Sorgudan sonra herkes yerine çekilmiş, kısa da olsa dinlenmeye çalışıyordu. Ama Mert için dinlenmek mümkün değildi. Kafasının içinde bir savaş vardı ve bu savaşın kazananı asla o olamıyordu. Adamın verdiği bilgiler, içindeki öfkeyi daha da körüklemişti. Dışarıdan esen hafif rüzgâr, odadaki perdeyi hafifçe sallıyordu. Odanın loş ışığında Mert, ellerini başının arasına almış bir halde yatağında oturuyordu. Kapı yavaşça aralandı. İçeriye giren kişi, Mert’in beklediği biriydi. Eylül… Sessiz adımlarla ona yaklaştı. Gözleri, Mert’in yüzündeki gerginliği hemen fark etti. Elini usulca Mert’in omzuna koydu. “Mert…” dedi yumuşak bir sesle. “Kendini bu kadar hırpalama.” Mert başını kaldırdı, Eylül’ün gözlerine baktı. O gözlerde sadece disiplin yoktu artık. Endişe, merhamet ve belki de başka bir
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


