ÖMÜR “Baba, ben…” dedim, ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Utanç, korku ve çaresizlik iç içe geçmiş, konuşmamı imkânsız kılıyordu. Babamın elinde tuttuğu o fotoğraf, Kuzey’le öpüştüğümüz anın bir karesiydi. Ne söyleyebilirdim ki? Bu görüntünün hiçbir açıklaması ya da savunulacak yanı yoktu. Babamın gözlerindeki hayal kırıklığından kaçar gibi başımı öne eğdim. Gözlerimden istem dışı akan gözyaşları yanaklarımdan süzülmeye başladı. Boğuk, kısık bir sesle, “Özür dilerim, ne olur affet beni,” dedim. “Çok utanıyorum senden” Aslında pişman değildim Kuzeyle öpüşmekten ama babama karşı kendimi günahkar hissediyordum. Yine lanet bir ikilemdeydim. Babam, çeneme dokundu, başımı kaldırdı ve yüzümü kendine çevirdi. “Yüzüme bak, Ömür!” dedi, sesi sert ama içinde bir şefkat barındırıyordu. Gözlerimi

