırs uğruna ailemi kaybettim bir nefret uğruna kardeşimi kaybetmeyeceğim onu sarıp sarmalayacağım ertesi gün duşumu aldı kahvaltımı yaptım ve hayalin gelmesini bekledim bir anda telefonum çaldı Emel Hanım diyordu
"Ne istiyorsun "
diye sordum bana Meryem'i getirmekte kararlı olup olmadığımı sordu kararlıydım
"Meryem Hanım Konağa gelmek zorundaydı hem de bugün yoksa her şeyi polise anlatacağımı"
söylediğimde Emel Hanım paniklemişti
" Bunu yapma Meryem'i bugün göndereceğim Konağa bakıcılarıyla"
dedi ve telefonu kapattı Bir anda Konağın kapısı açıldı hayalin telaşlı sesi geliyordu
" Dalya neredesin"
diye bağırıyordu onu böyle görmek Onu bu kadar telaşlandırmak içime oturmuştu ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu Her şey onun ve benim iyiliğimiz için de merdivenlerden çıktım
" buradayım" dedim sımsıkı sarıldım hayalin kokusu beni sakinleştiriyordu dinginleştiriyordu Öyle de oldu ona sarıldıkça onu öptükçe rahatladım Canım Kardeşim her şeyi anlatma vakti gelmişti ve anlatmıştım büyük bir rahatlama yaşamıştım