18. Bölüm

985 Words

Hayvanları bir başına bıraksa olmaz, önüne katsa yavaş usul ilerlemeye sabrı yok, ne edeceğini bir zaman bilemedi Hüseyin. Sabır denen şey ne dayanılmaz ne katlanılmaz bir şeymiş meğer! İradeli zannederdi kendini, yanıldığını anlaması güç olmadı. Elindeki meşe ağacının düzgün dalından yapılma değneğini havaya kaldırıp bir tur döndürdü. "Oha! Hooo!," diye bağırarak hayvanların dikkatlerini kendine çekti. En yakındaki inekten en uzaktaki düveye kadar topladı Hayvanları bir araya. Yüreği gümbürdüyor, ara ara nefesi kesilecek gibi oluyordu. Elini yüreğinin üzerine koydu Hüseyin. Bastırdı. Ramazan davulu gibi kös kös vuruyordu. Doğru olabilir miydi? Halil dönmüş olabilir miydi? Hissettiği heyecandan patlayıp binbir parçaya ayrılacağını zannetti. Fazlaydı bu heyecan, Fazlaydı bu sevinç. Nihaye

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD