İkinci dönem de bitmiş, iki zayıfı olsa da, ana ders olmadığı için sorunsuz geçmişti. Şimdi bir ay yurtta bir ay dini ders zamanıydı. Kültigin bir ay tatilinin böyle ziyan olmasını istemiyordu. Fakat sorun değildi, bir ay çekebilirdi böyle bir durumu . Herşey standart bir şekilde devam ediyordu. Zaten hayatta standart değil miydi?. Fakir ve yaşantısın da bir çok deneyimden uzak kalmış, duygusal acı çekmiş çocukluk yasayamamış. Mutluluk derseniz o zaten uzak bir ihtimaldi. Sistemin kölesi olmak zaten en basit yöntemdi. Kimse bunun dışına çıkmayı göze bile almıyordu. Zaten insanlar bir bela gördü mü “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” derler. Zorda kaldın mı yanında kimse olmaz.
Daha bir hafta olmamıştı okullar kapanalı. Yurtta dini dersler için kendi gibi hoca yetiştirmek için bir grup öğrenci eğitiyorlardı. Resmi eğitimlerini açıköğretim denen, dışarıdan eğitim ile yapıyorlardı. Burada hocalık eğitimleri alıp ülkenin diğer yurtlarına hoca olarak atanıyorlardı. Bildiğimiz kadarıyla devletten bir maaşları yoktu. Fakat yardımlar ve kuruluşları bu paraları sağlıyorlardı. Biz bilemeyiz onların İçişlerini o yüzden burada bırakıyorum.
Hafta sonu çarşı izninden döndükten sonra, iki saatlik dini dersten çıktıktan sonra,herkes kafasına göre takılıyordu. Kimileri, televizyon izliyor, birkaç kişi çorap topu oynuyor, kimisi ise muhabbet ediyordu. Kültigin sigara içmek için çatı katına bir pencereye geçti, yanında birkaç arkadaşı daha vardı. Sigaralarını içtikten sonra etüt odasına indiler ve sohbet etmeye başladılar. Fakat yirmi dakika sonra bir hareketlilik yaşandı. Bir arkadaşı Kültigin’i bu hoca olmak için ders grubunun başında ki hocanın onu çağırdığını söyledi. Kültigin normal bir şekilde hocanın yanına ikinci katta bulunan odalarına gidiyordu. Hoca bir anda dışarı çıktı, Kültigin’de merdiven son basamağına gelmişti. Hoca bir anda Kültigin'e bir tokat attı ve kolundan tutup oturdukları odaya iteleyerek attı. Kültigin şaşkın ve kızgındı bu hareket ikinci kez başına geliyordu. Ne olduğunu anlamamış, hoca diğer hocalara “ Bu adam üst katta sigara içmiş, ortalık leş gibi kokuyor” dedi. Hocalar Kültigin’e doğru mu diye bir bakış attı. Kültigin “ Tamam doğru fakat sen bana nasıl vurursun lan birşey demeden, sigara içtiğimi ve bunun yasak olduğunu biliyorum, ama hiç birşey söylemeden vuramazsın “ diye bağırdı. Kültigin'in bu tavırlarına sinirlenen hocalar onu dövmek için ayaklandılar. Kültigin ise eline geçen sandalye ile kendini savunmaya ve küfür etmeye başladı. Bu arbede on dakika kadar sürdü. Sonra herkes yavaş yavaş sakinleşti. Kültigin kendini bir anda odadan dışarı attı. Yatakhaneye giderek sinirden kendini zapt etmeye çalışıyordu. Müdür olan hoca Kültigin'i çağırmıştı. Müdürün odasına gitmiş, yaşananları anlatmıştı. Hocalar da oradaydı ona karşı hale sert tavırlar sergiliyorlardı. Müdür çıkabilirsin tarzında bir hareket yapmıştı. Kültigin'e gerekli cezayı vereceklerini bir sonraki gün karar vereceklerini söylemişlerdi. Odasına çıkarken başka bir hocaya rastlayan Kültigin'e “Seninle yarın görüşücez sandalye ile hocana vurmaya çalışmak neymiş sana göstericem” demişti.
Kültigin'de odaya çıktı. Yanına birkaç arkadaşı gelmiş. Yaşananları sordular onlara yaşananları anlattı. Bir arkadaşı onu ispiyonlayan kişinin kim olduğunu söyledi. Kavga etmek için ayaklanmıştı fakat arkadaşları onu engelledi. Herkes yatmak için hazırlanıyordu. Çoktan yatmış yarını beklerken aklına bir fikir geldi. Gece yarısı kalktı çantasını topladı. Bir sigara daha içti, sabah namazından uyumayacak erkenden yurttan kaçacaktı.