7

2007 Words
Bakışlarım Mert’i buldu. Ya benden böyle bir şeyi nasıl gizleyebilmişti? Mert sinirle Burak’a çevirdi kendini. "Senden daha önce Derin’in Sanem olduğunu öğrendim. Ona zarar verebilecek fazlasıyla zamanım vardı ama ben onun kılına dahi zarar vermedim." "Emre piçi de öyle yapmıştı," dedim bir çırpıda. "O önce beni kendine bağlamış, daha sonra beni sırtımdan vurmuştu." "Bak güzelim, ben Emre değilim ve baban olacak o piç dölü yüzünden seni cezalandıracak biri de değilim. Sırf bir adam sana böyle yaptı diye benden şüphe duyamazsın." "Ne, duyamaz mıyım? Sen bu işi oyuncak mı sanıyorsun? Ben o pisliğin bedenine kendi bedenimi teslim etmiştim, ona kendimi adamıştım. Öyle ki evlilik hayali bile kuruyordum ama elimde ne kaldı? Hiçbir şey! Ve şimdi senin de o pislik gibi benim geçmişimle bir bağlantın oluyor. Ne düşünmeliyim sence?" Cem sinirle araya girdi: "Daha fazla kardeşime yaklaşma, uzak dur!" "Gerçekten aptalsınız, özellikle de bu piç!" dedi Burak’ı göstererek. Burak bir adım öne attı. "Neden aptal oluyormuşum, söylesene?" "Kimliği ifşa ederek iyi bir şey yaptığını düşünüyorsun, öyle değil mi? Bu ifşa bu ofisten dışarı çıkarsa Derin yeniden Sanem olarak hedef hâline gelir. Ben boşuna mı sustum sence? Bir akıllı sen miydin?" "Ne demek istiyorsun?" dedi Arda. "Demek istediğim açık. Derin olarak hayatta kalabilir ama Sanem olarak kalamaz. Çünkü masada eski öldürdüğünüz Yusuf ile bağlantıları olan kişiler var. Ayrıca eğer Sanem ifşa olursa sizin üst düzey yöneticileriniz de birbirlerini yemeye başlayacaklar." "Neden? Bir kız bu kadar önemli mi?" Burak’ın sorusu ile herkes Burak’a döndü. Cem öfke ile Burak’a yöneldi. "Senin önemli dediğin kız benim canımdan bir parça. Sence önemsiz biri mi?" "O açıdan demedim. Bizim açımızdan önemli olabilir ama masa için neden bu kadar önemli olsun ki?" Mert’in çenesi kasılmaya başladı. "Ölü bir insanın başka bir bedende geri dönmesi... Sence masa bunu normal karşılayabilir mi? Masa her zaman dürüstlük ister. Eğer dürüstlük görmezlerse o zaman vay halinize! Ayrıca dünkü bebek olduğun tavırlarından belli, kurallardan haberin bile yok. Caner Demir, Demir Holding'in para aklayıcısı; Yusuf ile bağlantıları güçlüydü. Sanem yüzünden olanları duyduğu gün çılgına döndü. Arda ile Cem’e de bu yüzden ters geliyor. Emirhan ile anlaşma yapabiliyorsunuz ama Caner sizinle tek bir anlaşma yapmaz; çünkü siz en büyük ortaklarını elinden aldınız. Bu yüzden Sanem’e de büyük bir kin besliyor. Eğer Derin’in Sanem olduğunu öğrenirse Derin sadece başındaki diğer belalarla değil, masadaki bir örgütle de başa çıkmaya çalışacak." Arda araya girdi: "En azından bize söylemeniz gerekirdi, hiç değilse biz bilmeliydik." "Hepsi Derin’in güvenliği için." "Ne yapacağız?" dedim boşluğa bakarak. "Ben yanındayım güzelim," dedi Cem omzumu sıvazlayarak. "Ben de yanındayım, artık tek başına değilsin," dedi Arda. Ardından Mert yeniden söze girdi: "Ben elimden geldiğince senin arkanda olacağım, gerekirse yeraltındaki gücümü kullanacağım. Sana kimsenin zarar vermesini istemiyorum." Cem, Mert’e bir bakış attı. "Kız kardeşimden uzak dur, sana güvenemem." "Ben senin kardeşine zarar verecek bir şey yapmam. Hem sen de o adinin çocuğusun, sana da zarar verebilirdim ama vermedim." Arda hafifçe yürümeye başladı. "Emre’ye de böyle güvenmiştik, sonunda en büyük darbeyi ondan almıştık. Şimdi yeniden birine güvenemeyiz." "Saçmalık!" diyerek masadaki tüm kâğıtları yere serdi. "Ben Emre’ye benzemiyorum diyorum, anlamıyor musunuz?! Asla piç bir insanın yaptığı hataların bedelini bir masuma ödetmem!" Bana yaklaştı, yüzümü ellerinin arasına aldı ve gözlerime baktı. O an içimde birçok şey kopmuş gibi hissettim. "Bana güvenmiyor musun? Sana zarar veremem. Sana dokunmaya bile kıyamazken nasıl sana zarar verebileceğimi düşünebilirsin? Lütfen... Hakkımda böyle düşünme. Seni gerçekten seviyorum. Eğer hakkımda böyle düşünürsen ne yaparım ben?" "Benden neden gizledin?" Başını eğdi. "Korktum. Baban yüzünden bir insanın daha tüm hayatı elinden alınmış olmasından kendini suçlayacağından korktum." "Benden gizledin." Yüzüme daha fazla yaklaştı. Burak’ın dişini sıkma sesi kulaklarımı doldurmuştu bile. "Gizledim, haklısın. Ama asla senden art niyet beslediğim için değil. Kendine bir şey yapmandan korktum. Yeni bir hayata başlamışken vicdan yapmandan korktum. Bana acımandan korktum ve şimdi olduğu gibi Emre pisliği yüzünden benden uzaklaşmak isteyeceğinden korktum." "Sana yakın değildim bile..." dedim. Canımı yakmıştı bu sözler ama sonrasında üzülmek yerine şimdi üzülmek istiyordum. "Ne?" diyebildi sadece. "Umarım seni sevdiğimi falan düşünmedin?" Gözlerinin dolduğunu gördüm. İlk defa karşımda, yıllar sonra benim için ağlayacak bir kıvama gelmişti. "Sen... Ama ben seni çok sevdim, hâlâ seviyorum. Neden sevmiyorsun?" "Ben sana asla umut vermedim." "Vermedin mi? Beni öptün, yatağına aldın." Arda ve Cem anında kaşlarını çattı. Ben de Mert’e sert bir tokat attım. "Yatağımda bir şeyler yaşamış gibi ne hakla konuşursun!" Mert geri adım attı. "Özür dilerim, ben öyle demek istemedim. Sadece bunlar benim için bir umuttu." "Boşuna umut etmiş oldun o zaman." "Peki," dedi, biraz duraksadı. "Ama şunu unutma Derin: Sen beni ne kadar sevmiyorsan ben bir o kadar seviyorum seni. Bu yüzden adım attığın her yolun güvenliğini ben ele alacağım." Yeşim araya girdi: "Ben Mert’e nedense güveniyorum. Elinde Derin’i, yani Sanem’imizi öldürmek için birçok fırsat vardı. O gün yangında bile kendi canını düşünmeden Sanem’i çıkardı. İstese onu orada bırakabilirdi, hem olayın onunla da bir bağlantısı olmamış olurdu." "Belki garip gelecek ama ben de güveniyorum. Yeşim haklı, elinde çok fazla fırsat varken o yaşamasını sağladı." Gözlerim Mert’in gözlerini bulduğunda sanki içinde bir yerde savaş veriyordu, bunu gözlerinden anlayabiliyordum. Kim bilir ne kadar kırmıştım onu ama yine aynı şeyleri yaşamak istemiyordum. Mert bakışlarını kaçırıp: "Her şeyi boş verin. Şu anda sadece Derin’in gerçek kimliğini saklayın ve belgeleri yok edin; çünkü birinin kulağına gitmesi bile yeterli." Ardından bir şey demeden ofisten çıktı. Mert’in çıkışı beni büyük bir boşluğa itmişti sanki. Nefes alıp geri bıraktım. "Ben eve geçsem iyi olur." Cem bana kısa bir bakış attı. "Ben de geleyim." "Yok abi, sen buradaki işleri düzene sok. Hem artık kendimi koruyabiliyorum." "Burak, sen bırak Derin’i." Herkes Sanem demeyi bırakmıştı, ciddiye almışlardı bizi. "Tamamdır." Burak’ın arabasına doğru yöneldik. Arabaya bindiğimizde Burak sorular sormaya başladı: "Emre’yi o kadar, kör olacak kadar mı sevdin gerçekten?" "Güzel ilgilenmişti. O bir avcıydı, ben ise bir av... Beni iyi bir ilgi ile besleyip beklemediğim bir anda beni paramparça etti." "Adına gerçekten üzüldüm." Gözlerim dolmuştu. "Çok canımı yaktı onunla yaşadığım her şey... Benim için bir rüya gibiydi; rüya olabilecek kadar güzel. Benim için silahın önüne atlamıştı, benim için birçok şey yapmıştı." "Peki ya Emre’yi bulduğunda ne yapacaksın?" "Hesap soracağım: Neden bana bunu yaşattın? Gerçekten beni hiç mi sevmedin? Benden neden bu kadar nefret ettin?" "Beni abinden farklı görme, her zaman arkanda olduğumu da bil. Emre’yi ben de araştırıyorum ve onu bulduğumda ilk senin ayaklarına kapatacağım." "Teşekkür ederim," dedim. Evin önüne geldiğimizde indim, o da arabadan inip kapıya yaslandı. "İstersen güvenlik için burada durabilirim." "Yok, teşekkür ederim." İçeriye adım attığımda istemsizce Mert’in bir yerden fırlamasını bekledim. Düşünceler beynimi adeta kemiriyordu. Bir yanım ona güvenmek isterken diğer yanım geçmişte yaşadıklarımı yüzüme vurup uzak durmam için sinyal veriyordu. Bu durum canımı o kadar sıkıyordu ki kendimi nasıl odama attım bilmiyorum. O gün burada yaşadıklarım, adamın üzerimdeki hakimiyeti beni delirtmeye yetiyordu. Kimsenin benden kendini üstün görmesine izin veremezdim. Kanıma enjekte ettiği ilaç, yıllar öncesinden bana enjekte edilen uyuşturucuyu hatırlattı. Aylarca hastane köşesinde sinir krizleri geçirmiştim; aynı duruma düşmek istemiyordum. Üstüme rahat bir şeyler giyindikten sonra yatağa uzandım. Neden sürekli Mert aklıma gelip duruyordu? Allah’ım, çıldırmak üzereydim! Beni düşüncelerimden sıyran şey aşağıdan gelen tıkırtılar oldu. Yastığımın altındaki kelebek bıçağı aldıktan sonra aşağıya yöneldim. Bir elim bıçağı tutarken diğer elimi yumruk yapmıştım. Mutfağa baktığımda mutfak kapısı sonuna kadar açıktı. Arkamda hissettiğim hareketlilikle arkamı döndüm. Maskeli adam üzerime hareket ederken yüzüne yumruk savurdum. Bu sefer elimden kurtulamayacaktı, buna izin vermeyecektim. Kolundan tutup kasıklarına sert bir tekme vurdum. Birkaç adım geriye gittikten sonra evden dışarı koşmaya başladı. Peşine düştüm. Arabaya binip hızla giderken ben de koşarak peşinden gittim. Yaptığım aptallığın farkındaydım. Sinirle küfür savurup geri döndüm. O sırada evimin önünde duran Burak’ı gördüm. "Senin burada ne işin var?" dedim büyük bir bıkkınlıkla. "Seni merak ettim de... Neden bu kılıkla dışarıdasın?" O an aklıma gecelikle dışarıya fırladığım geldi. "Maskeli adam yeniden geldi. Bu sefer tam onu yakalamak üzereydim ama Türk filmi klişesine döndüm; aptal gibi adam araba ile giderken ben peşinden koştum." Burak düşünceli bir şekilde baktı gözlerime. "Bu maskeli herifin seninle derdi tam olarak ne?" "Ben de bir bilsem derdini..." "Neyse, içeriye geçelim," diyerek sözümü tamamladım. İçeriye geçtikten sonra limonata doldurup karşısına oturdum. "Ee, neden geldin?" "Aynı ekipteyiz." "Yani? Bu sürekli benim evime gelip gidebileceğin anlamına mı geliyor?" "Abin ve Arda istedi. Gelemedikleri için senin yanında durmam gerektiğini söylediler ki haklılarmış da." "Ben yanımda beni koruyabilecek biri istemiyorum." "Hayat hikâyeni merak ediyorum." Anlık sorduğu soru ile afalladım. "Ne?" "Sanem olarak yaşadığın hayatı merak ediyorum." "Çok da merak edilebilecek bir yanı yok aslında. Sadece fazlasıyla boş bir çukurda yaşadım ve bunu yaşarken en güvendiğim insandan darbe aldım." "Baban ne kadar iğrenç bir insan olabilir ki? Anlamıyorum..." "Tecavüzcü, tacizci, katil... Daha fazla saymamı ister misin?" "Sanırım bir süre boyunca Cem de yanında olmamış." "Evet, onun yerine bu Emre pisliği vardı. Üveydi ama o da beni sırtımdan vurdu." "Onu gerçekten seviyor muydun ki?" "Evet, hem de çok fazla. Kaybolduğu gün aklımı kaybetmek üzereydim. Beni tespit için çağırdıklarında kafayı yemek, delirmek üzereydim. Onun için kendimi ölüme bile atabilirdim." "Peki ya Emre denen o piç seni hiç sevdi mi?" "Sevseydi beni öldürür müydü sence?" "Bilemiyorum, insanlar artık eskisi gibi değil; nasıl, nereden vuracaklarını çok iyi biliyorlar." "Eğer beni gerçekten sevmiş olsaydı kılıma dahi zarar veremezdi. Ama o bana silah bile doğrulttu. Ondan sadece kendi hırsımı değil, doğmamış çocuğumun da hırsını almak istiyorum. Ama nerede ve nasıl gizleniyor hiç bilmiyorum." "Merak etme, bulacağız. Sen bunları düşünme. O adam sana yaşattıklarının hepsinin hesabını bir bir verecek." "Umarım verir." "Verecek. Ben, abin, Arda... Tüm ekip arkanda, hepimiz arkandayız." "Teşekkür ederim." "Rica ederim. Başka bir isteğin var mı?" "Yok, teşekkür ederim." "Mert’ten uzak duracak mısın?" "Ne?" "Mert’ten uzak duracak mısın?" "Bilmiyorum, bir yanım Mert’e güveniyor, bir yanım boşlukta." "Bence güvenmemelisin." "Bilmiyorum, zamanla onu da öğrenebilirim. Yani Emre’ye bağlandığım gibi bağlanmayı düşünmüyorum." "Sen bilirsin." "Hem sen neden benimle bu kadar ilgileniyorsun?" "Zarar görmeni istemiyorum." "Ben kendimi koruyabilirim." "Bu gece yanında kalsam iyi olur bence." "Hayır, istemiyorum. Hatta sen şimdiden gitsen çok iyi olur. Dediğim gibi, kendi başımın çaresine bakabilirim." "Peki, sen bilirsin," diyerek ayaklandı Burak. Uzaklaşırken kapıları kilitleyip koltuğa kendimi büyük bir bıkkınlıkla bıraktım. Şimdi ne olacaktı? Cem ve tüm ekip benim Sanem olduğumu anlamışlardı, öğrenmişlerdi. Mert’in de geçmişi aynı Emre’nin geçmişi ile örtüşüyordu ama nedense Mert’e karşı hissettiklerim çok farklıydı. Sanki niyeti hiçbir zaman bana zarar vermek değilmiş gibiydi. Beni ona çeken şey nedir bilmiyorum, anlayamıyorum. Bir yandan kötü bir geçmişim var, diğer yandan nasıl çekildiğimi bilmediğim bir adam... Telefonum çaldı, arayan Mert’ti. "Alo," dedim biraz alıngan bir şekilde. "Biliyorum bana kızgınsın senden gizlediklerim yüzünden ama kendini suçlu hissetmeni istemedim." "Sence şu an bunun bir önemi kaldı mı? Her şeye rağmen bana söylemeni beklerdim." "Başka çarem yoktu Derin. Neyse, her şeyi boş ver; şu an tehlikedesin. Evine yakın bir bölgedeyim." "Ne? Birkaç dakika önce kaçan adamı gördün mü?" "Adam mı? Ben daha yeni geldim." Bir süre sessiz kaldım. Sessizliği bozan Mert oldu: "Hemen yanına geliyorum." Daha ben bir şey diyemeden telefon suratıma kapandı. Ardından kapı çaldı. Kapıyı açtığımda direkt Mert içeri girip kapıyı kapattı ve yüzümü ellerinin arasına alıp beni inceledi: "İyisin değil mi?" "Evet, iyiyim." Mert uzun bir nefes alıp bıraktı. Az önce kalktığım koltuğa uzandı ve "Adam kimdi?" diye sordu. "Bilmiyorum, sadece kaçırabildim." "Özür dilerim, yanında olmalıydım." "Sorun değil. Ayrıca şu an ne kadar uzağımda olursan o kadar iyi olur gibi." "Hayır, şu an normal durumumuzdan daha anormal bir durumla karşı karşıyayız. Bu yüzden seni asla bu durumda yalnız bırakamam. Kimliğinin deşifre olması seni daha zor ve uzun bir yolun beklediği anlamına geliyor. Bu yüzden seni asla yalnız bırakamam." "Bana yalan söyledin, hem de darbe aldığım bir yerden." "Bunu sana söyleseydim şu an olduğundan daha fazla ön yargılı davranacaktın ve seni korumama izin vermeyecektin." "Şu an yanımda olman hiçbir şeyi değiştirmeyecek, anlamıyorsun değil mi?" "En azından seni korumak istiyorum." "Ben kendimi savunabilecek ve koruyabilecek eğitimi tamamladım, kimseye ihtiyacım yok. Bunu ne zaman anlayacaksın?" Mert’in telefonunun çalması ile bakışları telefonuna kaydı. Çenesi anında kasılmıştı. "Alo..." "Ne?.." "Doğru duyduğuna emin misin?" Ardı ardına konuşmalarından bir şey anlamazken gözleri ve çenesi gerildiğini gösteriyordu bana. Telefonu kapatıp bir adım yaklaştı bana. "Merkezinizde köstebek var." Dediği o an vücudumdan bir ürperti geçti. bu kimliğimin bir yerden açığa geçip ifşa olduğun anlamına geliyordu "kim aradı?" mert ilk başta duraksadı "caner" demesi ile tüm dünyam başıma yıkıldı caner mertin dediği adamdı yusufla ortaklığı olan adam.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD