DEMİR Dicle ve Sonat’a yeni yıl hediyesi almak için çarşıda dolaşırken, kuyumcuya girdim. “Bileklik modellerini görebilir miyim” dedim. Kuyumcu tüm modelleri tek tek gözlerimin önüne serdi. Bu sırada telefonumun tanıdık melodisi çaldı. Ekrana baktığımda arayanın Kuzey olduğunu gördüm. Onun beni böyle aniden araması pek alışıldık bir durum değildi. Daha önce hiç aramamıştı. Ömür’le ilgili bir problem mi vardı, bir şey mi olmuştu diye gerildiğimden aceleyle cevap verdim. “Alo, Kuzey,” dedim, sesimde hem merak hem de endişeyle. Önce halimi hatırımı sordu, her zamanki kibarlığıyla. Ses tonu iyi geldiğinden rahatladığımı hissettim. “İyiyim, teşekkür ederim,” dedim, bir yandan da Dicle için alacağım altın bilekliği kuyumcunun tezgâhında incelemeye kaldığım yerden devam ediyordum. Kuzey’in s

