Artık yurt hayatına alışmış, arkadaşlarla ortam kurulmuştu. Dini dersler yurtta daha basit hale gelmiş hatta zevk veriyordu. Bazen arkadaşlarla çorap topu yaparak etüt odalarında maç yapıyorlardı. Çorap topu kağıtları bir araya getirerek, yuvarlak bir biçim verip, çorabın içine koyup dağılmamasını sağlayarak oyun oynuyorlardı. Hafta sonu olması yurtta dini derslerin yoğun olduğu zamanlardı. Sistem şu şekilde kurulmuştu. İki hafta da bir ev izni veriliyor, cumartesi günleri Çarşı izni veriliyor, Pazar günleri ise saat 5’e kadar dini ders sonra ki saatlerde normal okul derslerine çalışması için izin veriliyordu. Kültigin'in okulunda Deniz isimli bir kız vardı, güzel bir kızdı, cesur giyinir ve başına buyruk bir yaşam tarzı vardı. Uzun ince siyah saçları 1,60 boylarında zayıf seksi vücutlu bir kızdı. Erkekler genelde onu elde istiyordu. Tabi ki bu aşk ve sevgi tarzında bir birleşme değil genelde cinsel yönden bir eğilimdi. Haksız da sayılmazlardı, cinsel dürtüleri ortaya çıkaran bir tarza sahipti. Kültigin sigara içmek için bir yer aramaya başlamıştı. Yurtta sigara içmek yasak hatta atılmakla cezalandırılırdı. Bunun için bir kaç arkadaşı ile kömürlerin konulduğu depoya saklanarak girip hızlı bir şekilde sigaralarını içip hemen etüt odasına çıkmışlardı. Bu yaptıkları adrenalin seviyelerini yükseltiyordu.
Yurdun önünde bir çeşme vardı bu çeşmeden kaynak suyu akar, ilçenin yaşayanları buradan damacanalarla su alırlardı. Öğle zamanlarıydı yine bu çeşmenin etrafında insanlar su almaya gelmişlerdi. Deniz’de orada su almak için gelenlerdendi. Yurttaki erkekler böyle bir kızı orada görünce pencerelere koşup onu izlemeye başlamışlardı. Bu arada öğrenciler yemek, yemek için yemekhaneye inmeye başlamıştı. Kültigin’ de yemekhaneye inmiş , arkadaşlarına artistlik olsun diye yemekhanenin arka kapısından dışarıya çıkmış ve Deniz’in orada olduğunu bildiğinden onunla sohbet etmeye başlamıştı. Deniz’e “ yarın sınavımız var mı?- “Hayır yok neden sordun?- “ Yarın cuma günü sınav yoksa okula gelmeyeceğim tatil için hafta sonuna da erken kendi evime gideceğim”. Dedi. Bu sohbeti ettikten sonra yemekhaneye içeri girdi. Bu sırada konuşmayı duymamasına rağmen onları gören bir hoca Kültigin yemekhaneden dışarı hocanın yanına gitti. Hoca tek kelime etmeden Kültigin'e bir tokat patlattı. Kültigin ne olduğunu anlamamış. Fakat çok sinirlenmişti. Kültigin “Ben ne yaptım da bana vuruyorsun, ben bir hata yapmadım”. Diye bağırmaya başladı. Hırçınlaşmaya başladı. Hoca “ sen o kızla niye konuşuyorsun” dedi. Kültigin “ Kız benim sınıf arkadaşım yarın için sınav var mı, diye sordum” dedi. Kültigin 17 yaşında bir genç olabilirdi. Fakat haksızlığa gelemeyen bir karakteri vardı. Çok sert tavırlar sergiliyordu. Hoca bunun karşısında şaşkınlığa uğradı, hatta Kültigin bir ara hocaya saldırmaya kalkıştı. Arkadaşları tarafından engellenmişti. Başka bir hoca da araya girerek ortamı sakinleştirdi. İkisini bir araya getirerek ortamda sükuneti sağladı. Hatta Kültigin'e evine gitmesi için izin bile verdi. Kültigin dolabından çantasına birkaç parça eşya alarak dolmuş durağına gitmek için yola çıktı. Bu yaşadıkları sinirlerini bozmuştu. Kültigin bu olayın ardından şöyle bir karar alacaktı. Artık kızlardan kendini uzak tutacaktı. Tabi bu yapıcağı hareket ne kadar geçerliydi ya da ne kadar başarılı olacaktı?.