Onca vakittir insana ait bir ses duymanın mutluluğunu yaşıyordu Hüseyin. Fasulye sırıklarının ortasından bir ıslık daha yankılandı. Atından indi Hüseyin. Atın yularından çekerek ahlat ağaçlarının ardında ki iğde ağaçlarının yanına doğru yürüdü. Gözüne kestirdiği dala öylesine atın yularını bağlayıp, birer mesafe arayla boy vermiş kuşburnu ağaçlarının arasından geçti. Cennet gibi bir bahçeydi burası. Üç kıyısı bostanlık sonuna kadar kuşburnu ağaçlarından çit yapılmış eşsizteydi. Bahçenin aşağısı harmanı kalkmış tarla olsa da tarlanın öz kenarı söğüt ağaçları ile çevriliydi. Alt tarafını işe kara erik ağaçları cevreliyordu. Yamaca bakan kısımda dört beş armut ağacı vardı. Üst taraftan hayvan girmesin diye de dikenli alıç ağaçlarının dalları ile çit çevrilmişti. Kimindi ola bu Cennet parçası,

