KUZEY Ali İhsan’ın beni nasıl fark ettiğini çözmeye çalışıyordum. Bu adam, peşinde olduğumu mu anlamıştı, yoksa sadece tesadüfen mi karşılaşmıştık? Şaşkınlığımı saklamaya çalışarak arabanın camını usulca açtım. İçimde biriken gerilimi bastırmaya çalışırken, sesimi olabildiğince sakin tutmaya özen gösterdim. “Hayırdır birader,” dedim. Ali İhsan, yüzünde sert bir ifadeyle, “Çıksana dışarıya,” dedi. Sesi nezaketten uzak, buyurgan bir tondaydı. Gücü sadece kadınlara yeten bu piç kurusu, ondan korkacağımı falan mı sanıyordu acaba., Hareketlerimi olabildiğince doğal tutmaya çalışarak arabanın kapısını açtın. Onun Ömür’e dokunduğunu, o pis ellerinin ve nefesinin tenine değdiğini düşündükçe kafayı yiyordum. Ben daha ağzımı açmadan, Ali İhsan doğrudan konuya girdi: “Beni mi takip ediyorsun?”

