Zeynep, “Hasan…” dedi, bu kez bir fısıltıdan daha fazlasıydı, ama içinde hâlâ titreyen bir yankı vardı. Adını söylerken ona verdiğim sözleri hatırlıyordum. Ona güçlü olacağıma, kendimi bulacağıma, susmayacağıma dair sözler vermiştim. Ve şimdi, onunla bu küçük alanda, sözlerimin gerçek olduğunu hissediyordum. "Zeynep sana ihtiyacım var. Sıcaklığına, tenine tüm benliğine." Dudaklarımı bir kez daha ona yaklaştırdım, bu kez daha derin bir tutkuyla. Öpücüğümüz, aramızdaki her şeyi daha güçlü kılıyordu. Ellerim, ince bir buhar tabakasıyla kaplanmış sırtında dolaşırken, onun teninin sıcaklığını hissetmek beni neredeyse sarhoş etmişti. Zeynep’in nefesi dudaklarımın arasında titriyordu, ama elleri, beni bırakmamak ister gibi saçlarımda dolanıyordu. “Adını söylemeye devam edeceğim,” dedim, nefesl

