Maral’dan, “ÇEK O ELİNİ LAN!” Kulağıma ilişen sesle zaman durmuştu sanki. Silah sesi üzerine önümüze dikilmiş adamlar ve karşımda yüzü gözükmez haldeyken sade sesi ile kalbimi yerinden sökebilen bir adam. Ağam.. Yanılmamışım. Bedeni hayatta, dimdik karşımdaydı işte. Bunca zaman dönüp gelsin diye beklediğim, acısı ile yüreğimi dağlayan Behram Hanoğlu üç beş metre ilerimdeydi. Ya benim bir zamanlar sen ölme diye sarılıp ağladığım adama olan hislerim neredeydi, bulamıyordum. Koşup şimdi de sarılmam gerekmez miydi ona, ya da en azından sen neredeydin deyip hesap sormam gerekmez miydi? İçimin yanması bile beni terk etmişti sadece yanaklarımda bir üşüme hissettim. Uzun zamandır sadece alev alev yanan gözlerim bile serinlemişti. Karşımdaki adamla dört sene aynı yastığa baş koymuştuk ama

