YARI ÇIPLAK

2995 Words

DİCLE Yiğit’in bebeğin varlığından kaçar gibi gidişine şaşırmamıştım aslında. Böyle davranması, ne yazık ki tahmin edilebilir bir haldi. Yine de bu, yüreklerimizdeki acıyı hafifletmiyordu. Yonca, kollarında pembe battaniyeye sarılı olan bebeği hafifçe sallayarak “Bebeği suçluyor olamaz, değil mi?” dedi. Cenazeden sonra Yiğit’le yatak odasında yaptığımız o ağır konuşma hafızamda canlandı. Gözlerimden süzülen yaşları elimin tersiyle silerken, boğazıma düğümlenen bir yumruyla, “Bebeği değil, kendini suçluyor,” dedim. Yiğit’in içindeki suçluluk duygusu, onun ruhunu kemiren bir kurt gibiydi. Bebeğin masumiyeti, onun acısını dindirmek yerine, sanki daha da derinleştiriyordu. Demir, her zamanki sakin tavrıyla araya girdi. “Yiğit’e zaman verin,” dedi. “Üstüne gitmeyin. Acısı henüz çok taze.”

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD