Adam aniden üzerimden kalktı. Ne yapmaya çalıştığını anlamış değildim. Camdan atlaması ile hafifçe doğruldum. Tam o esnada kapı açıldı, içeriye Mert girdi.
"Mert..." diyebildim sadece. Sonrası koca bir karanlıktı. Gözlerimi açtığımda başımda Yeşim, Arda, Cem, Burak vardı; diğer tarafımda ise Mert vardı.
Cem'in sinirlendiğini gözlerinden anlıyordum: "Gerçekten ala ala bu evi mi aldın?"
"Sen sormadan ben söyleyeyim." Burak araya girmişti. "Buradan geçiyordum zaten, taşınacağını biliyordum. Daha sonra odanda bir hareketlilik gördüm. Tam yukarı yanına gelecekken Mert çıktı."
Mert sinirle Burak'a döndü: "Anında müdahale etmek yerine izlemeyi mi tercih ettin?"
"Sen neden sürekli Derin'in dibindesin!?"
Burak'la Mert çoktan tartışmaya başlamışlardı. Mert öfke ile ayağa kalktı, aynı şekilde Burak da.
"Sana hesap falan vermek zorunda mıyım? Sen kendini ne sanıyorsun, daha dünkü bebeksin lan sen!"
"Siktiğimin ağzını kapat! Bence tahmin etmeliydim, en başından beri Derin'le bir ilişkiniz vardı!"
Herkes tartışmalarını dinliyordu.
"Evet, Derin'den hoşlanmam kötü mü? Ya da kötü biri olmam Derin'den hoşlanamayacağım anlamına mı geliyor?"
"Siktir be! Ne hoşlantısı, gölge gibi kızın peşindesin!"
"En azından senin gibi boş arkasında değilim, mantıklı düşün biraz. Ben orada olmasaydım kız ölebilirdi."
"Derin kendisini savunabilen bir kız."
"İlaç vermiş kıza, ben odaya girdiğimde Derin kıpırdayamıyordu bile."
"Siktir git ya!"
Mert bu laftan sonra Burak'ın burnuna doğru sert bir yumruk savurdu: "Ya o sikik çeneni kapat ya da ben kırarak sınırlı süreli bir kapatım sağlayacağım!" Arda ayaklandı.
"İkiniz de kesin tartışmayı!" Burak hamle yapamadan araya Arda girdi. Mert yeniden yanıma otururken Cem odaya bakıyordu.
"Burası Sanem'in kaldığı oda." Gözleri dolmuştu. Mert sinirle konuştu:
"Artık konunun ciddiyetine dönün, kim Derin'den ne istiyor?"
Yeşim dişlerinin arasından konuştu: "Artık kimin ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum."
"Bu kişiyi bulmamız lazım." diyerek söylendi Arda. Cem dolu gözlerini bana çevirdi: "Adamın sesi tanıdık mıydı? Bu aralar aramızda çok köstebek çıkıyor."
"Hayır, tanıdık değildi."
Mert sinirle soludu: "Her kimse iki saniye gecikseydim Derin'i öldürecekti. Hareketi tehdit değil, öldürmeye yönelikti."
"Nedense her şey Derin'in başına geliyor." Herkesin bakışı Burak'a döndü. Mert dişlerini sıkarak konuştu:
"Ne demek istiyorsun?"
"Yani diyorum ki sürekli Derin'in başına tehlikeli işler geliyor, bu biraz tesadüfün ötesinde bir durum gibi."
Mert sinirle başını yana çevirdi: "Dostum senin algı problemin mi var? Yeni katılanlar her zaman zayıf halka olarak görünür ve yöneticilere değil de zayıf halkalara saldırı yapılarak örgüt yavaş yavaş çökertilir."
"Ben neden hiç saldırıya uğramadım ya da Ece? Derin'in ne farkı var?"
"Bu konuda Burak haklı, neden sürekli Derin hedef hâlinde?"
Başımı sinirle pencereye çevirdim: "Yaptığımız tek şey vakit kaybetmek. Adamı bulmak yerine burada oturmuş kendimizi sorguluyoruz. Neden biraz akıllıca davranıp adamı sorgulamıyoruz?"
"Derin haklı." dedi Yeşim. "Mert, bu konuda yardımcı olacak mısın?"
"Ortak bir sorunumuz var zaten. Benim mekanıma yapılan saldırı, sizin mekanın patlamasının ardında bu kişi olabilir. Bu yüzden büyük bir araştırma yapılması gerekecek."
Herkes şüphe ile bakıyordu Mert'e.
"Beni sevmediğinizi çok iyi biliyorum ama unutmayın, ben düşmanlığımı bile mertçe bir şekilde yaparım. Yani sırttan vurmak, arkadan iş döndürmek pek bana göre bir şey değil."
"Siz merkeze geçin, merkezi kurun. Ben Derin'le ilgileneceğim. Geldiğim zaman da bu durumu tam konuşuruz, gerekirse bazı aletleri birleştiririz."
Burak Mert'e öfke ile baktı: "Sen neden kalıyorsun?"
"Senden daha iyi koruyabileceğim için."
"Kesin tartışmayı! Mert burada kalsın, biz de merkezin yerleşimini ayarlayalım ama hızlı olmamız lazım."
Onlar çıkar çıkmaz Mert bana hızlıca sarıldı: "Kalbim yerinden çıkacaktı."
"Benim için endişelenme lütfen."
"Adam sana ne dedi?"
"Sesini tam çıkaramadım ama ona mecbur olduğumu ve kimliğimi senin öğrendiğini biliyor."
"Nasıl?"
"Kukla gibi kelimeler kullandı."
"Orospu çocuğu! Ben göstereceğim ona kuklanın ne olduğunu."
"Çok korktum, ne olduğunu anlayamadım bile. İntikamımı alamadan öleceğim diye aklım çıktı."
"Neden bu kadar aptalsın? İntikamdan önce kendi canını düşünmelisin."
"Kendi canım umurumda falan değil, ben zaten ölü biriyim. Sadece intikam için bir şansım var, bu saatten sonra kaybedebileceğim çok büyük bir şey yok."
"Saçmalık! Önceliğin her zaman kendin olmalısın."
Yüzüme yaklaştı, dudakları dudaklarımı buldu. Öpmedi ama dudaklarını dudaklarımdan çekmedi. Masum bir öpücük bırakıp alnını alnıma yasladı.
"Seni öptüğümde sanki gerçekten nefes alabiliyormuşum gibi hissediyorum."
Uzaklaştırmadım, tepki vermedim. "Nasıl bir kızsın bilmiyorum ama bu kadar büyük, çirkin hayatımda renk olan bir kadınsın. Sen kendi intikamın için mücadele verirken, kendinden vazgeçmişken ben daha çok kendimi düşünüp 'Daha ne kadar büyüyebilirim?' diye düşünüyorum. Bu kadar zıtken nasıl beni kendine bu kadar çekebiliyorsun?"
Son kez öpüp geri çekildi.
"Dikkatli olman gerek. Artık düşmanın açık oynuyor, arkadan oynamıyor."
"Ne yapacağımı bilmiyorum. Tek bildiğim şey sadece kendi yerimde saydığım. Emre'yi bulamadığım yetmezmiş gibi bir de üçüncü, dördüncü kişilerle uğraşıyorum."
"Farkındayım, özellikle bu Burak olacak angut çok gözüme batıyor."
"Merkezde de böyle ama iyi niyetli biri gibi. O yüzden çok takılma ona, boş ver."
"Elimde kalacak böyle devam ederse."
Sözlerine devam etmedi: "Uyu biraz, hatta dinlen. Akşam sizin merkeze uğrayalım."
Ellerimi tuttu. Yavaşça gözlerimi kapattım.
Karanlık bir odadaydım. Emre karşımda duruyordu. Hareket edemiyordum ama karşımda pişkince durabiliyordu. "Bana bunu neden yaptın!" Artık hareket edebiliyordum, hızlıca yanına koştum. Sadece gülüyordu.
"Beni kandırdın, hayatımla oynadın ve sonra öldürdün! Ben daha karnımda bir parça taşırken sen beni öldürdün!"
Hâlâ gülüyordu. Onun güldüğünü gördükçe sinir oluyordum.
"Senden nefret ediyorum!"
Ellerimle omuzlarına vuruyordum: "Benden nefret ettiğin için! Beni kandırdığın için! Benimle oynadığın için senden nefret ediyorum!"
Bir zamanlar gülüşünün huzur verdiği adam bugün sadece acı çekmemi sağlıyordu: "Kes artık gülmeyi! Ben sana güvendim, sana her şeyimi verdim ama sen beni ilk fırsatta harcadın!"
Tepki vermiyordu: "Neden yaptın bunu bana!? Ne istedin benden, ben seni sevmekten başka ne yaptım sana!" Aniden beni yere savurması ile olduğum yere çakıldım. Belinden çıkardığı silahı bana çevirip ateş etti.
Korkarak uyandım. Uyandığımda Mert elimi sıkıca tutmuş, başucumda uyuyakalmıştı. Nefes almaya çalışıyordum. Mert yavaşça, uykulu bir hâlde gözlerini açtı.
"İyi misin?"
Başımı olumlu anlamda salladım: "Sadece kabus gördüm."
"Ben yanındayım güzelim, birinin daha sana zarar vermesine izin vermem. Güzelce uyu."
Yeniden gözlerimi kapadım, bu sefer biraz daha huzurla uyudum.
Gözlerimi açtığımda Mert yanımda uyuyordu. Yüzü çok fazla yakındı. Gözlerim Mert'in dudaklarına kaydı. Güneş yüzünü ortaya çıkarıyordu. Yüzü o kadar yakındı ki nefesi nefesime değiyor gibiydi. Gözlerim kapalı olan gözlerinde gezinip durdu.
"Bence bu kadar süzmen yeterli." dedi yarım ağızla sırıtarak. Hemen kendimi geri çekip pozisyonumu düzelttim.
"Ne süzmesi, süzmedim ben seni falan."
"Aynen güzelim, aynen. Hadi kalk bakalım, Arda'dan mesaj geldi, bizi merkezde bekliyorlar."
Motora binip yola çıktık. Merkeze vardığımızda herkes harıl harıl çalışıyordu. Kendi bilgisayarımın başına geçtim. Herkes bir kafadaydı. Yeşim'e döndüm:
"O sokağın kameraları var mı sende?"
"Maalesef kameraları etkisiz bırakmış. Diğer sokakları geçmeyene kadar da maskeyi yüzünden çıkarmamış."
"Bana görüntüleri atar mısın?"
Görüntüler birkaç dakika içinde bilgisayarıma geldi. Açtım, dikkatim soğukkanlılığına takıldı. Ardından ellerine... Elinin üstünde çok fazla jilet yarası duruyordu. Bir açıdan sonra kollarını sıvadı, anında durdurdum. Kolunda bir yılan dövmesi vardı. Zihnimi zorlamaya çalıştım. Aklımın bir köşesine geliyordu ama yüzünü göremiyordum. Mert yanıma yaklaştı:
"Bir şey bulabildin mi?"
"Sadece bir dövme ve jiletlenmiş el."
"Bu işimize yarar mı?"
"Bilmiyorum ama yarayacak gibi değil."
Arda saçlarını karıştırıyordu: "Aklımı kaybedeceğim abi! Nasıl parmak izi olmaz, bu adam bacadan mı düştü bu eve?"
Cem buruk bir şekilde güldü: "Lanetli bir ev orası."
O an kalbim kırk yerden bıçaklanmış gibi hissettim. Ece ve Burak ikisi de aynı anda içeri girdi. "Bir şey buldum." dedi. Hepimizin dikkati direkt olarak Burak'a kaydı. Dev ekranı açtı.
"Ama bu göreceklerinize hazır mısınız emin değilim."
Mert sinirle gerildi: "Yine ne yapıyor bu puşt?" Sesini sadece ben duymuştum. Hepimiz ayağa kalkıp ekranın başına geçtik. Asıl darbeyi ekrana yüklenen yazılardan aldım. Eski kimliğim ve yeni kimliğim ekranda duruyordu. Cem ekrandan bakışlarını ayırmadı: "Bu da ne?" dedi.
Ece elindeki belgeleri Cem'e uzattı: "Sanem'i bulduk." Bakışları beni buldu. Mert ve ben hemen birbirimize baktık. Burak ekrana döndü:
"Bunca zamandır Sanem aslında başımızın ucundaymış. Birkaç gün önce Mert bize baskın yaptığında Cem ve Derin'in kanlarını aldım DNA testi için."
"Ne?" dedi Cem.
"Merak etmiştim Derin neden bu kadar sizi düşünüyor diye. Arda ameliyata girdiğinde Derin resmen harap olmuştu, bodrumda kendini Arda'ya siper etmişti. Sonra Sanem'e olan ilgisi de beni şaşırttı ve son olarak gittiği ev..."
"Ne saçmalıyorsun?" dedi Mert öne adım atarak. Ece Mert'i geriye sert bir şekilde itti: "Uzak dur!" Elindeki başka bir kağıdı Cem'e uzattı: "Bunlar da DNA sonuçları. Sen ve Derin kardeşsiniz, ya da Sanem mi demeliydim?"
Cem büyük bir dikkatle kağıtları inceliyordu. Artık yolun sonuna gelmiştim. Yeşim geri geri gidip masadan destek almaya çalıştı. Arda bana yaklaştı: "Bunlar doğru mu?"
Yutkundum, ne yapacağımı bilmiyimdum. Mert Arda ile aramıza girdi: "Bu kadar dedektif olmaya meraklılarsa burada işleri ne?"
Arda Mert'e baktı: "Burada en çok ben ve Cem Sanem'i bulmak istiyoruz çünkü yıllardır kızın ölümünü biliyoruz."
Mert sinirle Burak'a döndü: "Ne malum sahte belgeler çıkarıp sahte DNA raporları hazırlamadığın?"
"Bunu da diyeceğini biliyordum." dedi sinsi bir şekilde gülerek.
Ece'ye döndü, başı ile yönlendirdi. Ekranda tüm bilgilerim geçiyordu.
Bir kadın resmi çıktı, oldukça eski halime benziyordu: "Size yutturdukları Sanem ama aslında bu Sanem değil, sadece Sanem'e benzeyen bir ceset."
Ekran yeniden oynadı: "Bu gördükleriniz de Sanem'in yüz estetiği ve fiziksel olarak değişiklik aldığı gizli hastane raporları."
Cem elindeki belgeleri masasına koydu, bana yaklaştı: "Neden?"
Arda geri çekildi: "Beş yıldır senin acından ölüyordum, biliyor musun ne kadar acı çektiğimi? Yıllarca aradığım kardeşimi bir günde kaybetmiştim, bilmediğim bir cesedin başında 'kardeşim' diye ağladım ben! Yıllarca kendimi senin öldüğüne inandırmaya çalıştım, sırf senin için gecem gündüzüm yok oldu."
Gözlerim doldu: "Ya ben? Ben mutlu muyum sandın, halimden çok mu memnundum? Benim hayatım, her gün aynaya baktığımda gördüğüm yüzüm ve en önemlisi..."
Duraksadım ve yutkundum: "...ve en önemlisi karnımda benim kanımdan olan bir bebeği kaybettim. O gün bebeğim olduğunu biliyordum ama onu söylemeye bile cesaretim olmamıştı. O kadar vazgeçmiştim ki kendimden, Emre olacak o adi bana acıyıp vicdan yapmasın diye onu bile sakladım ve bu gururum onu hayattan kopardı. Belki ben bugün rahatça nefes alabiliyorum ama o bebeğin, kendi bebeğimin katili ben oldum. Bugün buraya çıkıp gelmemin tek bir nedeni var, o da bana bunu yaşatanı bulup mahvetmek. Belki yine öleceğim, ikinci bir şansım olmayacak ama buna değsin istiyorum."
Cem aniden bana sarıldı. Ben de sarıldım, ağladık, ağladı: "Özür dilerim yanında olamadım. O gün seni koruyamadım, seni o caninin elinden alamadım. Üstüne senin ölümüne kendimi alıştırmaya çalıştım, özür dilerim."
"Bu senin hatan değil..."
Mert başını eğdi: "Bu durum Sanem için tehlikeli, kimliğinin deşifre olması..."
Arda kaşlarını çattı: "Neden ve nasıl?"
Mert sinirle Burak'a döndü: "Ben de öğrenmiştim Derin'in Sanem olduğunu ama ifşa etmek istemedim. Çünkü biliyorum ki bu yüzü ona veren, onu intikama sürükleyen kimse Derin'in ne yaptığından haberi olacak ve Derin onun kontrolünden çıktığı anda onu öldürüp kurtulmak isteyecek."
Arda dişlerini sıktı: "Bu artık öyle kolay olmayacak. Artık biz Sanem'in arkasındayız ve bunu yapmasına izin vermeyeceğim."
"Adam yasa dışı yüz nakli yaptırıp Sanem'e benzeyen birini öldürüp ortada hiçbir iz bırakmadan her şeyi ayarlayabilen biri. Sen onunla tek başına mücadele edemezsin, bu yüzden Sanem'in mutlaka kimliğinin gizli kalması gerek."
Cem'le ayrıldık. "Bir daha gitme, bir daha abini yalnız başına bırakma. Yoksa abin olarak seni asla affetmem."
Arda yanıma geldi: "Seninle ilk tanıştığım gün ve yaşadıklarım bir rüya gibiydi. Cem'in ne kadar kardeşi isen benim de o kadar kardeşimsin. Yıllar önce yapamadığımı düzeltme şansım var, bu yüzden beş yıl öncesini sana telafi edeceğim. İstediğin kadar yüzünü değiştirmiş ol, önemli olan Sanem olman, önemli olan kendi kalbini taşıyor olman. Sen her zaman bizim küçük Sanem'imiz olarak kalacaksın."
Yeşim gözleri dolu bir şekilde bana sarıldı: "Sıla'yı kaybettiğin gün o korkun ve hırsın içimden 'Bu kız asla kaybetmez.' demiştim. Öyle de oldu. Allah seni bize bağışladı. Geçmişinden pişmanlık duyman seni adım adım geri çeker, pişmanlık duyma. Öfken her zaman hırsını diri tutacaktır. Unutma, ben her zaman ablan olarak buradayım."
Gülümsedim, gözlerimdeki yaş bir bir yanaklarımdan süzülüyordu: "İstediğim kadar Derin olayım, içimde her zaman Sanem'i büyüttüm. Özür dilerim sizlere bu kadar acı çektirdiğim için. Her gün yanımda üzüntünüze şahit oldum ama şartlar beni her zaman bağladı, size tek bir kelime dahi edemedim."
Burak yeniden araya girdi:
"Peki ya Mert, sen? Neden Sanem'in bu kadar yakınındasın?"
Herkesin bakışları yeniden Burak'ı buldu: "Yoksa bu sefer ikinci şansı olan Sanem'in ikinci şansını yok etmek için mi?"
Bu sefer kaşlarımı ben çattım.
"Sanem'in babası sadece Emre'nin ailesini yok etmedi, senin aileni de yok etti, öyle değil mi? Buna bir kaza süsü de vermedi, senin gözlerinin önünde aileni öldürdü, öyle değil mi? Anneni gözünün önünde boğdu, babanı gözünün önünde kurşuna dizdi, öyle değil mi? Ve sen şimdi acısını Sanem'den mi çıkarmak istiyorsun?"
Gözlerim anında Mert'i buldu. Bana bir geçmişi olduğunu ve babam olacak o adamla bağlantısı olduğunu söylemişti ama bundan bahsetmemişti.